(4857 S. K. m. 18, 19, 20, 21)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S.Göktaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin işverence geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davanın bir aylık süre içinde açılmadığını, iş sözleşmesinin belirli süreli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının avukat olarak istihdam edilmekte iken 1.1.2006-31.5.2006 tarihleri arasında Başkan Danışmanı olarak çalıştırılmasına karar verildiği, bu sözleşmeye ilişkin davacı talebi veya imzasının bulunmadığı, Personel müdürlüğünün 8.3.2006 tarihli yazısı ile 31.5.2006 tarihine kadar olan sözleşmeniz yenilenmeyecektir denildiği, hangi görevinin sona erdiğine dair açıklama bulunmadığı ve davacıya tebliğ tarihinin bildirilmediği, buna göre avukat olarak çalışan davacının talebi dışında görevlendirildiği Başkanlık Danışmanlığı görevinin 31.5.2006 tarihinde sona erdiği, bunun dışında avukatlık görevi ile ilgili sözleşmenin sona erdirildiğine dair fesih bildirimi yapılmadığı, 30.5.2006 tarihli Personel Müdürlüğü yazısında davacının işten çıkış tarihi olarak 31.5.2006 tarihinin gösterildiği, buna göre davanın bir aylık süre içinde açıldığı, feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davacının işe iade isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre davalı belediyede işçi statüsünde avukat olarak çalışan davacının 1.1.2006 tarihinden itibaren Başkan Danışmanı olarak çalıştırılmasına karar verilmiş ve ücreti de bu yeni işine göre belirlenmiş bulunmaktadır. Belirtilen çalıştırılma biçiminde hem avukatlık hem de danışmanlık olmak üzere aynı anda iki ayrı sözleşmenin devam ettiğini söyleme olanağı yoktur. Kaldı ki, davacıya 14.3.2006 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılan ve konusu Av. Mustafa Açıcı hk. olarak belirtilen yazıda 31.5.2006 tarihine kadar olan sözleşmeniz yenilenmeyecektir ibaresine verilmiş olup, bu yazının iş sözleşmesinin sona erdirileceğine ilişkin bildirim olduğu açıktır.
İş sözleşmesi feshedilen işçi tarafından İş Kanununun 20. maddesi uyarınca, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açılması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, mahkemece kendiliğinden gözetilecek bir husustur. Sözü edilen tebliğ tarihi ve davanın açıldığı 27.6.2006 tarihine göre bir aylık dava açma süresi geçmiş olup, davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile işin esasına girilerek hüküm kurulmuş olması hatalı olmuştur.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Hüküm: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1) Gebze 2.İş Mahkemesinin 19.10.2006 gün ve 646-395 sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2) Davanın REDDİNE,
3) Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4) Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı (38.80) YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5) Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 500.-YTL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6) Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 25.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy