(4857 S. K. m. 18, 20, 25)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini belirten davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacının iş sözleşmesinin posta başı olan Uğur Özdemir ile işyerinde 20.06.2006 tarihinde karşılıklı hakaret ve darp olayı nedeni ile Disiplin Kurulunca savunmaları alındıktan sonra, Disiplin Kurulu kararı ile yürürlük TİS'in 37/29. maddesi uyarınca işyerlerinde başkalarına karşı onur kırıcı davranışlarda bulunmak, hakaret ve kavga etmek davranışından dolayı haklı olarak feshedildiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davalı işverenin diğer işçisi ile tartıştığı ve kavga ettiği kabul edilmekle birlikte, kavgayı gören tanık bulunmadığı, tartışma ve kavganın hangi işçinin kusuru ile nedeni ile meydana geldiğinin tam olarak belli olmadığı, kavgaya karışan her iki işçinin de iş sözleşmesinin feshedildiği, feshin ağır olduğu, davacının olayda kusurunun ve kavgayı başlatıp başlatmadığının netleşmediği, zayıf olan işçi lehine yorum yapılması gerektiği, fesih dışında eylemle uyumlu bir disiplin cezasının verilmesinin yerinde olacağı, iş sözleşmesine son verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu geçerli sebepler İş Kanunu'nun 25. maddesinde belirtilen derhal fesih için öngörülen haklı nedenler olabileceği gibi, bu nitelikte olmamakla birlikte, işin ve işyerinin normal yürüyüşünü olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan nedenler ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde fesih için geçerli sebep olabilirler. İş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığı kabul edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, işyerinde davacının amiri konumundaki işverenin diğer işçisi ile verilen görevin eksikliği konusunda tartıştıkları, tartışmanın kavgaya dönüştüğü ve davacı ile diğer işçinin yaralandıkları, tartışma ve kavga sırasında olayı gören tanık bulunmadığı, her iki işçinin savunmaları alındıktan sonra Disiplin Kurulu kararı ile Toplu İş sözleşmesinin ceza cetvelinde öngörülen işten çıkarma cezasının uygulandığı ve iş sözleşmesinin bu nedenle feshedildiği, her iki işçinin de tartışmayı ve kavgayı karşı tarafın başlattığını iddia ettiği anlaşılmaktadır. Tartışma ve kavganın hangi işçinin tarafından başlatıldığının belirlenememesi olgusunun işveren aleyhine kullanılması doğru değildir. Davacı işçinin işverenin diğer işçine sataşmada bulunduğu, işyerinde meydana gelen kavganın işin ve işyerinin yürüyüşünü etkilediği, olumsuzluklara yol açtığı sabittir. Esasen mahkemece, fesih dışında eylemle uyumlu bir disiplin cezasının verilmesinin yerinde olacağı sonucuna varılarak, bu olgu kabul de edilmektedir. İş ilişkisinin işveren açısından sürdürülmesi olanağı kalmamıştır. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalı bulunmuştur.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1- Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Davanın REDDİNE,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 15.00 YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 450 YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya İADESİNE, kesin olarak, 26.03.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy