(1475 S. K. m. 14, 17) (4857 S. K. m. 17)
Dava ve Karar: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı alacağının ödetilmesinekararverilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Ü. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, davalıya ait işyerinde 01.09.1985 tarihinde çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin 15.08.2002 de işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, kendisine bugüne kadarkıdem tazminatına mahsuben 1.100 TL ödeme yapıldığını ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, davacı işçinin güveni kötüye kullanmak, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunmaktan dolayı iş sözleşmesinin 1475 sayılı İş Kanunun 17/II (d) maddesine göre feshedildiğini, davacı hakkında C Savcılığına suç duyurusunda bulunulmadığını, muhtaçlık olmasın diye kendisine kıdem ve ihbar tazminatı olarak 1.100 TL ödeme yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin bağlılık ve doğruluğa uymayan davranışlar nedeniyle haklı olarak feshedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İş hukukunda, iş sözleşmesinin ihbar ve kıdem tazminatını gerektirmeyecek şekilde haklı nedenlerle feshedildiğinin ispat yükü işverene aittir. İspat hukuku yönünden işçi işveren karşısında zayıf durumdadır. İş hukukunun işçiyi koruyan, kollayan özelliği nedeniyleişveren, iş sözleşmesinin ihbar ve kıdem tazminatı gerektirmeyecek şekilde son bulduğunu her türlü delille ispatlamak durumundadır.
Dava konusu somut olayımızda; davalı işveren fesihle ilgili yazılıbelge, tutanak ve benzeri delil ibraz etmemiş, yazılı fesih bildirimi yapmamış, adli ve idari makamlara herhangi bir şikayet ve suç duyurusunda bulunmamıştır. Dinlenen tanıklar da iş sözleşmesinin doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışların varlığı yönünden somut beyanlarda bulunmamışlardır. Üstelik davalı işveren, iş sözleşmesinin son bulmasından sonra davacıya ihbar ve kıdem tazminatı olarak1.100 TL ödeme yaptığını beyan etmekte, davacı da kendisine kıdem tazminatı olarak 1.100 TL ödendiğini kabul etmektedir. Davalı işverenindavacı işçiye kıdem tazminatı adı altında ödeme yapması savunması ile çelişmektedir. Yeterli delillerle ispatlanamayan ve çelişki içeren davalı işveren savunmasına bu nedenlerleitibar edilemez. Haklı bir feshinvarlığı yönünden soyut tanık beyanları ile de sonuca gidilemez. 17 yıla yakın bir zaman davalı işyerinde çalışan işçinin bu şekilde ihbar ve kıdem tazminatı hakkından yoksun bırakılması hakkaniyete de uymamaktadır. Mahkemece yapılacak iş; İşveren tarafından haklı bir feshin varlığı ispatlanamadığından ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanan davacının alacakları, hesap bilirkişisine hesaplatılmalı, davacı tarafından kıdem tazminatı olarak ödendiği belirtilen 1.100 TL öncelikle kıdem tazminatından mahsup edilmeli, işveren tarafından bu miktar kıdem ve ihbar tazminatı olarak ödendiği belirtildiğinden kıdem tazminatından artan bir miktarın bulunması halinde kalan miktar ihbar tazminatından mahsup edilmeli ve oluşacak sonuç doğrultusunda davacı alacakları hakkında bir hüküm kurulmalıdır. Yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,30.04.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy