(4857 S. K. m. 17, 20, 25)
Dava: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından iş kazası sonrası işbaşı yaptıktan sonra geçerli neden olmadan 15.02.2007 tarihinde feshedildiğini, feshin geçerli nedene dayanmadığını belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, şantiye işçisi olan davacının 27.06.2006 tarihinde iş kazası geçirdiğini, kaza sonrası istirahat raporu alıp, istirahat boyunca şantiyede kalmaya devam ettiğini, istirahatı 10.01.2007 tarihinde bitmesine ve çalışır raporu almasına rağmen, iş başı yapmaktan kaçındığını, hatırlatıldığı halde işleri yapmadığını, ısrar ettiğini, 20 gün boyunca iş başı yapmadığını, iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanununun 25/II maddesi uyarınca 01.02.2007 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini, fesih bildirimini tebliğden imtina ettiğini davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, feshin geçerli nedene dayandığının ispat yükünün işverende olduğunu, feshe son çare olarak bakılması gerektiği, davalı işverenin geçerli ve haklı feshi kanıtlayamadığı, çalıştırılmasının mümkün olduğu, şantiyede kaldığı halde davacıya tebligat yapılamadığının inandırıcı olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikayet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır.
İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar.
Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanununun 25/I.b maddesi uyarınca işçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması kaydı ile hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkının; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğacağı kurala bağlanmıştır.
Dosya içeriğine göre, davacının davalı işyerinde çalışırken, 27.06.2006 tarihinde iş kazası geçirdiği, bu kaza sonrası 10.01.2007 tarihine kadar aralıksız istirahat raporu aldığı anlaşılmaktadır. Davacı rapor bitimi iş başı yaptığını, çalıştığını iş sözleşmesinin 15.02.2007 tarihinde feshedildiğini iddia etmiş, davalı ise rapor bitimi davacının iş başı yapmadığını, çalışması için uyarılmasına rağmen 20 gün iş yapmadığını, iş sözleşmesinin 01.02.2007 tarihinde feshedildiğini savunmuştur. Özellikle davacı tanığı, davacının iş kazası sonrası sağ elinin iş görmediğini, uyuştuğunu, memlekete gidip döndükten sonra çalışmak istediğini, ancak davalı şirket sahibinin bu şekilde çalıştıramayız diyerek iş vermediğini, başka bir iş teklifi de yapılmadığını beyan etmiştir. Davacı iş kazası sonrası yaklaşık 6 ay istirahat raporu almıştır. Bu süre işveren 4857 sayılı İş Kanununun 25/I.b maddesi uyarınca bildirimsiz fesih hakkı vermektedir. Ancak işveren rapor bitimi, davacı işçiye iş vermemiş ve iş sözleşmesini 01.02.2007 tarihinde feshetmiştir. Davalı işveren feshi haklı nedene dayanmamakta sabit ise de, dava 13.03.2007 tarihinde açılmıştır. Eylemli feshe ve fesih bildirim yapılan tarihe göre davanın hak düşürücü süre olan bir aylık süre içinde açılmadığı anlaşılmaktadır. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 35.00 YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 500.-YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 30.06.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy