MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA:Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, iş sözleşmesi karşılıklı anlaşma ile sona erdiğinden işe iade davasının reddi gerekir.
Mahkemece davacı ile davalının anlaşarak karşılıklı olarak iş sözleşmesinin feshedilmesi hususunda anlaşarak ve davacının rızası ile sona erdiği, tarafların tüm fesih koşullarında tam bir mutabakata vardıkları, davacının her hangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmeden mutabakatname ve ibranameyi imzaladığı, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki iş sözleşmesinin anlaşma ile sona erdirilip erdirilmediği noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacıya tebliğ edilen 4.9.2005 tarihli fesih bildiriminde iş sözleşmesinin davalı işverence 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18.maddesi uyarınca sürüm ve satış olanaklarının azalması nedeni ile feshedildiğinin açıklandığı, davacıya tüm tazminat ve alacaklarını aldığında dair tarihsiz bir ibraname imzalatıldığı anlaşılmaktadır. İşten Ayrılma Bildirgesinde iş sözleşmesinin davalı işverence feshedildiği belirtilmiştir. Davacıya aynı gün imzalatılan “mutabakatname ve ibraname” başlıklı belgede ise iş sözleşmesinin anlaşma ile sona erdirildiği, ihbar ve kıdem tazminatının ödendiği, davacı işçinin işe iade hükümleri yönünden her hangi bir hak talebinde bulunmayacağı ifade edilmiştir. Davalı tanıkları iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini, dinlenen davacı tanıkları da iş sözleşmesinin davalı işverence feshedildikten sonra tazminatları almak için bir takım belgeler imzalattıklarını belirtmişlerdir. Mevcut olgulara göre iş sözleşmesinin anlaşma ile değil, davalı işverence feshedilerek sona erdiği mutabakatname ve ibranamenin fesihten sonra iş güvencesi hükümlerinin uygulanmasını
engellemek amacıyla düzenlendiği, fesih için geçerli bir neden bulunmadığı anlaşıldığından, davacının işe iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi hatalı olmuştur.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-)... 1.İş Mahkemesinin 26.12.2006 gün ve 853-745 sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2-)İşverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine,
3-)Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının fesih nedeni ve kıdemi dikkate alınarak 4 aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-)Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
Davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
5-)Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-)Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 450.YTL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-)Davacı tarafından yapılan ( 29.00 ) YTL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-)Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak, oybirliğiyle 2.7.2007 tarihinde karar verildi.