(1136 S. K. m. 164) (YHGK 09.05.2007 T. 2007/13-247 E. 2007/262 K.)
Dava: Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup, düşünüldü:
Karar: Davacı, İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olduğunu, 07.01.2002 tarihinde Bel... A.Ş. kadrosuyla davalı Kurumda sözleşmeli avukat olarak çalışmaya başladığını, Bel... ile İSKİ arasında hukuk hizmetleri protokolü olduğunu ancak dava ve icra dosyalarından tahsil edilerek emanet hesabında biriktirilen vekalet ücretinden yararlandırılmadığını bu ücretin memur avukatlar arasında dağıtıldığını belirterek vekalet ücreti isteğinde bulunmuştur.
Davalı Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, Hukuk Genel Kurulunun asliye mahkemelerinin görevli olduğuna dair kararı olduğunu savunmuştur.
Mahkemece 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164. maddesindeki değişiklikten sonra Yönetmeliğin 30. madde hükmünün İSKİ Yönetim Kurulunun 04.11.2003 günlü kararı ile genişletildiğini, işyeri uygulaması ve yönetmelik hükmü ile iş şartı haline gelen emanet hesabında biriken vekalet ücretinden diğer avukatlara ödenen paylar oranında yararlanması gerektiği gerekçesiyle dava kabul edilmiştir.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının talep ettiği vekalet ücretinin hizmet akdine dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı ile aynı yerde çalışan başka bir avukatın açtığı dava sonucunda Hukuk Genel Kurulunun 09.05.2007 tarih ve 2007/13-247 Esas, 2007/262 Karar sayılı ilamında istemin dayandığı hukuki esasın hizmet sözleşmesi ile davalının üzerine aldığı ücret borcuna ilişkin olmayıp; emanet hesabında toplanan vekalet ücretinin, teamül ve yönetmelik hükümlerine aykırı olarak ödenmemesi esasına dayandığı belirtilmektedir. Başka bir deyimle, yargı kararıyla karşı tarafa yükletilen ve davalı tarafça emanet hesabında biriktirilen vekalet ücretinden payına isabet eden bölümün, anılan yönetmelik hükümlerine ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164. maddesine dayanarak talep edilmesi olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla uyuşmazlığın çözümünde, yanlar arasındaki hukuki ilişkide öncelikle Borçlar Kanununun vekalet akdi hükümleri uygulanabileceği gibi açık kanun hükmü ile İş Mahkemesinde görüleceği belirtilmemiş olan bu tür davalar genel mahkemelerde görüleceği karara bağlanmıştır.
Bu durumda mahkemece dava dilekçesinin görev yolundan reddine dair karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 18.09.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy