(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 25, 41, 44, 47, 53) (1086 S. K. m. 163, 180, 195)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ş.Kırmaz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi iş sözleşmesinin işveren tarafından ödenmeyen fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve yıllık izin ücretlerini talep etmesi üzerine işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı, davacının izinsiz ve mazeret bildirmeksizin devamsızlık yapması nedeniyle 4857 sayılı Kanun 25/2-g maddesi uyarınca iş sözleşmesinin feshedildiğini, fazla çalışma yapıldığında ise ücretinin ödendiğini savunmuştur.
Mahkemece iş sözleşmesinin işverence haklı bir neden olmadan feshedildiği gerekçesiyle isteklerin tamamını hüküm altına almıştır.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 5.6.2007 tarihli davalı tarafın bulunmadığı ilk oturum da taraflara delil ve tanıklarını bildirmek üzere HUMK 180 ve 195.maddeleri gereğince 10 günlük kesin mehil verilmesine (kesin sürenin sonuçları anlatıldı), tanık deliline dayanılmış ise tanıkların davetiye ile celplerine masrafın taraflardan alınmasına, tanıklar için ayrı ayrı 20'şer TL lik tanıklık ücretinin taraflardan alınmasına, duruşma zaptının bir suretinin davalıya posta ile gönderilmesine şeklinde taraflara kesin mehil verilmiştir.
Davalı tarafça tanık listesi, davacının işyeri şahsi dosyası ve bir kısım nöbet çizelgeleri ibraz edilmiştir.
Davacının gösterdiği tek tanık 25.9.2007 tarihli ikinci oturumda dinlendikten sonra, toplanan delillerle birlikte 27.11.2007 tarihli üçüncü oturumda dosya bilirkişiye gönderilmiş iddia ve savunmalar doğrultusunda bilirkişi raporu alınmıştır.
Davalı vekili bilirkişi raporuna itirazlarıyla birlikte daha evvel bildirdikleri delillerinin toplanmasını ve tanıklarının dinlenmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı tarafın isimlerini bildirdiği tanıkların celbi için gerekli masrafların yatırılmadığı ve duruşmaların uzun süre takip edilmediği gerekçesiyle davalı vekilinin isteği reddedilmiştir.
Kesin mehil davayı uzatmak ve sonucunu geciktirmek amacında olan tarafın bu davranışını önlemek amacıyla getirilmiş bir tedbirdir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 163. maddesinde biri yasal diğeri hakim tarafından tanınan iki türlü önelin varlığı kabul edilmiş bu önellere uyulmaması durumunda doğacak hukuki sonuçlar açıklanmıştır. Hakimin ilk defa tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir, ancak hakim kendisinin tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Eğer hakim sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise tanıdığı süre içerisinde yapılması istenen işlerin neler olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklaması ve kesin süreye uymamanın doğuracağı sonuçları açık olarak anlatması ve bu anlatılanları tutanağa geçmesi, uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedilebileceğini yine açıkça bildirmek suretiyle ilgili tarafları uyarması gerekir. Hukuk Genel Kurulunun 7.5.2003 tarih 2003/319 E-355 K sayılı kararı da bu yöndedir.
Somut olayda Yargıtay ın kararlılık kazanmış uygulamalarında da yerini alan bu esaslara uyulmayıp kararda belirlenen sürede işlemlerin yapılmaması halinde doğacak hukuki netice gösterilmemiş, sadece sonuçlarının anlatılmasına (anlatıldı) denilmekle yetinilmiş, tanıkların mahkemeye çağrılması için gereken masraf miktarı gösterilmemiş, herhangi bir sürede verilmemiştir. Kaldı ki davalının yokluğunda alınan ara kararı ile kesin mehil verilmesine ilişkin duruşma zaptının davalıya tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ belgesine dosya içeriğinde de rastlanılmamıştır. Mahkemenin bu nitelikte ki kararının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 163. maddesinin yukarı da açıklanan özelliklerini taşımadığı ve maddede öngörülen sonuçları doğurmayacağı ortadadır.
Açıklanan nedenlerle davalıya tanıklarını dinletmek üzere usulüne uygun kesin mehil verilmeli, delilleri toplanmalı sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy