(4857 S. K. m. 1, 4) (2709 S. K. m. 128) (657 S. K. m. 4)
Dava: Davacı, davacı tarafından ödenen sigorta pirimi ve ceza toplamının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ş. Çil tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açılan bu davada, davacıya ait lisede sözleşmeli olarak ek ders ücretli çalıştırılan iki öğretmenin sigorta primlerinin yatırılmamış olması sebebiyle Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından uygulanan sigorta pirimi gecikme zammı ve cezalar toplamı 5.549,44 TLnin o dönemde okulda müdür ve müdür baş yardımcısı konumunda olan davalılardan tahsil isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece isteğin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 1. maddesinin 2. fıkrasında, İş Kanununun 4. maddesinde belirtilen istisnalar dışında kalan bütün işyerlerinde, işverenler ile işveren vekillerine ve çalışma şekline bakılmaksızın işçilere bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
Sorun daha çok, statü hukukuna tabi kamu çalışanları ile yine kamuda çalışan işçiler arasındaki ayrım noktasında ortaya çıkmaktadır. T.C. Anayasasının 128. maddesi, Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir şeklindedir.
657 sayılı Yasanın 4. maddesinde ise, kamu hizmetlerinin memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle görüleceği hükme bağlanmıştır. Aynı Yasanın (A) bendinde, mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın, Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler, bu Kanunun uygulanmasında memur sayılacağı, ayrıca maddede sözü edilen kurumlar dışındaki kurumlarda, genel politika tespiti, araştırma, planlama, programlama, yönetim ve denetim gibi işlerde görevli ve yetkili olanların memur oldukları belirtilmiştir.
Memur, sözleşmeli personel ve işçinin ortak noktası ücret karşılığı bağımlı çalışmalarıdır. Memur, genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde görevlendirilir. İşe alınması, atama idari işlemiyle olur. Yine memurların çalışma koşulları, hakları, ödev ve sorumlulukları ve memurluğun sona ermesi önceden yasa ile kesin olarak belirlenmiştir. Bu konularda memur ile onu atayan idare arasında farklı bir uygulamanın kararlaştırılması söz konusu olmaz.
Davalılar İş Kanununa tabi işçi statüsünde olmayıp, davacı bakanlığa ait okulda müdür ve müdür başyardımcısı olarak memur sıfatıyla görev yapmışlardır. Böyle olunca uyuşmazlığın çözümü de iş mahkemesine ait değildir. Dava konusu miktara göre asliye hukuk ya da sulh hukuk mahkemesinde görülmek üzere, davanın görev yönünden reddine dair karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy