(4857 S. K. m. 41)
Dava: Davacı, ikramiye ve fazla mesai ücreti ile ihtarname masrafının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hâkimi R. Taşdelen tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının hak kazandığı fazla çalışma ücretinden, zamanaşımına uğrayan alacak bulunup bulunmadığı konusunda, taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı 16.05.2006 tarihli dava dilekçesi ile 100,00 YTL fazla çalışma ücreti istemiş, 14.04.2006 harç tarihli ıslah dilekçesi ile bu miktarı, 42.136,12 TL olarak ıslah etmiştir. Islah dilekçesi davalı vekiline 16.04.2008 tarihli celsede elden tebliğ edilmiş, beyanda bulunması için gelecek celseye kadar mehil verilmiştir. Bir sonraki celse 03.06.2008 tarihindedir. Davalı vekili 14.05.2008 havale tarihli dilekçe ile süresinde zamanaşımı savunmasında bulunmuştur. Islah dilekçesi ile arttırılan miktar için zamanaşımı savunmasının değerlendirilmemesi doğru değildir.
3- İşçilik alacaklarında uygulanması gereken faiz konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı, dava ve ıslah dilekçesinde fazla çalışma ücretine ihtarname tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi, yine teşvik primi ikramiye alacağına da dava dilekçesi ile ihtarname tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi talep etmiştir.
Mahkemece, hüküm altına alınan fazla çalışma ücretine dava ve ıslah tarihinden itibaren yasal faiz, teşvik primi ikramiyesi alacağına da dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmıştır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun çeşitli hükümlerinde faiz konusunda düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan Yasanın 34. maddesinde, gününde ödemeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanacağı hükmü bulunmaktadır. Maddede sözü edilen ücret geniş anlamda ücret olup, çalışma karşılığı ücretler ile ikramiye, prim, jestiyon ve benzeri ödemeler ve fazla çalışma, hafta tatili ile bayram ve genel tatil ücretleri de bu kapsama dâhildir. İşe iade davası ile tespit edilen en çok 4 aya kadar boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklar için de 4857 sayılı İş Kanunu'nun 34. maddesinde sözü edilen özel faiz türü uygulanmalıdır.
Öte yandan, ücretin toplu iş sözleşmesinden kaynaklanması halinde 2822 sayılı yasanın 61. maddesi uyarınca söz konusu alacağa uygulanması gereken faiz, en yüksek işletme kredisi faizi olmalıdır.
Ücret alacağının 1475 sayılı yasa döneminde doğmuş olması durumunda 10.6.2003 tarihine kadar yasal faiz, bu tarih sonrası ücretler bakımından ise bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir. İşçinin ücret konusundaki talebinin yasal faiz olarak adlandırılmış olması da 4857 sayılı İş Kanunu'nun 34. maddesinin uygulanmasına engel değildir. Gerçekten, ücret alacağı bakımından anılan 34. maddede faizle ilgili olarak yasal düzenleme yer aldığından, işçinin isteğinin, bahsi geçen özel faizin talep edildiği şeklinde değerlendirilmesi gerekir.
Ücret alacağı bakımından faize hak kazanmak için kural olarak işverenin temerrüde düşürülmelidir. Ancak, bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde açıkça bu ödeme günü kararlaştırıldığında, belirlenen ödeme tarihi sonrasında faiz işlemeye başlar.
Ücret alacağı için özel banka kamu bankası ayrımı yapılmaksızın mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının belirlenmesi gerekir. Yasada, uygulanan en yüksek faiz sözcüklerine yer verilmiş olmakla bahsi geçen faiz oranının uygulanıp uygulanmadığı tespit olunmalıdır. Bankaların belli dönemlerde T. C. Merkez Bankasına uygulayabileceklerini bildirdikleri faiz oranı filen uygulanmış olmadıkça ücret yönünden dikkate alınmaz.
Bankaların uyguladıkları faiz oranları bir ya da birkaç aylık veya bir yıllık vadelerle belirlenmektedir. Bunlardan en uzun vade bir yıl olup, en yüksek faiz oranı da bir yıllık mevduata uygulanmaktadır. Bu durumda ücret alacağı için uygulanması gereken faiz, ödeme gününün kararlaştırıldığı ya da temerrüdün gerçekleştiği zamanda bankalarca bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı olmalıdır. Aynı alacak için ikinci yılın başlangıcındaki en yüksek banka mevduat faizinin belirlenerek uygulanması, gecikme daha da uzunsa takip eden yıllar için de aynı yönteme başvurulması gerekir. Yıl içinde artan ve eksilen faiz oranları dikkate alınmaz. Yıllar itibarıyla faiz oranları değişebileceğinden kararda faiz oranının gösterilmemesi gerekir.
Somut olayda; davacı davaya konu alacaklar açısından davalıyı 14.04.2006 tarihli ihtarnamesi ile 28.04.2006 tarihi itibarıyla temerrüde düşürmüştür. Mahkemece hüküm altına alınan fazla çalışma ücreti ve teşvik primi ikramiye alacağına, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, temerrüt tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi uygulanması gerekirken dava ve ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy