(4857 S. K. m. 25) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta ve genel tatil ile yıllık izin ücreti alacağının ödetilmesine tarar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi R. Taşdelen tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İş sözleşmesinin işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
Davacı, 1991 yılında davalı işyerinde çalışmaya başladığını, 1997 yılında askerlik nedeni ile ayrılıp, 2000 yılında çalışmaya devam ettiğini, 02.10.2005 tarihinde geçirdiği bir trafik kazası nedeniyle müvekkiline dinlenmek üzere izin verildiğini, ancak oyalanarak işyerine kabul edilmediğini, iş akdinin feshedildiğini birkaç gün önce haricen öğrendiğini, kıdem ve ihbar tazminatının ödenmediğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı isteğinde bulunmuştur.
Davalı, Davacının müvekkiline ait işyerine 16.05.1995 tarihinde girdiğini, askere gideceğinden bahisle 20.02.1997 tarihinde işten ayrıldığını tekrar 21.10.2002 tarihinde başladığını, davacının müvekkiline ait aracı 01.10.2005 tarihinde tamir için bırakılan servisten aldığını, bu sırada müvekkilinin Kırşehirde bulunduğunu, 02.10.2005 tarihinde yanına iki arkadaşını da alarak Tekir Yaylası Yolundaki restaurana eğlenmeye gittiğini, burada alkol aldığını, dönüşte aldığı alkolün etkisi ile kaza yaptığını, araçta 4.000,00 YTL.lik hasar meydana geldiğini, davalıya Ceyhana eşini ve çocuklarını almaya gittiğini, dönüşte mazot pompasının tıkanarak bariyerlere çarptığını söylediğini, davacının bu hikayesinin davalıya inandırıcı gelmemesi üzerine davacının yanında bulunan kişilerle konuştuğunu, gerçeğin ortaya çıkması üzerine davacının da alkollü araç kullandığı için kaza yaptığını, alkollü olduğu için tutanak tutturmadığını Adana Devlet Hastanesinde tedavi olduğunu söylediğini, aracın kaza nedeni ile 15 gün boyunca serviste kaldığını, müvekkilinin işte kullanamadığını, hem müvekkiline zarar veren, hem de yalan söyleyen davacının iş akdinin haklı nedenle 07.10.2005 tarihinde feshedildiğini savunarak kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece Davacının davalıya ait işyerinde 06.10.1995 - 20.02.1997 - 21.10.2002 - 07.11.2005 tarihleri arasında toplam 4 yıl 5 ay çalıştığı, davacının 02.10.2005 tarihinde kaza yaptığı, iş akdinin kazadan yaklaşık 1 ay sonra feshedildiği, davacının bilirkişice hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacağı gerekçesi ile toplam çalışma süresine göre hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanı maktadır.
Somut olayda davacının işverenin aracı ile alkollü olarak yaptığı trafik kazasını işverenden gizlediği, işverenin daha sonra olayın gerçek oluş şeklini öğrenip fesih hakkını kullandığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Davalı feshi haklı nedene dayandığından, davacı askerlik sonrası için kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamaz. Ancak davacının 06.10.1995 - 20.02.1997 tarihleri arasındaki çalışması, askerlik sebebi ile ayrılmasıyla sona erdiğinden, davacı bu dönem için kıdem tazminatına hak kazanır. Sadece askerlik öncesi dönem çalışması ve 20.02.1997 tarihinde alınan ücrete göre hesaplanan kıdem tazminatının kabulüne karar verilmesi gerekirken, toplam çalışılan süreye ve son alınan ücrete göre hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatına karar verilmesi doğru olmamıştır.
3 - Davacı, dava dilekçesi ile istediği fazla çalışma, genel tatil ve yıllık izin ücreti miktarlarını 30.10.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile arttırmıştır. Ancak ıslah dilekçesi ile faiz talebinde bulunmamıştır. Bu nedenle ıslah ile arttırılan miktarlara kısımlara faiz yürütülmesi HUMK 74. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık kuralına aykırılık oluşturduğundan hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy