(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 41, 47, 57) (1086 S. K. m. 179, 180, 195, 200, 344, 356)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, 3 aylık ücret, ikramiye, fazla çalışma, genel tatil ücreti, öğle yemeği, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ü. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir;
2- Davacı vekili; müvekkilinin son olarak aylık net 4.000,00 TL ücretle modelist ve mağaza müdürü olarak davalı işyerinde çalışırken 1982 yılında işe girdiğini, 30.08.1997 tarihinde emekli olduğunu ancak kesintisiz olarak çalışmaya devam ettiğini, 26.11.2005 tarihinde ilk kez ücretsiz izin alarak Amerika'daki oğlunun yanına gittiğini 31.12.2005 tarihinde işverence iş akdinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; kıdem-ihbar tazminatları, ödenmeyen 3 aylık ücret, ikramiye, fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili; 01.10.1984 tarihinde işe başladığını, 30.07.1997 tarihinde iş akdini feshederek ayrıldığını, ayrılırken hak ve alacaklarının tamamının ödendiğini, bir daha işyerinde çalışma sının bulunmadığını, işverenle aralarındaki dostluk nedeniyle zaman zaman işyerine uğradığını, davacının borca batık olduğu nu, aldığı kredileri işverenin ödediğini, 4.000,00 TL ücret aldığı iddiasının ülke gerçekleriyle bağdaşmadığını, sunulan belgenin dostluk çerçevesinde davacının bankadan yüksek miktarda kredi alabilmesi için düzenlendiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, yıllık izinlerinin tamamını kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Yerel mahkemece ikramiye ve fazla çalışma ücreti dışındaki alacaklar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğinde olup; uygulama ve öğreti de iki başlık halinde ele alınmaktadır. Bunlardan birisi taraf yemini (kesin yemin), diğeri de resen yemin (hakimin teklif ettiği tamamlayıcı yemin)dir.
Kesin yemin, ispat yükü kendisine düşen tarafın davanın halline etkili bir vakıanın ispatı için diğer tarafa teklif ettiği yemin olup, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 344 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yemin teklif edecek taraf, ispat yükü kendisine düşen fakat iddiasını veya savunmasını ispat edememiş olan taraftır.
Hakimin teklif ettiği tamamlayıcı yemin ise 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 356. maddesinde düzenlenmiş olup; maddede yer alan iddia olunan hususun kesin delillerle ispat edilememiş olması ve iddia olunan hususun ispatı için gösterilen delillerin hüküm verilebilecek derecede hakimi ikna edememesi koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Yine, Aynı Kanunun 195 ve devamı maddelerinde esasa cevap düzenlenmiş olup; davalının varsa karşı delillerini bildirmesi gereği, 200. maddede 179. ve 180. maddelere atıfla açıkça belirtilmiştir.
Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, mahkemece yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ancak ispat yükü kendisine düşen tarafın yemin deliline başvuru hakkının varlığı ile mümkündür. Yasal olarak kullanılma hakkı bulunmayan bir hakkın varlığının mahkemece hatırlatılması da düşünülemez. Yemin deliline dayanılabilmesi de ancak, ya tarafların delil listelerinde açıkça bu delile dayanmaları veya davacının dava dilekçesinde, davalının da cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmaları veya uygulamada kabul edildiği şekliyle sair deliller ifadesine yer vermeleri ile olanaklıdır (20.10.2008 gün ve 2007/29532 Esas, 2008/27966 Karar sayılı ilamı).
Tüzel kişilerin taraf olduğu davalarda tüzelkişiye teklif edilen yemin, tüzel kişinin yetkili organı tarafından eda edilir. Bu temsilci, yemin konusu işlemin yapıldığı tarihteki değil, yemin teklif edildiği zamandaki temsilcidir. Ayrıca, birlikte temsil söz konusu olduğu takdirde yeminin bağlayıcı olabilmesi için birlikte temsile yetkili kişilerin tamamının da yemin etmesi zorunludur.
İspat külfeti kendisinde olmayan tarafın karşı tarafa yönelttiği yemin hukuki sonuç doğurmaz.
Somut olayda; davalı vekili delil listesinde tüm yasal delillere dayandıklarını belirttiği halde mahkemece yemin deliline dayanma hakları hatırlatılarak karşı tarafa yemin teklif edip etmedikleri sorulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy