(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 32, 57)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, yıllık izin ücretiile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. E. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekili dilekçesiyle; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 03.03.2004 tarihinden 26.05.2005 tarihine kadar çalıştığını, daha sonra rahatsızlığı sebebiyle bir süre işe gitmediğini, işe dönmek istediğinde ise akdin feshedildiğini öğrendiğini, davalı şirketin bildirimsiz fesih hakkını kötüye kullandığını, fesih sebebiyle kıdem ve ihbar tazminatı ödenmediğini, davacının yıllık izin kullanmadığı gibi 2 aylık ücret alacağının bulunduğunu bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 1200,00 YTL kıdem tazminatı, 900,00 YTL ihbar tazminatı, 2700,00 YTL kötü niyet tazminatı, 420,00 YTL yıllık izin ücret alacağı,1.800,00 YTL ödenmeyen ücret alacağının faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle; davacı müvekkili şirketin işçisi olarak çalışmadığını müvekkilin inşa ettirdiği fabrikada A.G. isimli taşeronun sıva örme ve tuğla işçisi olarak çalıştığını, sıva örme ve tuğla işinin A.G. ile 01.12.2004 tarihinde imzalandığını, işin bitimin 2005 Mart sonuna tekabül ettiğini davacının iddiası ve taleplerin yerinde olmadığı bahisle davanın reddine talep etmiştir.
Yapılan yargılama neticesinde mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık davalı ile dava dışı A. G. arasındaki ilişkinin alt işveren-asıl işveren ilişkisi olup olmadığıdır.
Davacı, davalı şirkete ait işyerinde iş sözleşmesi ile çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak fesih edildiğini ileri sürerek talepte bulunmuş, davalı işveren ise davacı ile iş sözleşmesi ilişkisinin bulunmadığın, davacının dava dışı A. G.'ün yanında çalıştığını ileri sürerek A. G. ile davalı şirket arasında yapılmış olan 01.12.2005 tarihli sözleşmeye dayanmıştır.
Savunmaya dayanak olan söz konusu sözleşmenin tuğla duvar örme ve sıva işine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. A. G.'ün sözleşme ile yüklendiği iş, davalı şirketin faaliyet alanı dışında kalmaktadır.
Mahkemece davalı şirketin asıl işveren olduğu gerekçesi ile davacının dava konusu taleplerinin kabulü yönüne gidilmiş ise de sözleşmenin niteliği, bu sözleşme ile davalı şirket ve dava dışı A. G. arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin olup olmadığı yönleri gerektiği gibi incelenip tartışılmamıştır.
A. G. ile davalı şirket arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin kurulup kurulmadığı tespit edilmeden ve hukuksal dayanakları da gösterilmeden davalı şirketin asıl işveren olduğunun kabulü hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş 01.12.2005 tarihli sözleşme ile üstlenilen iş nedeniyle A. G. adına işyeri tescili yapılıp yapılmadığı, yapılmamış olsa bile A. G.'ün üstlendiği işte davalı şirketin işçilerinin de çalışıp çalışmadığı araştırılmalı, sözleşme konusu işin davalı şirketin işyerinde yapılan işin bir bölümü olup, olmadığı tespit edilmeli, davalı şirketin asıl faaliyet alanı ile bir ilişkisinin olmadığının saptanması halinde söz konusu sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu gözetilerek deliller değerlendirmeye tabi tutulup oluşacak sonuca uygun karar verilmelidir.
Yukarıda belirtilen yönler gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile verilen hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy