(1475 S. K.m. 14) (4857 S. K. m. 17, 32, 41, 44, 57)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, izin, ulusal bayram, genel tatil, fazla çalışma ücretleri ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı işyerinde çalışırken biriken ücretlerini ve diğer işçilik alacaklarını istemesi üzerine iş sözleşmesinin 1.9.2005 tarihinde feshedildiğini bildirerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, izin, fazla çalışma, ulusal bayram - genel tatil ücretleri ve ücret alacakları talebinde bulunmuştur.
Davalı, davacının 14.8.2005 günü ücretine zam yapılması talebinde bulunduğunu, kabul edilmemesi üzerine ustabaşına 'bu paraya çalışmam, gitsinler bu paraya kim çalışırsa onu bulup çalıştırsınlar' biçiminde beyanda bulunduğunu ve bir daha işe gelmediğini, bu beyanı üzerine 15.8.2005 günü işe gelmemesi ve kartını basmaması karşısında davacının iş sözleşmesini eylemli olarak feshettiğini ve şirketin de 15.8.2005 günü itibariyle davacının işten ayrıldığına dair bildirimde bulunduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece istekler kısmen hüküm altına alınmıştır.
Hüküm davalı avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin işverence feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
Somut olayda; duruşmada dinlenen davacı tanıkları işyeri tanığı olmadıkları ve iş sözleşmesinin feshine ilişkin bir görgüleri olmadığı gibi, duyuma dayalı olarak davacı işçiye işyerinden izin verildiğini ve bir daha işyerine çağrılmadığını ifade etmişlerdir. Davacı ise dava dilekçesi ile biriken ücret ve diğer işçilik haklarını istediği için işveren tarafından çıkartıldığını iddia etmiştir. Buna karşılık davalı işveren, davacının zam isteği karşılıksız kalınca kendisinin işyerini terk ettiğini savunmuştur. Mahkeme; davalının davacının işe gelmediğine dair herhangi bir tutanak ibraz etmediğini, dolayısıyla davacının iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın sona erdirdiğini somut delillerle ispatlayamadığından davacının kıdem tazminatı hakkı doğduğuna hükmetmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı işçinin hesaplanan ücret ve fazla çalışma gündelikleri iş sözleşmesinin feshedildiği son ay olan Ağustos 2005 tarihine ilişkindir ve bu alacakların ödenme dolayısıyla talep edilme zamanı anılan ayın sonu olmakla işçi tarafından ücretlerin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesinin haklı olarak feshi gerekçesi yapılamaz. Buna karşılık zam talebinin işverence kabul edilmemesi üzerine davacı işçinin işyerini terk ederek iş sözleşmesini eylemli olarak feshettiği hususu davalı savunmasına ve oluşa uygun olduğu gibi doğrulayan davalı tanığının beyanı ile de ispatlanmıştır. Davacı işçinin iş sözleşmesini işyerini terk etmek suretiyle kendisi feshetmesi nedeniyle ihbar tazminatı ve işçinin feshi haklı olmadığından kıdem tazminatı hakkı da bulunmamaktadır. Davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy