(1086 S. K. m. 163) (2821 S. K. m. 32) (4857 S. K. m. 18, 21)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S.Göktaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının kendi isteği ile çalışmakta olduğu Elazığ fabrikasından Ankara içki fabrikasına nakledilmesini kabul ettiğini, buna dair dilekçe verdiğini, şirkete ait Ankara, İstanbul ve İzmir fabrikalarının gerek piyasa koşulları, rekabet şansının arttırılması, üretim maliyetleri ve gerekse bu fabrikaların mülkiyetinin kendilerine ait olmaması sebebiyle kapatıldıklarını, anılan fabrikaların kapatılacağının davacının bilgisi dahilinde olduğunu, davacının dilekçesindeki talebi gözetilerek fabrika kapatılıncaya kadar yeni bir yer değişikliği külfetiyle karşılanmaması için iş sözleşmesinin feshedildiği tarihe kadar geçici görevli olarak çalıştığını, feshin geçerli nedene dayandığını, ayrıca davacının sendika ile protokole bağlanan 3 aylık ek iş güvencesi tazminatının davadan sonra aldığını ve işvereni ibra ettiğini, bu şekilde işe iade davasından feragat edildiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece sendika vekiline davacının imzasını taşıyan yetki belgesini dosyaya sunması için süre verilmesine rağmen yetki belgesini sunmadığı gibi, mazeretsiz olarak duruşmaya katılmadığı, davacı sendikanın aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle mahkemece yetki belgesini ibraz etmesi için dava açan sendikaya verilen sürenin ne kadar olduğunun, kesin olup olmadığının ve sonuçlarının belirtilmemiş olması Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 163. maddesine aykırı olup, süresinde yetki belgesinin ibraz edilmediği gerekçesi davanın reddi doğru olmamıştır.
Öte yandan, 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 32. maddesinde çalışma hayatından, mevzuattan, toplu iş sözleşmesinden, örf ve adetten doğan hususlarda işçileri ve işverenleri temsilen veya yazılı başvuruları üzerine, nakliye, neşir veya adi şirket mukaveleleri ile hizmet akdinden doğan hakları ve sigorta haklarında üyelerini ve mirasçılarını temsilen davaya ve bu münasebetle açtığı davadan ötürü husumete ehil olmak da sendikaların faaliyetleri arasında sayılmıştır. Buna göre sendikanın açtığı davada sendika değil, üyesi işçi taraftır. Sendika temsilci durumundadır. Temsilci aracılığı ile açılan davada yetki belgesinin ibraz edilmemesi durumunda davacı asile tebligat çıkarılarak davasını takip etmesi imkânı tanınmalıdır. Mahkemece belirtilen usul hükümleri göz önünde bulundurulmadan davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.11.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy