(4857 S. K. m. 32, 34, 57) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, fark kıdem tazminatı, kıdem tazminatı faizi, melbusat bedeli, fark yıllık izin ücreti, yıllık izin faiz alacağı, ilave tediye ve ek ödeme, tatil zammı, ikramiye farkı ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. Demirtaş Tuna tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay Kararı:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava dilekçesinde 15.11.2003-21.11.2003 tarihleri arasındaki 7 günlük ücret alacağının ödenmediği ileri sürülerek ücret alacağı talebinde bulunulmuştur.
Davacı,14.7.2000 tarihinde emeklilik sebebiyle işyerinden ayrıldığı dikkate alınmadan ücret alacağı talebinin kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Davalı temyiz dilekçesinde ilave tediye (52 yevmiye) ve ek ödemelerin (60 yevmiye) (çalıştıkları gün x112/365) formülü uygulanarak ödenmekte olduğunu, bilirkişi raporunda ise ilave tediye alacağının (yevmiye x30) hesap yöntemiyle hatalı hesaplandığını ileri sürmektedir.
Mahkemece, davalı vekiline ek bilirkişi raporunun tebliğ edildiği ve duruşma gününe kadar rapor hakkında beyanda bulunmadığı gerekçesiyle davalının rapor hakkında talep ettiği sürenin verilmesine gerek olmadığına karar verilmiştir. Davalı tarafı daha önce usulüne uygun olarak verilmiş olan kesin bir süre söz konusu olmadığından davalının itirazının değerlendirilmelidir.
Bilirkişi raporunda hesaplanan ilave tediyenin hangi döneme ait olduğu da belirtilmemiştir. Davacının 14.7.2000 tarihinde emeklilik sebebiyle ayrıldığı dikkate alınarak hangi döneme ilişkin talepte bulunulduğu davacıya açıklattırılmalıdır.
Davacının 6772 sayılı yasa uyarınca her yıl için 52 günlük ilave tediye hakkı bulunmakla birlikte daimi işçi olup olmadığı ve TİS ne göre ek ödemeden yararlanıp yararlanmayacağı açıklığa kavuşturulmalıdır. İstek konusu dönemde geçerli TİS ne göre davacının ek ödeme alıp almayacağı belirlenmeli sonucuna göre karar verilmelidir.
Hesaplamanın buna göre yapılması gerekir. Daha sonra davalı tarafın ödeme itirazı üzerinde ayrıntılı biçimde durulmalı, ödemelerin banka hesabına yapılmış olması durumunda bu husus ilgili bankadan araştırılmalı ve gerekirse bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle bir karar verilmelidir.
4-Davacı işçi 1993 yılında kadroya alındığını ileri sürmüş, mahkemece bu konu üzerinde durulmaksızın geçici işçilere sağlanan haklar bakımından talepleri reddedilmiştir. Davacının kadrolu işçi olup olmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre gerekirse ek hesap raporu alınarak bir karar verilmelidir.
5- 4857 s. Kanununun 34. maddesinde düzenlenen mevduata uygulanan en yüksek faiz, hizmet akdinin devamı süresince hak kazanılan ve ödenmeyen ücret ve ücret benzeri alacaklara uygulanması gereken faizin niteliğini belirtmektedir. Davacı, hizmet akdi içinde kullandığı izinlerin ücretini istememektedir. Dava, hizmet akdinin devamı sırasında kullandırılmayan yıllık izinlerin karşılığı olan alacağın ödenmesine ilişkindir. Yıllık izin, Anayasa ve İş Yasasından doğan dinlenme hakkı olup, hizmet akdinin sona ermesi ile alacağa dönüşmektedir. Bu nedenle, dava konusu yıllık izin ücreti alacağına 3095 s. Kanundan doğan yasal faizin yürütülmesi gerekirken, yazılı şekilde 4857 s. Kanun 34. maddesinde düzenlenen faizin yürütülmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.07.2008 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy