(4857 S. K. m. 20)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içerisinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S.G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İş sözleşmesinin geçerli neden olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği gününden itibaren bir ay içinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hakdüşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikayet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içerisinde hastalığı sebebi ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır.
İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar.
Somut uyuşmazlıkta yazılı bir fesih bildiriminde bulunulmamıştır. Davalı işveren iş sözleşmesinin belli süreli olduğunu ve 15.1.2007 gününde sona erdiğini, davacı ise iş sözleşmesinin 25.2.2007 gününde işverence feshedildiğini ileri sürmüştür. Dosya içeriğine davacı ile daha önce yapılan sözleşmenin 23.1.2006 gününde feshedildiği, buna ait fesih bildiriminde sözleşmenin askıya alındığına dair bir ibareye yer verilmediği, davacı ile en son 23.5.2006-15.1.2007 tarihleri için iş sözleşmesi yapıldığı anlaşılmaktadır. Somut olayda iş sözleşmesinin belli süreli olmasını gerektirir objektif bir neden bulunmamaktadır. Ancak, belirsiz süreli de olsa sözleşmenin 15.1.2007 gününde sona erdiği, davacıya en son 26.10.2006-15.1.2007 tarihleri arası için izin verildiği, davacının imzasını taşıyan ibranamenin de 15.1.2007 tarihini taşıdığı anlaşılmaktadır. Davacı işçi anılan tarihten 25.2.2007 gününe kadar çalıştığını ya da bu süre içerisinde iş sözleşmesinin askıya alındığını kanıtlamış değildir. İş sözleşmesinin sona erdiği 15.1.2007 tarihi ile davanın açıldığı 14.3.2007 tarihi arasında bir aylık dava açma süresinin geçirildiği anlaşılmaktadır. Dava hakdüşürücü süre içerisinde açılmamıştır. Davanın reddi yerine yazılı biçimde kabulü hatalıdır.
4857 sayılı İş Kanununun 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki biçimde karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1- Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Davanın REDDİNE,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 46.00 YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar gününde yürürlükte bulunan tarifeye göre 500-YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 24.03.2008 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy