(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 57)
Davacı, kıdem ve ihbar tazminatıyla yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, Gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davacının davalı işyerinde 08.07.2003 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından 28.10.2006 tarihinde haksız olarak feshedildiğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretlerinin hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının işe başladığı tarihten itibaren çalışma kurallarına uymamayı, işe geç kalmayı alışkanlık haline getirdiğini, son olarak da mazeretsiz ve izinsiz olarak işe gelmediğini, bu konuda uyarılmasına rağmen tutumunu değiştirmediğini, işe gelmediğinin tutanaklarla tespit edildiğini, iş akdinin işverenlikçe haklı nedenle feshedildiğini öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı işçinin iş sözleşmesi devam ederken aldığı son vizite kağıdının tarihinin 20.10.2006 olduğu, davacı işçinin devamsızlığı nedeniyle hakkında tutanak tutulan 26-27-28.10.2006 tarihleri için almış olduğu vizite kağıdı bulunmadığı gibi bu tarihleri kapsayacak şekilde kendisine verilen bir sağlık raporu da bulunmadığı, davacının işyerinde çalışmasını engelleyecek bir mazeretinin olduğunu davalı işverenliğe yazılı veya sözlü olarak bildirdiğine ilişkin bir delil sunmadığı bu haliyle işveren feshinin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle davacının kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına dair taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler nazara alındığında davacının 16.10.2006-21.10.2006 tarihlerinde devamsızlık yaptığına dair tek tutanak, ardından 26.10.2006 ve 27.10.2006 tarihlerinde ayrı ayrı iki tutanak daha tutulduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafın devamsızlık yapıldığını belirttiği 16.10.2006-21.10.2006 ve 26.10.2006 tarihlerine ilişkin devamsızlık sebebiyle 26.10.2006 tarihinde ihtar cezası verildiği yine 27.10.2006 tarihinde yapıldığı iddia edilen devamsızlık sebebiyle de aynı gün ihtar cezası verilmiş olduğu görülmektedir. Davacının iş akdi ise 28.10.2006 tarihli fesih bildirimiyle, davacının çalışma düzeninde bir değişiklik olmadığı, sözlü uyarılara rağmen aksine hareket edildiği bu haliyle firmaya zarar verildiği gerekçesiyle feshedilmiştir. Özetlenen olay akışı değerlendirildiğinde davacının fesih tarihine kadar yaptığı iddia edilen devamsızlıkların karşılığında davacıya ihtar cezası verilmiş olup, geriye fesih tarihinde yaptığı iddia edilen devamsızlığı kalmaktadır. Davacının bu tek günlük devamsızlığına dayanarak 25 inci maddeye dayalı olarak haklı fesih yapılması ise mümkün değildir. Davacının davranışları işveren bakımından geçerli fesih nedeni oluşturabilecek mahiyettedir. Bu haliyle geçerli nedenle yapılacak bir fesihte de davacıya kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesi gerekmektedir. Bu nedenle yazılı gerekçeyle davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy