(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 41)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ile ikramiye alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm duruşmalı olarak davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK.nun 435. maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla Tetkik Hakimi N. Taşdelen tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ücreti ve ikramiye alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının haklı nedenle iş akdinin feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının işverenin diğer işçilerine sataşması sebebiyle davalının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle kıdem, ihbar tazminatları ve fazla çalışması bulunmadığından fazla çalışma ücreti taleplerinin reddi suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz: Kararı davacı taraf temyiz etmiştir.
E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshedilip feshedilmediği, bu bağlamda davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tüm dosya kapsamı nazara alındığında davacı ve işverenin diğer iki işçisi arasında tartışmalar yaşandığı sabittir.
Mahkemece her ne kadar ilk haksız hareketin davacı tarafından gerçekleştirildiği gerekçesiyle işveren feshinin haklı olduğu sonucuna varılmış ise de davalı tanıklarından ikisi bizzat feshe sebep olduğu belirtilen olayda davacı ile aralarında tartışma yaşanan şahıslar olup diğer davalı tanığı ise olay hakkında görgüye dayalı bilgi aktarmamıştır.
Dosya içerisindeki CD kayıtlarında da Mahkeme gerekçesini destekleyecek görüntüler yer almamaktadır. Ayrıca söz konusu olaylarla ilgili olarak Bursa 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.6.2008 tarih ve 2007/1289-2008/727 E-K. sayılı kararı ile davacıya hakaret suçundan davacının tartıştığı işçiye ise hakaret ve müessir fiil suçuna teşebbüs suçlarından ceza verildiği anlaşılmaktadır. Buna göre ilk haksız hareketin davacıdan kaynaklandığı sonucuna varmak mümkün olmadığı gibi bu konudaki Mahkemenin kabulü bir an için yerinde görülse dahi kendisine yönelen haksız harekete karşılık davalının diğer işçisinin Ceza Mahkemesinin kararı ile sabit görülen eylemlere başvurması gibi bir hak ve yetkisi de bulunmamaktadır. Davacı ile tartıştığı anlaşılan işçilerin halen aynı işyerinde çalışmayı sürdükleri anlaşılmaktadır.
Tüm yapılan tespitler nazara alındığında, davacının da aralarında bulunduğu işçilerin işyeri içerisindeki birbirlerine karşı yönelen haksız eylemlerinden ötürü yalnızca davacının iş akdine son verilerek, işverence eşit işlem borcuna aykırı davranılmış olmakla işveren feshi haksız fesih niteliği taşımakta olup, kıdem ve ihbar tazminatlarının kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy