(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 41)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, yıllık izin ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. A. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işveren şirket nezdinde Ekim 2002-Aralık 2005 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, SSK girişinin 18.03.2004 tarihi olarak gösterildiğini, müvekkilinin 07:30-18:00/19:00'a kadar haftada 6 gün çalışıp ayda iki Pazar izin kullanabildiğini, milli bayramlarda çalıştığını, müvekkilinin ücret alacağı bulunmadığını, Ekim 2002 ayından itibaren çalıştığı hakkında İncirlik karakolunda kayıt bulunduğunu, haksız fesih nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ve genel tatil ücreti olmak üzere toplam 1.400,-YTL'nin, kıdem tazminatının iş akdinin fesih tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi, diğer alacakların dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı adına usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edildiği, yargılamaya katılmayarak yokluğunda karar verildiği anlaşılmıştır.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının taleplerinin yerinde olduğu gerekçesiyle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ve fazla mesai alacaklarının kabulüne, genel tatil alacağı talebinin reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı ve tanıkların ifadelerine göre hüküm kurulup kurulamayacağı noktalarında toplanmaktadır.
Somut olayda davacının işyerindeki çalışma süresi taraflar arasında çekişmelidir. Davacı çalışma olgusunun tespiti yönünden 10. Tanker Üs Komutanlığı giriş çıkışları için verilen tanıtma kartının bir suretini delil olarak dosyaya sunmuştur.
Mahkemece ilgili birimden kartın hangi firma çalışanına ait olduğu, davacının giriş çıkış tarihleri sorulmalı buradan gelen bilgilere göre çalışma sürelerine ilişkin iddialar denetlenmelidir. İbraz edilen çalışma kartından davacının kuruma bildirilen tarih öncesinde davacı işyerinde çalışmaya başladığının tespit edilmesi halinde buradaki verilere göre hesap yapılmalıdır. Kuruma bildirilen tarihten önce çalışma olgusunun tespit edilmemesi halinde ise hükme esas alınan bilirkişi raporunda çalışma sürelerinin tanık ve işyeri bildirimlerine göre seçenekli olarak hesaplandığı ihtimali üzerinde durulduğunda;
İşveren kayıtlarında çalışma süresi, 1 yıl 6 ay 22 gün olup BÇM raporunda da bunun dışında çalışma olgusuna ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı ve işe giriş bildirgesinin imzalı olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bilirkişi raporunda da çalışma süresi tanık beyanları ve bildirimlere göre seçenekli olarak yapılmıştır. Davacı tanıklarından N. A. işyerinde 2003 yılında 11 ay, H. A. ise 2004 yılında 9 ay davacı ile birlikte çalıştığını bildirmiş olup davacının işe girdiğini iddia ettiği tarihte işyerinde çalışan kişiler değildir. Buna göre davacının bildirildiğinden daha önce işe girdiği iddiasının kanıtlandığı kabul edilemez. Davacının hizmet süresinin 1 yıl 6 ay 22 gün olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca davalı tarafça bu tanıkların davacı ile birlikte çalışmadığı yönünde bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde bir savunma getirilmiştir. Mahkemece tanıkların bildirdikleri tarihlerde davacıyla birlikte çalışıp çalışmadığı hususuna bir açıklık getirilmeli, çalışmadıklarının belirlenmesi halinde olağan dışı fazla çalışma ve genel tatil alacak taleplerinin işçi tarafından kanıtlanması gerektiği hususu değerlendirilmeli, birlikte çalışmanın varlığı halinde tanıkların kendi çalıştıkları dönem için beyanda bulunabilecekleri göz önüne alınarak sadece bu dönem yönünden söz konusu alacaklar açısından gerekirse bilirkişiden ek rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy