(3417 S. K. m. 4, 7) (4447 S. K. m. 62, 63) (506 S. K. m. 80) (4853 S. K. m. 7, 8) (5393 S. K. m. 5, Geç. m. 5) (YHGK. 02.05.2007 T. 2007/21-228 E. 2007/247 K.)
Dava: Davacı, tasarruf teşvik ve nema alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Karar: Hüküm süresi içinde davalılardan 2-Marmaris Belediye Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. Benli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, iş yerinde çalıştığı dönemde 3417 sayılı yasa uyarınca ücretinden tasarruf kesintisi yapıldığını, ancak tasarruf teşvik kesintileri ile işveren katkı payı ödemesinin SSK Müdürlüğü'ne davalı tarafından bildirilmediğini, SSK Müdürlüğünün de sorumluluğu olan denetim ve incelemeyi yapmadığını ileri sürerek tasarruf teşvik ve nema alacağı isteklerinde bulunmuştur.
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı 3417 S.K.nun 4. maddesine göre, işverenler tarafından işçilerin ücretlerinden yapılan tasarruf teşvik ve nema alacaklarından, öncelikle işverenlerin sorumlu olduğu, davacının işvereninin kanuni yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürerek kurumlarına bir müracaatta bulunmamış olması nedeni ile kurumun tahsil görev ve sorumluluğunun bulunmadığını savunmuştur.
Davalı Marmaris Belediye Başkanlığı; emekli olarak iş yerinden ayrılan davacının ücretlerinden Tasarruf Teşvik Kesintisi yapıldığına ilişkin bir belgeye kurum kayıtlarında rastlanmadığını, Tasarruf Teşvik Kesintisi uygulamasının 4447 SK.nun 62/3 ve 63/c maddeleri uyarınca 02.06.2000 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlükten kalktığını, davacının alacaklarının dava tarihi itibari ile zaman aşımına uğradığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Yerel Mahkemece; davalı kurum tarafından tahsil edilen Tasarruf Teşvik ana para kesintisi mevcut bulunmadığından davalı SGK'ya husumet yöneltilemeyeceği, davalı işveren olan Belediye Başkanlığının Tasarruf Teşvik kesinti ve ödemelerini zamanında yapmamasından dolayı sorumlu olduğu kanaatine varılarak, SSK yönünden dava husumetten reddedilmiş davalı Belediye yönünden istek hüküm altına alınmıştır.
Hüküm süresi içerisinde davalı Marmaris Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Davaya konu alacak isteminden davalıların sorumluluklarının bulunup bulunmadıkları noktasında toplanmaktadır.
01.04.1988 tarihinde yürürlüğe giren 3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi Ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanunun 4. Maddesi, işverenlerin, işçilerin ücretlerinden yapacakları tasarruf kesintileri ile sağlayacakları işveren katkılarını tahakkuk ettirerek ücret ödemesinin yapıldığı ayı takip eden ayın sonuna kadar T. C. Ziraat Bankasında işçiler adına açtıracakları Tasarruf Teşvik Hesabına yatıracaklarını hüküm altına almış, 7. maddesi ile de işverenler tarafından Tasarrufu Teşvik Kesintileri Aylık Bildirim Formlarının zamanında Ziraat Bankasına gönderilmemesi ve kesinti ve katkı tutarlarının ödenmemesi halinde SSK. nun resen veya ilgililerin başvurusu halinde 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun primlerin tahsiline ilişkin hükümleri uyarınca tahsil olunarak alınacak gecikme zammı ile birlikte ilgili banka hesabına yatırılacağı öngörülmüştür.
29.04.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4853 sayılı Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabının Tasfiyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak Ödemelere Dair Kanun ile 3417 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış, anılan Kanunun 7. maddesinde; 3417 sayılı Kanunun mülga 2 nci maddesi kapsamındaki hak sahipleri tarafından bu Kanun kapsamına giren alacaklarla ilgili olarak yargı mercilerine açılmış ve devam eden davalar ile icra takipleri hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı, 8. maddesinde; 3417 sayılı kanun hükümlerine göre, ücretlerden yapılması gereken tasarruf kesintileri ile katkı paylarını süresi içinde ilgililer adına açılmış bulunan Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırmayan işverenlerden; yatırılması gereken miktarlar ile gecikme zammı, resen veya ilgililerin başvurusu halinde Sosyal Sigortalar Kurumunca 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun primlerin tahsiline ilişkin hükümleri dairesinde tahsil olunarak TC. Ziraat Bankası şubelerindeki ilgili Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırılır. hükmü öngörülmüştür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.05.2007 gün ve 2007/21-228-247 sayılı Kararında da açıkça belirtildiği gibi; çalışanların zorunlu olarak tasarrufa teşvik edilmesi ve bu tasarrufların değerlendirilmesi kapsamında oluşan hukuksal ilişkinin borçlusu işveren olup, Kurum, borç ilişkisinden doğan edimi ifayla yükümlü olan, kendisinden edimin ifası istenen kişi konumunda bulunmamaktadır. 4853 sayılı Kanundan doğan yükümlülüğün kapsamı; sigortalı nam ve hesabına tahsilden ibaret olup, mevzuatında öngörülmemesi karşısında, Kuruma verilen bu görev ve yetki aynı zamanda müteselsil borçluluğu kapsamamaktadır.
3417 ve 4853 sayılı Kanunlar uyarınca tasarrufu teşvik alacaklısına sağlanmaya çalışılan güvence; işveren karşısında güçsüz konumda bulunan çalışanın, belirtilen kesinti, katkı payı ve nema toplamı yönünden oluşan alacağını kamu alacağı seviyesine çıkararak, onun 6183 sayılı Kanun uyarınca Kuruma tanınan olağanüstü takip ve tahsil yollarından yararlandırılmasını sağlamak istenmiştir. Kurum, yukarıda anılan yasal düzenleme çerçevesinde davadan önce harekete geçerek Belediyede çalışan tüm işçileri kapsayacak şekilde tasarrufu teşvik kesintileri primlerini 506 sayılı Kanunun 80. maddesine istinaden icra yoluyla tahsil yetkisine sahiptir. 4853 sayılı Yasanın 8. maddesi gereği, Kurum haciz yoluyla tahsil ettiği tasarruf teşvik kesintisi ile katkı payını ilgilinin T. C. Ziraat Bankası nezdindeki hesaplarına yatırmakla yükümlü olup, haciz yoluyla tahsil edilen miktar yönünden işverenin tasarrufu teşvik kesintisi ve nema alacağından sorumlu olduğu kabul edilemez.
Mahkemece; Kurumca haciz yoluyla tahsilat yapılıp, yapılmadığı, tahsil edilen miktarın kim adına ve hangi hesaba yatırıldığı, her bir işçi yönünden tahsil edilen miktarların ayrı ayrı bankada açılan tasarrufu teşvik personel hesabına yatırılıp yatırılmadığı araştırılmalı, Kurumun tahsil ettiği miktarı davacı adına açılmış hesaba yatırmamış olması halinde yasadan kaynaklanan görevini yerine getirmemiş olacağı gözetilerek, bankaya yatırılmayan fon ve yoksun kalınan nema alacaklarından sorumlu olacağı gözetilerek karar verilmelidir.
5393 sayılı Belediye Kanunu Geçici 5. maddesinde yer alan Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile sermayesinin yüzde ellisinden fazlası belediyelere ait şirketlerin, 31.12.2004 tarihi itibariyle kamu kurum ve kuruluşlarından olan kamu ve özel hukuka tabi alacakları, bunların diğer kamu kurum ve kuruluşlarına olan borçlarına karşılık olmak üzere 31.12.2005 tarihine kadar takas ve mahsup edilir hükmü ve 2005/8928 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında yer alan esaslar çerçevesinde, Kurumca icra kanalı ile tahsil edilmeyen tüm işçileri kapsayan tasarrufu teşvik kesintilerini de kapsayan davalı Belediyenin SSKya ve diğer kurumlara olan borçlarının ödenmesi ile ilgili olarak davalı Belediye ile Hazine Müsteşarlığınca uzlaşma bulunup bulunmadığı ve davalı Belediyenin genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan paylarından her ay taksitler halinde kesilmek suretiyle borçların tasfiyesi işlemlerinin başlatılıp başlatılmadığı anlaşılmamaktadır. Uzlaşma kapsamında tahsil edilecek tasarruf teşvik kesintisi ile katkı payını tahsil eden tasarruf teşvik kesintisi, işveren katkı payı ve bunların neması işçiye ait bir hak olsa da; yasa gereği, işverenden tahsil yükümü Sosyal Sigortalar Kurumuna ait olmakla, Kurum tarafından tasarruf teşvik kesintisinin uzlaşma kapsamında tahsiline başlanmış olması halinde işverenin yükümlülüğünün devam ettiğinden söz edilemez. Aksi halde, davalı Belediyenin aynı borç sebebiyle mükerrer şekilde sorumluluğuna gidilmiş olacaktır. Hal böyle olunca, 5393 Sayılı Yasanın 5. maddesi kapsamında uzlaşma kapsamına alınan tasarrufu teşvik kesintisi, katkı payı ve nema alacaklarından sorumluluğun SSK ve Hazineye ait olduğu kabul edilmelidir.
Mahkemece; yukarıda açıklanan yasal gerekçeler doğrultusunda araştırma yapılarak, davalı Belediyenin anılan kanundan doğan borçlarının SGK tarafından tahsil edilip edilmediği, davalı Belediyenin SGK. na olan borçları ile ilgili olarak Hazine Müsteşarlığı arasında uzlaşma bulunup bulunmadığı belirlenmeli, varlığı halinde husumet değişikliğinin yasadan kaynaklanması, Dairenin son uygulamaları ve usul ekonomisi açısından davacının öncelikle davasını Hazine Müsteşarlığına yöneltmesi için davacıya süre verilmeli, sonucuna göre yargılamaya devam edilerek işin esası bakımından hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy