(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı, ikramiye, vergi iadesi ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10/05/2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü yapılan tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmediğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi N.Doğan tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde davacının davalıya ait işyerinde 33 yıl çalışıp emekli olduktan sonra 01.05.1990 tarihinden 27.02.2006 tarihine kadar 13 yıl süre ile çalıştığını, son aylık net ücretinin 1.800,00 YTL. olduğunu, davacının yasalara aykırı biçimde ve haksız olarak işten çıkarıldığını, ihbar ve kıdem tazminatları ile ikramiye ve vergi iadesi alacaklarının ödenmediğini, iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile vergi iadesi ve ikramiye alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının davalı şirketin ortağı ve finansman ile kasadan sorumlu tek yetkili kişisi olduğunu, bu nedenle aralarındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisi olmadığı için aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, diğer yandan davacının dava dışı Transmarin Yatçılık Turizm Ticaret A.Ş. adlı şirketin de ortağı ve finansman ile kasa yetkilisi olduğunu, Transmarin şirketindeki kasa açığı nedeniyle defalarca şifahi ve sonradan yazılı olarak açıklama istenmesine rağmen davacının bu isteği yerine getirmediğini ve davacı şirketten ayrılarak gittiğini ve olaylar bu şekilde geliştiği için iş ilişkisinin haklı olarak feshedildiğini, davalı şirketin ve dava dışı Transmarin şirketinin ortağı olan davacının çalışanlara emir ve talimat verebildiğini, kasanın tek anahtarının davacıda olduğunu, buna rağmen Transmarin şirketinin kasasında gözüken 78.000,00 YTLnin kasada olmadığı ve diğer hesaplarda da açıklar olduğu belirlendiğinden bu husus davacıya sorulduğunda net cevap veremeyerek ertesi gün bu ve benzeri sorular sorulduğunda çekip gittiğini, giderken de kendisine ait sicil kayıtlarını, önemli diğer belgeleri ve kasanın tek anahtarını da beraberinde götürdüğünü, bu hususların tutanakla tesbit edildiğini, bu hususlarda karşılıklı olarak ihtarnameler keşide edildiğini, kasanın başka anahtarı olmadığı için çilingir getirilerek kasanın açtırıldığını, davacının işverenlik ve ortaklık sıfatının önde olduğunu, davacının denetleyen ve yöneten sıfatlarının bulunduğunu, mesai saatlerini kendisinin ayarladığını, davacının işten çıkarılmadığını, aksine kendisinin ayrıldığını, şayet işten çıkarılmış olsa idi sigorta çıkışının yapılması için 14.04.2006 tarihine kadar beklenmeyeceğini, davacı hakkında sözü edilen kasa açığının tahsili amacı ile Kadıköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/429 esasına kayden açılan davanın eldeki davada verilecek kararı doğrudan etkileyecek nitelikte olması nedeni ile sonucunun beklenmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davacının fiilen işten ayrıldığı tarihin 27/02/2006 olup izinsiz ve mazeretsiz olarak işe gelmediğine dair tutanakların 11-12-13 Nisan 2006 tarihlerinde işten ayrılma tarihinden bir ayı geçtikten sonra tutulduğu, kasanın çilingir tarafından yine işten ayrıldığı tarihten yaklaşık 7 ay sonra 04/10/2006 tarihinde açıldığı ve kasa anahtarı ile kasada bulunan belgelerin iadesi için işverenlik tarafından davacıya gönderilen ihtarnamenin iş akdinin feshi tarihinden itibaren yaklaşık 8 ay sonra 19/10/2006 tarihinde gönderildiği, davacının fiilen işten ayrıldığı tarihten sonra düzenlenen devamsızlık tutanaklarının hukuken geçerliliğinin bulunmadığı, işçi lehine yorum ilkesi de dikkate alınarak iş akdine davalı işveren tarafından geçerli bir sebep göstermeksizin tazminatlara hak kazanacak şekilde son verildiği gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne, diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yerinde olmaması nedeni ile reddine,
2-) Davacının iş sözleşmesinin kim tarafından ne şekilde feshedildiği taraflar arasında ihtilaf konusudur.
Davacı iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, davalı taraf ise davacının kasa açığının sorulması nedeni ile işyerini terkedip bir daha gelmediğini belirterek devamsızlık olgusuna dayanmıştır.
Tüm dosya kapsamından, davalı vekili tarafından sunulan bilgi ve belgelerden, dosya içeriğinden ortada kasa açığının tahsili konusunda davacı aleyhine görülen hatta davalı şirket lehine sonuçlanan bir dava yani maddi olgu bulunmaktadır. Bu davanın davalı lehine sonuçlanması halinde feshin haklı olduğu anlaşılacak, aksi durum halinde haksız isnat karşısında davacı işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle sona erdirmesi sözkonusu olacaktır. Bu nedenle mahkemece davacı işçiye isnat edilen kasa açığı olgusunun doğru olup olmadığı bu husustaki tüm deliller ve bu arada taraflar arasında görülen Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava içeriği de dikkate alınıp değerlendirilerek sonucuna göre davacının hüküm altına alınan talepleri hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-) Davalı vekili davacının 05.01.1999-30.11.2000 tarihleri arasında başka bir şirkette çalıştığını, bu dönemin tasfiye edildiğini bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürmesine rağmen bu savunma üzerinde durulmamıştır. Davalı tarafın bu savunması irdelenip gerekirse bilirkişiden ek rapor alınarak bir değerlendirmeye tabi tutulduktan sonra karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bu da ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.05.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy