(4857 S. K. m. 17, 57) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, kıdem tazminatının 14.000,00.-TL'lik kısmının aralıklı olarak ödediğini, davalının kıdem tazminatını hesap ederken yakacak yardımını giydirilmiş ücrete yansıtmadığı gibi 01.09.2003 tarihinden sonra ki toplu iş sözleşmesi farklarını da yansıtmadığını belirterek fark kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, şirketin içinde bulunduğu mali sıkıntı nedeniyle davacıya taksitle borcunu ödemeyi teklif etseler de davacının iyiniyetle yapılan bu teklifi kabul etmediğini, bilirkişi incelemesi sonucunda alacak çıkarsa bunu ödemeye çalışacaklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dosyada iki tane ibraname bulunmakta olup mahkemece fesih tarihi yazılı olan ibranameye değer verilerek ibranamenin makbuz hükmünde olduğu değerlendirmesi yapılmıştır.
İbranamenin incelenmesinde davacıya 15.272,32 TL kıdem tazminatının ödendiği yazılıdır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davalı tarafından 14.063,12 TL ödeme yapıldığı belirtilerek bu miktarın mahsup edildiği ve hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkeme tarafından dosya içerisinde bulunan ibranamenin makbuz hükmünde olduğu belirtilerek bu ibranameye değer verilerek ibranamede yazılı olun miktarın doğru olarak bilirkişi tarafından hesaplanan kıdem tazminatı miktarından mahsup edilmesi gerekirken gerekçe gösterilmeden daha az bir miktarın mahsubu hatalıdır.
3- Kabule göre de, dosya içinde bulunan bilirkişi raporu hesap yönünden denetime elverişli değildir. Yargılama aşamasında davalı taraf 25.04.2006 tarihli dilekçesi ile davacıya yapılan ödemeler toplamının 14.399,60 TL' olduğunu beyan etmiştir. İbranamede yazılı miktar ise 15.272,32 TL'sıdır. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplama sonucunda kıdem tazminatından mahsup edilen miktar ise 14.063,12 TL olup bu miktarın nasıl belirlendiği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy