MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA:Davacı, kıdem tazminatı ve ücret alacağını ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, ücretlerinin ödenmemesi üzerine iş sözleşmesini feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile ücret alacağı ve %1 fazla alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı cevap dilekçesi sunmamışsa da davacıya ait şahsı dosyasını gönderirken üst yazıda Kurumumuz hakkında alacak davacı bulunan davacı Yaşar Menteş ile Banu Güven’in mazeretsiz bir şekilde işi bıraktıklarını, bu şahısların ücretlerimizi alamadık gibi suçlamalarının mesnetsiz olduğunu belirtmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Kıdem tazminatı hesabının hesap bilirkişi tarafından net 2.000 TL ücret üzerinden yapıldığı, fesih tarihinde kıdem tazminatı tavanının ise brüt 1.960,69 YTL olduğu, tavan aşılarak hesaplama yapan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi hatalı ise de; davalı temyizi olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı avukatının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında uyuşmazlık ödenmeyen ücret alacağı için talep edilen %1 fazlalığın 625 Sayılı Yasa’nın yürürlükten kalktığı tarihten sonra doğan ücret alacağı için de talep edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, taraflar arasında imzalanan 13.10.2005 ve 15.10.2006 tarihli sözleşmelerin 6. maddesinin d fıkrasında aylık ücretleri zamanında ödenmediği takdirde bu ücretleri geçen her gün için %1 fazlası ile ödemeyi davalının taahhüt ettiği görülmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmede o tarihte yürürlükte olan 625 Sayılı Yasa’ya herhangi bir atıfta bulunulmamıştır, buna göre 625 Sayılı Yasa’daki benzer hüküm bu kanunla birlikte yürürlükten kalksa da, yerine yürürlüğe giren 5580 Sayılı Yasa’da bu şekilde bir düzenlemeyi yasaklayan bir hüküm bulunmadığından sözleşmesel sorumluluk devam edecektir.
Talep edilen alacağın buna göre değerlendirilmesi gerekirken mahkemece davacının ücret alacağının bu yasa yürürlükten kalktıktan sonraki dönemde doğduğu gerekçesiyle reddi hatalıdır.
3- Taraflar arasında ücret alacağına uygulanması gereken faizin başlangıç tarihi konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda taraflar arasında imzalanan 13.10.2005 ve 15.10.2006 tarihli sözleşmelerin 6. Maddesinin d fıkrasında aylık ücretin bordro ile her ay sonunda ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmede ücretin ödenme zamanı açıkça kararlaştırılmış olup, belirtilen tarihte ücret ödenmediği zaman davalı temerrüde düşmüş olacağından, ücret alacağına uygulanacak faizin başlangıç tarihinin buna göre değerlendirilmesi gerekirken dava açılmadan önce gönderilen ihtarnameyle belirlenen temerrüt tarihine göre faizin başlangıç tarihinin tayini hatalı olup bozma nedenidir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 14.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.