(4857 S. K. m. 34)
Dava: Davacı, ücret, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti ile haftalık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 19.04.2004 tarihinde muhasebe müdürü olarak işe başladığını, 28.08.2004-09.12.2004 tarihleri arasında davalının fiilen ortak olduğu Çekoslovakyada faaliyet gösteren işyerinde tüm masraflar işverene ait olmak üzere çalıştığını, 25.12.2004 tarihinde hiçbir neden gösterilmeksizin ve ihbar önellerine uyulmaksızın iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, bu süre zarfında davacıya maaşı dahil hiçbir ödemede bulunulmadığını davacının maaşının 1.000 EURO olduğunu, Çekoslovakyadaki işyerinde görevinin dışında depo ve satış görevlisi olarak da çalıştırıldığını, çalışma saatlerinin çoğu zaman günde 15 saatin üzerinde gerçekleştiğini iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, ödenmeyen ücret, ihbar tazminatı, fazla mesai ve haftalık izin ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının müvekkili şirkette 24.06.2005-25.11.2006 tarihleri arasında çalıştığını, davacının kendi isteğiyle ayrıldığını, maaşlarını aldığını, haftalık izinlerini kullandığını, fazla mesai de yapmadığını savunarak haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, feshin haksız olduğu, dosyaya davacının imzasını içeren hiçbir bordro ibraz edilmediği, davalı tarafça 25.11.2004 tarihli ibraname suretinin sunulduğu, ibranamede kıdem, ihbar ve fazla mesai ücreti sayılmış olup rakam belirli olmadığı, ayrıca 14.7.2008 günlü celsede davacı Haziran, Ekim 2004 arası 5 aylık ücreti almadığına, şirketten kendi isteği ile ayrıldığına ve ücreti ile hiçbir hakkını almadığına dair yemin etmiş olması karşısında ibranamenin delil değerinin kalmadığı, ücret yönünden ise dosya kapsamına göre İstanbul Ticaret Odasından gelen cevabı yazıya itibar edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1) Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2) İlk olarak taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir.
Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır.
İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, ilgili meslek odalarından davacı işçinin nitelikleri belirtilerek alabileceği ücret belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, salt İstanbul Ticaret Odası tarafından bildirilen ücret seviyesi üzerinden yapılan hesaplamaya itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
Ayrıca işçilik alacaklarında uygulanması gereken faiz konusunda da taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun çeşitli hükümlerinde faiz konusunda düzenlemelere yer verilmiştir.
Anılan Yasanın 34 üncü maddesinde, gününde ödemeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanacağı hükmü bulunmaktadır. Maddede sözü edilen ücret geniş anlamda ücret olup, çalışma karşılığı ücretler, ikramiye, pirim, jestiyon ve benzeri ödemelerin yanı sıra, çalışma, hafta tatili ile bayram ve genel tatil ücretleri de bu kapsama dahildir. İşe iade davası ile tespit edilen en çok dört aya kadar boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklar için de aynı faiz oranı uygulanmalıdır.
Ücret alacağının 1475 sayılı Yasa döneminde doğması durumunda, 10.6.2003 tarihine kadar yasal faiz, bu tarih sonrası ücretler bakımından ise bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir.
İşçinin faiz konusundaki talebini yasal faiz olarak adlandırmış olması 4857 sayılı Yasanın 34üncü maddesinin uygulanmasına engel olmayıp, işçinin bu talebinin bahsi geçen özel faize yönelik olduğunun değerlendirilmesi gerekir.
Mahkemece, ücret alacağına yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasal faize hükmedilmesi de ayrıca bozma nedenidir.
F) Sonuç:
Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.07.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy