MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ücret alacağı, fazla çalışma ücreti alacağı, dini bayram ve genel tatil çalışma ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 27/10/2005-05/04/2008 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, 10/06/2007 tarihinde evlendiğini, süresi içinde iş akdini haklı sebeple feshettiğini davalıya bildirdiğini ve yasal haklarını talep ettiğini, davalının ise davacıya boş ibraname imzalatmak istediğini, aksi takdirde davacıya haklarını ödemeyeceğini söylediğini baskı uygulaması üzerine davacının işten ayrılmak zorunda kaldığını beyanla davacı; davalıdan, kıdem tazminatı, ücret alacağı, fazla çalışma ücreti, dini bayram ve genel tatil çalışma ücreti alacağının olduğunu iddia etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 15/11/2005-05/04/2008 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, 15/03/2008 tarihli dilekçe ile eşinin çalışmasına izin vermemesi sebebi ile iş akdini feshettiğini ancak maaşını tam olarak almak için 05/04/2008 tarihine kadar çalıştığını, davacı ile davalının uzlaşmak istediğini, davacının ise davalıyı oyaladığını, davacıya kıdem tazminatı dahil alacakları için toplam 1.454,50 TL nın gönderildiğini davacının en son brüt ücretinin 608,40 TL olduğunu, fazla çalışma ve milli bayram genel tatil çalışma alacakları olmadığını ve alacaklarının zamanaşımına uğradığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut olayda; davalı vekili 25/06/2008 havale tarihli dilekçesi ekinde Mart, Nisan 2008 maaşı olarak 523,50 TL ve kıdem tazminatı olarak 1.454,50 TL nın davacıya PTT aracılığıyla ödendiğini savunmuş ise de bu husus davacıya sorulmadığı gibi mahkemece PTT den araştırma yapılmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece PTT ödemesi davacıya sorulup, gerekirse PTT den araştırılarak ödeme yapılıp, yapılmadığı tespit edilip, sonuca göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır.
3-Avukatlık (vekâlet) ücreti, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323/1-ç maddesinde açıkça belirtildiği üzere yargılama giderlerindendir. Bu itibarla, diğer yargılama giderleri gibi müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı bir surette bağlı feri haklardandır. Feri hakların sonuçlandırılması ve karara bağlanması, asıl hakkın sonuçlandırılmasına ve karar verilmesine bağlı olacaktır.
Gerek yasal, gerekse hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen kabul edilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım yönünden davalı yararına vekâlet ücreti takdir edilip edilmeyeceği önem kazanmaktadır. Dairemizin önceki kararlarında, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden yapılan indirimler sebebiyle davalı tarafın kendisini avukat ile temsil ettirmesi durumunda, reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği ifade edilmekteydi (Yargıtay 9.HD. 11.02.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K.). Ancak, davanın açıldığı veya ıslah yoluyla dava konusunun artırıldığı aşamada, mahkemece ne oranda ve miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilenememektedir. Dairemizce 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak, konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş ve her türlü indirimden kaynaklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsiz sonuçlara yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi, her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden yapılan indirim sebebiyle ret vekâlet ücretine hükmedilmekte, buna karşın Borçlar Kanununun 325/son, 161/son maddeleri ile 43 ve 44. maddelerine göre ve yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine karar verilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açmaktadır. Konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden, Dairemizce önceki uygulamadan vazgeçilmiş ve fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden indirim yapılması durumunda, reddine karar verilen miktar bakımından kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir. Bu itibarla, Borçlar Kanununun 43, 44, 161/son ve 325/son maddelerinin uygulanmasından kaynaklanmış olsa dahi, kısmen reddedilen miktar için davalı yararına vekâlet ücreti takdir edilemez.
Mahkemece takdiri indirim nedeniyle reddedilen kısımlar için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 26/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.