(5521 S. K. m. 5) (4721 S. K. m. 19) (4857 S. K. m. 2, 79) (2821 S. K. m. 28) (2822 S. K. m. 12)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, izin ücreti, fazla mesai, hafta tatili alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Göçer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; davalı bankanın İskenderun şubesinde çalışır iken geçici olarak Antakya şubesinde görevlendirildiğini bilahare iş sözleşmesinin haksız olarak fesih edildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı; yetki itirazında bulunarak İstanbul iş mahkemelerinin yetkili olduğunu savunmuştur.
Mahkemece; davacının davalı Deniz Bank Kuzey Adana şubesinde 04/04/2005 tarihinde işe başladığı, 04/12/2005 tarihinden 01/11/2009 tarihine kadar İskenderun şubesinde, en son 01/06/2009 tarihinden 06/11/2009 tarihine kadar da Antakya şubesinde çalıştığı, davacının iş akdi davalı iş verence Beyoğlu 18. Noterliğinin 06/11/2009 tarihli 23116 yevmiye nolu ihtarnamesiyle feshedildiği, bu tür davaların davacının en son çalıştığı iş yerinin bulunduğu yer mahkemesinde veya davalının bulunduğu ikametgahı mahkemesinde açılabileceği, davalı vekilince yetki itirazında İstanbul iş mahkemesinin yetkili yer mahkemesi olarak gösterildiği, buna göre İstanbul iş mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesi ile; yetkisizlik kararı verilmiştir.
Hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre, yetkili mahkemenin hangi iş mahkemesi olduğu uyuşmazlık konusudur.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu 5 inci maddesinde iş uyuşmazlıklarında yer itibariyle yetkili iş mahkemelerini belirlemiştir. Buna göre, “iş mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi, işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Bunlara aykırı sözleşme muteber sayılmaz.”
İş mahkemelerinde yetki kuralı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetki kurallarına uygun olup buna ek olarak işin yapıldığı yer, yani işyeri mahkemelerini de yetkili kılmaktadır.
İş mahkemesine açılan dava, dava tarihinde davalının ikametgâhının bulunduğu veya işçinin işini yaptığı yerdeki iş mahkemesi veya iş davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesinde açılmalıdır.
Türk Medeni Kanunu’nun 19 uncu maddesi uyarınca gerçek kişi yönünden “Yerleşim yeri sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir”. Gerçek kişi işverenin başka bir yerde yerleşmek niyetiyle oturduğu kanıtlanmadığı takdirde, kural olarak nüfusta kayıtlı olduğu yerin ikametgâh sayılması gerekir. Aynı kanununun 49 uncu maddesi uyarınca da, “Tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir. Bu yer de genelde merkezin bulunduğu yerdir(Dairemizin 23.06.2008 gün ve 2008/17468 Esas, 2008/17262 Karar sayılı ilamı).
Yetkili mahkemenin belirlenmesinde önemli olan işin yapıldığı yer, bir başka anlatımla işyeri tanımına 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nda yer verilmemiştir. İşyerini tanımına 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci maddesinde yer verilmiştir. Buna göre “İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlarla işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir. İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmetle nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve mesleki eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır. İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlarla oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür.” Bir yer, ancak işin niteliği ve yürütümü bakımından işyerine bağlı bulunmaktaysa, o işyerinden sayılacaktır.
İş veya toplu iş sözleşmesinin tarafları, davalının yerleşim yeri ve işin yapıldığı yer dışındaki bir mahkemenin yetkili olduğuna dair düzenleme yapmaları, 5521 s. kanunun 5 inci maddesinin son cümlesi gereğince sözkonusu düzenlemeyi geçersiz kılar. Bu düzenleme emredici bir kuraldır.
İş mahkemesinin yetkisi kamu düzeniyle ilgili olduğundan davalı tarafça süresinde yapılmasa da hakim tarafından kendiliğinden bu husus göz önünde bulundurmalıdır. Bir başka anlatımla hakim, davanın her aşamasında yetki itirazını dikkate alabileceği gibi, kendisi de resen yetkisizlik kararı verebilir(Dairemizin 26.05.2008 gün ve 2008/20378 Esas, 2008/12778 Karar sayılı ilamı).
5521 sayılı İş Mahkemelerinin uyuşmazlıklarıyla ilgili bu düzenlemesi yanında bazı maddi hukuk kuralları öngören yasalarda hangi iş mahkemelerinin yetkili olduğu açıkça düzenlenmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 79 uncu maddesinde komisyon kararı ile iş güvenliği yönünden işin durdurulması veya işyerinin kapatılması kararına karşı işverenin yerel iş mahkemesinde itirazda bulunacağı, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 28 inci maddesinde uluslar arası kuruluşa üyeliğin iptali davasında sendika veya konfederasyon merkezinin bulunduğu iş mahkemesinde, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 12 nci maddesi uyarınca iş kolu istatistiklerine itirazın Ankara İş Mahkemesi’nde, aynı yasanın 15 inci maddesinde sendika yetki çoğunluğu tespitine dair kararlara itirazın ve keza 16 ncı maddede Toplu İş Sözleşme hükümsüzlüğü, 46 ncı madde gereği uygulanmakta olan bir grev ve lokavtın kanun dışı olup olmadığının tespiti, 47 nci madde gereği grev ve lokavtın durdurulması, 51/4 maddesi uyarınca grevin sona erdirilmesi, 60. madde uyarınca Toplu İş Sözleşmesinin yorumu istemlerinin işyerinin bağlı olduğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüğünün bulunduğu yerdeki iş davalarına bakmakla görevli mahkemede açılacağı belirlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının uzun süre davalı bankanın İskenderun şubesinde son olarak Antakya şubesinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacının çalışmasının büyük bir kısmı İskenderun da geçmiştir. Davacı geçici olarak Antakya da görevlendirildiğini iddia etmektedir. Öteki batı ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de iş yargılaması işçinin korunması temel ilkesine uygun olarak özel bir düzenlemeye tabi tutulmuş ve bunun sonucu olarak da yargılamanın işçiler için en kolay biçimde, mümkün mertebe en az masrafla ve en kısa sürede bitirilmesi için gerekli kurallara yer verilmiştir. 5521 sayılı yasadaki yetki kuralı da bu kapsamda düşünülmeli ve yorumlamaya tabi tutulmalıdır. Yasa işin yapıldığı yer mahkemesini özel olarak davanın açılabileceği yer olarak göstermiştir. Davacı işçi bu kurala dayanarak uzun süre çalıştığı ve ikametgâhının da bulunduğu İskenderun da dava açmayı tercih etmiştir. Davacının Antakya da geçici olarak görevlendirildiği iddiası, vardır.
Mahkemece gerekli araştırma yapılarak, Antakya'da geçici görevlendirme varsa İskenderun Mahkemesinin sürekli görevlendirme varsa Antakya İş Mahkemesinin yetkili olduğuna karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy