(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 41, 57) (1086 S. K. m. 284, 438)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar, izin, fazla çalışma ücreti, ücret ve ikramiye alacaklarının karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Karar: Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK. nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi Ş.Çil tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü:
1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
Davacı işçi fazla çalışma ücreti isteklerinde bulunmuş, davalı işveren fazla çalışma yapıldığında karşılığının ödendiğini savunmuştur. Mahkemece isteğin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili süresi içinde temyiz etmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışmalarının tam olarak ödenip ödenmediği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda davalı tanıkları yanında davacı tanıkları da fazla çalışmaların yapılması durumunda ödemelerin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödendiğini belirtmişlerdir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2007 ve 2008 yıllarına ait banka ödeme listelerinin işverence tek taraflı olarak düzenlenebileceği ve banka dekontu ile doğrulanmadığı gerekçesiyle sözü edilen yıllara ait ödeme belgelerini dikkate almamıştır. Mahkemece konuyla ilgili yeterli araştırma yapılmamıştır. Ödemelere dair banka kayıtları getirtilmeli, fazla çalışma ücretlerinin ödenip ödenmediği belirlenerek bir karar verilmelidir.
3- Davacı işçi ikramiye ödetilmesi isteğinde bulunmuş, davalı işveren işyerinde ikramiye uygulamasının olmadığını savunmuştur. Mahkemece isteğin kabulüne karar verilmiş ve tazminata esas ücrete ikramiye de dahil edilmiştir.
Dosya içinde işyerinde ikramiye uygulamasının varlığını gösteren yazılı bir delil bulunmamaktadır. Davacı tanıkları aylık 105TL -110TL ikramiye ödemesinin bulunduğunu açıklamışlar, davalı tanıkları ise ikramiye uygulamasının olmadığını belirtmişlerdir. Davacı tanıkları aynı işverene dava açan kişiler olup salt anlatımlarına göre sonuca gidilmesi doğru olmaz. Somut olayda davacı işçi ikramiye uygulamasının varlığını kanıtlayabilmiş değildir. Sözü edilen isteğin kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Yine tazminata esas ücretin tespitinde ikramiyenin dikkate alınması doğru değildir. Mahkemece gerekirse bilirkişiden ek hesap rapor alınarak yukarda belirtilen esaslar dahilinde hesaplamaya gidilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy