MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A)Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalıya ait işyerinde 15/06/2006 tarihinden iş sözleşmesinin feshedildiği 18/05/2010 tarihine kadar tek bekçi olarak dini bayramların bir gecesi hariç haftanın 7 günü 18:00-08:00 saatleri arasında çalıştığını, ancak fazla çalışma, hafta ve genel tatil ücretlerinin ödenmediğini, son iki yılda geceleri denetleme uygulamasının yapıldığını, son olarak aylık net 600,00 TL ücret aldığını, ayda 120 TL yol parasının elden ödendiğini, bir öğün de yemek verildiğini iddia ederek fazla mesai, genel tatil ve hafta tatili ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının haftanın 7 günü, günde 14 saat çalıştığına ilişkin iddiasının hukuka uygun olmadığını, ayrıca yaşamın olağan akışına da aykırı olduğunu, çalışma sürelerinin yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda hesaplanan mitarlar üzerinden 1/3 oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresi içersinde taraflarca temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay 9.HD. 11.2.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K; Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K.).
Dairemizin önceki kararlarında; fazla çalışma ücretlerinden yapılan indirim, kabul edilen fazla çalışma süresinden indirim olmakla, davalı tarafın kendisini avukatla temsil ettirmesi durumunda reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmekteydi (Yargıtay 9.HD. 11.02.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K.).
Ancak, işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusunu arttırdığı aşamada, mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilenemeyeceğinden, Dairemizce 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş, bu tür indirimden kaynaklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsizliğe yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda, yukarıda değinildiği üzere fazla çalışma alacağından yapılan indirim sebebiyle ret vekâlet ücretine hükmedilmekle birlikte, Borçlar Kanununun 161/son, 325/son, 43 ve 44 üncü maddelerine göre, yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine hükmedilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olduğundan ve konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden, Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş ve fazla çalışma alacağından yapılan indirim nedeniyle reddine karar verilen miktar bakımından, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.
Somut olayda, Mahkemece yukarıdaki ilke kararı gözetilerek fazla çalışma alacağından yapılan indirim nedeniyle reddine karar verilen miktar bakımından davalı taraf yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin gözetilmemesi bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HMK.nun geçici 3/1. maddesi yollaması ile HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
F) Sonuç:
Hüküm fıkrasındaki son paragrafının tamamen çıkarılarak yerine;
“Alınan harcın mahsubu ile eksik 898,45 TL harcın davalıdan alınmasına davacının yaptığı 676,55 TL yargılama giderinin haklılık durumuna göre takdiren 556,45 TL si ile ücret tarifesi gereğince takdiren 2.614,35 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kısmi red taktiri indirimden kaynaklandığından, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, davalının gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar tefhim ve tebliğden itibaren 8 gün içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzünde verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı” bendi eklenerek hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin 5.90 TL'sinin davacıya arta kalanın davalıya yükletilmesine, 11.09.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy