MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA:Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı vakfa ait ... Vakıf Sitesi'nde apartman görevlisi/konut kapıcısı olarak çalıştığını, 2003 yılında vakfa ait taşınmazların satılması üzerine iş akdinin feshedildiğini, davalının kıdem tazminatını hesaplarken konut yardımı, yakacak, elektrik ve su yardımlarını kıdeme esas ücrete dahil etmediğini, bu konuda davalıya keşide ettiği ihtarnameye rağmen hakkı ödenmediğini ileri sürerek; kıdem tazminatı alacağının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; vakfın merkezinin ...'da bulunduğunu ve davacının ... Vakıf Sitesi'nde çalıştığını, bu nedenlerle açılan davanın öncelikle hem yetki hem de husumet yönünden reddi gerektiğini, ayrıca davacının tüm haklarını site yöneticiliği tarafından tamamen ödenerek davacıdan bu konuda bir de ibraname alındığını, esasen vakfın ... Vakıf Sitesi'ni 2003 yılında 3. Şahıslara satmış olduğundan bu site ile hiç bir ilişkisinin kalmadığını, iş bu davanın muhatabının, satıştan sonra oluşan site yöneticiliği olduğunu savunarak; davanın esas yönünden de reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıya tahsis edilen kapıcı konutunun kira bedeli, su ve elektrik ile ısınma giderlerinin tazminata esas ücrete yansıtılıp yansıtılmayacağı ve fark kıdem tazminatı alacağı bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Kıdem tazminatı hesabında esas alınacak ücret, işçinin son brüt ücretidir. Başka bir anlatımla, iş sözleşmesinin feshedildiği anda geçerli olan ücrettir.
Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulur. Buna göre ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır. İşçiye sağlanan özel sağlık sigortası yardımı ya da hayat sigortası pirim ödemeleri de para ile ölçülebilen menfaatler kavramına dahil olup, tazminata esas ücrete eklenmelidir. Satış rakamları ya da başkaca verilere göre hesaplanan pirim değişkenlik gösterse de, kıdem tazminatı hesabında genişletilmiş ücret kavramı içinde değerlendirilmelidir.
Yıl içinde düzenli ve belirli periyotlarla ödenen parasal haklar bakımından ise, kıdem tazminatının son ücrete göre hesaplanması gerekir. Gerçekten işçinin son ücreti üzerinden kıdem tazminatı hesaplandığına ve yıl içinde artmış olan ücretlerin ortalaması alınmadığına göre, ücretin ekleri bakımından da benzer bir çözüm aranmalıdır. Örneğin işçinin yıl içinde aldığı üç ikramiyenin eski ücretten olması sebebiyle daha az olması ve fakat son ikramiyenin işçinin son ücreti üzerinden ödenmesi halinde tazminata esas ücretin tespitinde dikkate alınması gereken ikramiye de bu son ikramiye olmalıdır. Hesaplamanın, son dilim ikramiyenin ait olduğu dönemdeki gün sayısına bölünerek yapılması hakkaniyete de uygundur. Daha somut bir ifadeyle, yılda dört ikramiye ödemesinin olması durumunda her bir ikramiye 3 aylık bir dönem için uygulanmaktadır. İşçinin artmış olan ikramiyesinin ait olduğu doksan güne bölünmesi suretiyle, bir güne düşen ikramiye tutarının bulunması, kıdem tazminatının son ücretten hesaplanacağı şeklinde yasal kural ile daha uyumlu olacaktır. Aynı uygulamayı yol ve yemek yardımı gibi ödemeler için de yapmak olanaklıdır. İşçiye aylık olarak yapıldığı varsayılan bu gibi ödemelerin son ay için ödenen kısmının fiilen çalışılan gün sayısına bölünmesi suretiyle bir güne düşen tutar tespit edilmelidir. Buna göre periyodik olarak ödenen ve yıl içinde artmış olan parasal haklar yönünden son dönem ödemesinin ait olduğu dilim günlerine bölünmesi ile tazminata esas ücrete yansıtılacak tutar daha doğru biçimde belirlenebilecektir. Dairemizin kararları da bu yöndedir (Yargıtay 10.10. 2008 gün 2007/27615 E, 2008/26209 K.).
1475 sayılı Yasanın Ek Madde 1 inci maddesinde kapıcı konutları için kira istenemeyeceği kuralı bulunmaktaydı. 4857 sayılı İş Kanununda bu hükme yer verilmemiş, bu hususun düzenlenmesi de yönetmeliğe bırakılmıştır. Anılan yönetmeliğin 13 üncü maddesine göre kapıcıya görevi nedeniyle konut verilmesi zorunlu değildir. Bununla birlikte, konut verilmişse, konutun 3194 sayılı İmar Kanunu ve Belediye İmar Yönetmelikleri ile öngörülen asgarî koşullara uygun olması gerekmektedir. Kapıcıya, görevi nedeniyle konut verilmesi 4857 sayılı Yasa uyarınca zorunlu değilse de, verilmiş olan konut için iş sözleşmesinin devamı süresince kira istenemeyeceği de yine yönetmelikte düzenlenmiştir. O halde kira bedelinin ücrete sayılması doğru değildir. Bu anlamda kapıcının kira ödemeksizin oturması ve karşılığında kapıcılık hizmetlerini görmesi şeklinde bir iş sözleşmesi yapıldığında, işverenin ücret ödeme yükümlülüğü ortadan kalkmış sayılamaz. Kapıcı ile kira kontratı yapılmış olması da bu sonucu değiştirmez (Yargıtay 9. HD. 3.11.2008 gün 2007/30359 E, 2008/29735 K.).
... 3. İş Mahkemesinin 25.10.2010 tarih ve 2010/230-672 sayılı dosyasında, davalı vakfa karşı ... Vakıf Sitesi'nde çalışan bir başka apartman görevlisinin açmış olduğu davada mahkemece; davacı işçiye zorunluluk bulunmamasına rağmen bir konut tahsis edildiği ve bunun karşılığında da herhangi bir kira alınmadığı ayrıca tanık beyanlarından davacının su, elektrik, ısınma giderlerine katılmadığı ve bu giderlerin de davalı işverence karşılandığı gerekçesi ile denetlemeye elverişli bilirkişi raporundaki 75 TL'lik aylık sosyal yardım tutarı dikkate alınarak kıdem tazminatı farkı hüküm altına alınmış ve yerel mahkemenin bu kararı Dairemizin 2011/779 esas ve 20.03.2013 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.
Emsal dosyadaki işçi ile aynı dönemde çalışmış olan davacının kıdem tazminatı farkı alacağının hesaplanmasında yerel mahkemece, sosyal yardım miktarı olarak aylık 75 TL yerine davacı yanca dosyaya sunulan ve davacıya tahsis edilen taşınmazla aynı niteliklere haiz olduğu tereddütlü başka bir bağımsız bölüme ait kira kontratına değer verilerek aylık 258 TL sosyal yardım ücreti esas alınarak tazminatı farkı alacağı hesaplayan bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulması hatalıdır.
3- Ayrıca kabule göre, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, aylık sosyal yardım tutarının 258 TL olarak belirlenmesine karşın kıdem tazminatı farkı hesabında bu tutarın 285 TL olarak alınması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.