MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA:Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, kısa çalıma ödeneği, ücret alacağı, fazla mesai ücreti, hafta tatil ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı işyerinde 07.06.2007-24.08.2009 tarihleri arasında makine bakım ve onarım ustası olarak net 950 TL ücret karşılığında çalıştığını, iş akdinin müvekkili tarafından ücretlerinin ödenmemesi gerekçesi ile haklı nedenle feshedildiğini, davalının kısa çalışmadan yararlandığını, fakat işverenin müvekkili sürekli çalıştırdığını, bu nedenle müvekkiline İŞ-KUR tarafından verilen işsizlik ödeneğinin müvekkilinden geri alındığını, çalışmalarının karşılığı olan ücretlerin ödenmediğini, ulusal bayram ve genel tatiller ile hafta tatillerinde çalışmasına, fazla çalışma yapmasına rağmen karşılığı olan ücretlerin ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı, fazla çalışma alacağı, milli bayram alacağı, hafta tatili alacağı, izin ücreti alacağı, ücret alacağının ve işsizlik ödencesinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş akdini kendisinin fesih ettiğini, davacının 03.08.2009-04.08.2009-05.08.2009 tarihlerindeki devamsızlığı nedeni ile davacıya ihtarname ile işe devam etmesinin, meşru mazeretini bildirmesinin, aksi takdirde iş akdinin fesih edileceğinin bildirildiğini, davacının buna rağmen işe gelmediğini, davacının iş akdinin feshinin sebebinin ücretlerinin ödenmemesi değil davacının başka bir işyerinde iş bulması nedeni ile istifa etmesi olduğunu, davacıya işten ayrıldıktan sonra bir takım ödemeler yapıldığını, ihbar ve kıdem tazminatı talep etmesinin istifa etmesi nedeniyle hukuka aykırı olduğunu, kriz nedeniyle normal çalışma dahi yapılmadığını, fazla çalışmanın mümkün olmadığını, davacının izinlerini kullandığını, davacının işyerinde çalışıp ücretini aldığı halde kısa çalışma ödeneği aldığını bu nedenlerle haksız açılan davanın reddine karar verilmesini istediğini beyan etmişlerdir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının tespit edilen hizmet süresi hususunda taraflar arasında uyuşmazlık vardır.
Davacı 07.06.2007-24.08.2009 tarihleri arasında çalıştığını iddia etmiştir. Davalı ise davacının işe başladığı tarihi doğrulamasına karşın 03.08.2009 tarihinden beri işe gelmediğini, noter ihtarı ile işe davet edilip fesih ihtarı gönderildiğini, davacının 24.08.2009 tarihinde gelip istifa dilekçesi verdiğini, bunun üzerine çıkışının 25.08.2009 tarihinde bildirildiğini savunmuştur. Hizmet cetveli dökümünde Ağustos ayı için 5 gün çalışma bildirilmiştir. Eksik bildirilen gün sayısının nedeni hakkında davalı bir savunmada bulunmamıştır. Davalı tarafından gönderilen noter ihtarı 05.08.2009 tarihinde keşide edilmiş. İAB’nde ayrılış tarihi 04.05.2009 olarak bildirilmiştir. Davacı Bölge Çalışma Müdürlüğü’ne şikâyetinde işten çıkış tarihini 03.08.2009 tarihi olarak bildirmiştir. Bu nedenle her ne kadar davacının 24.08.2009 tarihine kadar çalıştığı iddia edilse de davacının bu beyanı davacıyı bağlayacaktır. İşten ayrılış tarihinin fiilen Bölge Çalışma Müdürlüğü’ne şikâyet tarihi olan 03.08.2009 tarihi olarak kabul edilmesi gerekirken davacının 07.06.2007-24.08.2009 tarihleri arasında çalıştığı kabul edilmesi hatalıdır.
3-Davacı işçinin hafta tatili ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 46 ncı maddesinde, işçinin tatil gününden önce aynı Yasanın 63 üncü maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla, yedi günlük zaman dilimi içinde yirmidört saat dinlenme hakkının bulunduğu belirtilmiş, işçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46 ncı maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
Hafta tatili izni kesintisiz en az yirmidört saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmidört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.
2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 3 üncü maddesine göre, hafta tatili Pazar günüdür. Bu genel kural mutlak nitelikte olmayıp, hafta tatili izninin Pazar günü dışında da kullandırılması mümkündür.
Hafta tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi, norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde, işçi hafta tatilinde çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir.
Hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. Hafta tatili çalışmalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
İmzalı ücret bordrolarında hafta tatili ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin hafta tatili alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, hafta tatili çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında hafta
tatillerinde çalışmaların yazılı delille kanıtlaması mümkündür. Hafta tatili ücretlerinin tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt yoksa ödenen tutarın dışında hafta tatili çalışması yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerekir.
Hafta tatili çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Dairemizce son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak, hafta tatili çalışmasının takdiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda, böyle bir indirime gidilmemesi gerekir.
Dairemizin önceki kararlarında; hafta tatili ücretlerinden yapılan indirimler sebebiyle davalı tarafın kendisini avukat ile temsil ettirmesi durumunda, reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmekteydi (Yargıtay 9.HD. 11.02.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K.). Ancak, işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusunu arttırdığı aşamada, mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilenemeyeceğinden, Dairemizce 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş, bu tür indirimden kaynaklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsizliğe yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda, yukarıda değinildiği üzere hafta tatili ücretinden yapılan indirim sebebiyle ret vekâlet ücretine hükmedilmekle birlikte, Borçlar Kanununun 161/son, 325/son, 43 ve 44 üncü maddelerine göre, yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine hükmedilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olduğundan ve konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden, Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş ve hafta tatili ücretinden yapılan takdiri indirim nedeniyle reddine karar verilen miktar bakımından, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.
Somut olayda davacı tanıkları davacının haftada kaç gün çalıştığı hususunda beyanda bulunmamışlardır. Ayrıca davacı; ... 1. İş Mahkemesi’nin 2010/144 Esas sayılı dosyasında tanık olarak verdiği ifadesinde Pazar günleri çalışmadıklarını beyan etmiştir. Davacı tanıklarının ve davacının bu beyanları karşısında hafta tatili alacağının reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
4- Taraflar arasına davacının yıllık ücretli izin alacağına hak kazanıp kazanmadığı noktasında uyuşmazlık vardır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Davacı yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, fesih sonrasında da karşılığı olan ücretlerin ödenmediğini iddia etmiştir. Davalı ise davacıya yıllık izinlerinin kullandırıldığını, yıllık izin defterinde davacının imzasının bulunduğunu, davacının talebinin haksız olduğunu savunmuştur.
Davalı işveren yılık izin defterini sunmuş, davacı yıllık izin defterindeki imzanın kendisine ait olmadığını savunmuştur.
Bu maddi ve hukuki olgulara göre, belirtilen belgedeki imzanın davacı işçinin eli ürünü olup olmadığı yönünde imza incelemesi yapılmalı, bu konuda ... uzmanı bilirkişiden rapor alınmalı ve alınacak rapor değerlendirmeye tabi tutulup dosya içeriğine göre karar verilmelidir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 18.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.