MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA:Davacı, fazla mesai ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 08.04.2008 tarihinden iş akdinin haksız olarak feshedildiği 05.06.2009 tarihine kadar Lojistik Müdürü olarak çalıştığını, iş akdinin haksız ve mesnetsiz olarak 05.06.2009 itibariyle ihbar ve kıdem tazminatı ödenerek feshedildiğini, davalı şirketin işçi çıkarmak zorunda kalmasını gerektirecek düzeyde ekonomik bunalımının söz konusu olmadığını, davalı şirketin kriz nedeniyle küçülmek zorunda olduğunu iddia ederken, işlerin yetiştirilmesi için fazla mesailer yapıldığını ve bir kısım çalışana fazla mesai ücretlerinin ödendiğini, fazla mesai ücretleri ödenmeyenler arasında müvekkilinin de bulunduğunu iddia ederek iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine, davacının işe iadesine, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için 4 aylık ücreti ve diğer haklarının, işe iadesine karar verilip de süresinde işe başlatılmaması halinde 8 aylık ücret tutarında tazminat ve şimdilik 100 TL fazla mesai alacağının yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, yaşanan ekonomik kriz nedeniyle azalan talepler ve buna bağlı olarak üretimdeki azalmanın etkisini önlemek için önce tüm çalışanların hak edilen yıllık izinlerinin kullandırıldığını, bu uygulamanın yeterli olmaması üzerine bir kısım işçinin iş akdinin sona erdirilmesi zorunluluğu doğduğunu, ancak çalışanlardan gelen talep de dikkate alınarak ücretsiz izin uygulamasına başlanıldığını, fakat son aşamada yaklaşık 60 işçinin iş akdinin sona erdiğini, davacının tecrübesi ve iş birikimine uygun bir iş de bulunamaması nedeniyle iş sözleşmesi sona erdirilerek tüm yasal haklarının ödendiğini, bu güne kadar da yerine hiçbir işçi alınmadığını, davacının bulunduğu pozisyon itibariyle çalışma düzenini kendisi belirleyen bir yönetici olduğunu, davalı işyerinde yöneticilerin işe geliş gidiş saatlerinin esnek uygulama çerçevesinde belli bir kurala bağlı olmadığını, her yöneticinin geliş gidiş saatini kendisinin belirlediğini, işyerini diğer işçilerden farklı olarak kendi kullanımında olan vasıta ile yaptığını, kaldı ki davacının çalıştığı dönemde her ay ücret bordrolarını itirazı kayıt koymadan imzaladığını, bu nedenle davacının fazla mesai konusundaki iddialarını tanıkla değil yazılı belge ile kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece % 30 hakkaniyet indirimi ile fazla mesai ücreti alacağının tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Günlük çalışma süresinin on bir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedi buçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırk beş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedi buçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 23.6.2009 gün 2007/40862 E, 2009/17766 K).
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda iki yüz yetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir (Yargıtay 9.HD. 18.11.2008 gün 2007/32717 E, 2008/31210 K.).
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.Somut olayda Lojistik Müdürü olarak görev yapan davacı, fazla mesai ücreti talep etmiş, mahkemece 15.06.2010 tarihli rapora itibarla % 30 hakkaniyet indirimi yapılarak talep kabul edilmiş ise de, bilirkişinin hesaplama tarzı dosya kapsamına, yukarıdaki yasal düzenleme ve ilke kararına uygun değildir.Şöyle ki, bilirkişi fazla mesai hesaplamasında tanık beyanlarına ve davacı tarafından sunulan bir listeye göre ortalama hesaplama yapmıştır. Fazla mesainin ortalama ile hesaplanması mümkün değildir. Ayrıca şirket içi yazışmaları gösterdiği belirtilen liste tasdikli olmadığı gibi, bunların fiilen şirkette görev başında yazıldığı kanıtlanmış değildir.Bu nedenle fazla mesai hesabının davacının haftada 5 gün 08.00-17.30 arasında çalıştığı ve ayda 3 gün 08.00'den 20.00’a kadar devam ettiği kabul edilerek yapılması gerekirken, ortalama ve varsayıma dayalı hesaplamaya göre hüküm kurulması hatalıdır.
3-Islahta faiz talebi olmadığı halde, taleple bağlılık kuralı ihlal edilerek ıslahla artırılan alacaklara faiz yürütülmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.