MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA : Davacı ve birleşen dosya davalısı, kıdem tazminatı, genel tatil ücreti, fazla mesai ücreti ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesi, davalı ve birleşen dosya davacısı ise ihbar tazminatı ile sözleşmeden doğan tazminat alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle asıl davada kısmen gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine birleşen davada reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı ve birleşen dosya davacısı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 01.10.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat ... geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 01.10.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Herhangi bir neden göstermeksizin istifa eden işçinin; bu olaydan 14 gün sonra, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını doldurmuş olduğu hâlde, sadece yaş şartını yerine getirmediği için yaşlılık aylığı bağlatamamakla birlikte 4447 sayılı Yasanın 45 inci maddesi ile 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına (5) numaralı bent olarak eklenen ve kendisine haklı fesih imkanı tanıyan yasa hükmüne dayanarak -bu hakkı istifa anında var olduğu hâlde kullanmamış olmasına rağmen- Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaatla işverene verilmek üzere anılan hakkın kullanımına ilişkin belgeyi almış olmasının sonuca etkisi ve buna göre kıdem hakkının doğup doğmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı; karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin, haklı nedenle iş sözleşmesini derhal feshi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24 üncü maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif dayanağı ise, aynı yasanın 17 nci maddesidir. Bunun dışında Yasada, işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.İstifa, bu iradenin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte sonuçlarını doğurur ve tek taraflı olarak geri alınması mümkün değildir.İş sözleşmesinin haklı bir nedene dayanmaksızın, istifa ile sona ermesi hâlinde işçi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağı gibi, ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanamaz.4447 sayılı Yasanın 45 inci maddesi ile 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen (5) numaralı bentteki “506 sayılı Kanunun ı maddesinin birinci fıkrasının A bendinin a ve b alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı kanunun geçici 81 nci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle”. şeklindeki hükümle işçiye, emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle işyerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir.Somut olayda;Neden göstermeksizin istifa eden davacı işçinin, gerçekleştirdiği fesih öncesinde 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendindeki şartlara haiz olmasına nazaran, sebepsiz istifa yerine, bu yasa maddesine dayanarak istifayı tercih etmiş olsa idi kıdem tazminatına hak kazanacak olduğu tartışmasızdır.vacı işçi 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendindeki şartlara haiz olduğunu - yani 3600 prim gün sayısı ile 15 hizmet yılını doldurduğunu - gerçekleştirdiği haklı nedene dayanmayan fesih öncesinde bilmektedir. Muhtemelen bilmediği, bu durumun kendisine sağladığı yasal imkandır. Yasayı bilmemek mazeret olamaz.Hukukta, bir hakka haiz olmak yeterli değildir. Aynı zamanda bu hakkın usulüne uygun şekilde kullanılması da gerekir. Nasıl ki işyerinden hırsızlık yaptığı sabit olan işçisini altı iş günlük hak düşürücü süre içerisinde çıkartmayan işveren, yedinci gün gerçekleştirdiği fesihte haksız sayılıyorsa, keza haklı nedeni varken bu hakkını kullanmayarak geçerli nedenle fesih yapan işveren sırf bu tercihi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı ödemek zorunda kalıyorsa, davacı işçide, kıdem tazminatını alabilmesi için, 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendine dayanarak yapması gereken feshi yapmayarak “Özel sebeplerden dolayı çalışamayacağımı düşündüğüm için istifa ederek ayrılmak istiyorum. Gereği için bilgilerinize arz ederim.” demek suretiyle gerçekleştirdiği feshin hukukî sonuçlarına katlanmak zorundadır. Aksi kabulün yasal dayanağı bulunmamaktadır.Diğer taraftan fesih haklı bir nedene dayandırılmadığı ve ihbar öneli de verilmediğine göre davalı işverenin ihbar tazminatına ilişkin karşı davası da yerindedir.Açıklanan nedenlerle davacı işçinin kıdem tazminatı talebinin reddi ile davalı karşı davacı işverenin ihbar tazminatı isteminin kabulü yerine hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu yönlerden bozulması gerektiğini düşündüğüm için aksi yöndeki sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum. 01.10.2013
Full & Egal Universal Law Academy