MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı işyerinde 01.04.2001-18.09.2009 tarihleri arasında ayakkabı imalat ustabaşı görevi ile çalıştığını, son ücretinin haftalık net 360,00 TL olduğunu, ancak ...' ya asgari ücret üzerinden bildirim yapıldığını, ücretin dışında yol, yemek vb. sosyal yardımlar yapıldığını, haksız ve önelsiz olarak işten çıkarıldığını, davalı işyerinde hafta içi 08:00-20:00 saatleri arasında, cumartesi günleri ise 08:00-17:00 saatleri arasında çalıştığını, fazla çalışma ücretinin tahakkuk ettirilmediğini, ulusal bayramlarda çalışmasına rağmen çalışması karşılığı zamlı ücretlerini alamadığını, yıllık iznini kullanmadığını ve izin ücretinin ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı, fazla çalışma ve genel tatil alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının davalı işyerinde iki ayrı dönem halinde ilk olarak 20.06.2003-31.07.2008 tarihleri arasında çalıştığını ve iş akdini kendisinin feshettiğini, ikinci dönem ise 02.12.2008-30.09.2009 tarihleri arasında çalıştığını, bu dönemde davacının işyerinde çalışma arkadaşı ve işverenin şirket ortağının oğlunun boğazını sıktığını ve küfrettiğini, bu nedenle iş sözleşmesinin haklı nedenle bildirimsiz feshedilmesinden dolayı ihbar ve kıdem tazminatı hakkının bulunmadığını, davacının asgari ücretle çalıştığını, Ayakkabıcılar Sitesi'nde işsizlik ve kriz döneminde fazla çalışma yaptırılmadığını, bu yöndeki taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının çalıştığı dönemde sektördeki çalışma sistemi ve talep yetersizliği nedeniyle davacının senede en az 4 ay çalışmadığını, bu dönemlerde yıllık iznini de kullanmış olduğunu, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasının olmadığını, hak ettiği yasal tatil ücretlerinin ödendiğini ve bir alacağı olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir
C)Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının davalıya ait işyerinde ayakkabı imalat ustabaşı olarak 20.06.2003-30.09.2009 tarihleri arasında fasılasız çalıştığı, davacının; iş akdini davalı tarafından haksız feshedildiğini iddia ederken, davalının; davacının l.inci dönem çalışmasının kendisi tarafından feshedildiğini, 2. ve son dönem çalışmasının ise işyerinde çalışma arkadaşı ve işverenin oğluna sataşması, küfretmesi sebebiyle haklı nedenle feshedildiğini, tazminat alacaklısı olmadığını savunduğunu, 30.09.2009 tarihli fesihte davalının iş akdini haklı nedenle
feshettiğini ispatlayacak yeterli delil sunamadığı, soyut tanık beyanlarına da itibar edilmediği, ayrıca iş akdi sona eren davacıya 8 ay işsizlik ödeneği verildiğine göre davalı işverenin feshinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı süresi içersinde davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı iş sözleşmesinin 18.09.2009 tarihinde işverence sona erdirildiği iddiasıya alacak talep etmiştir. Yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamalarda, hizmet sonu olarak 30.09.2009 tarihinin dikkate alınması, karar tarihinde yürürlükte olan HUMK 74. maddeye (HMK 26. madde) aykırı olup, talep aşılmak suretiyle hüküm kurulması hatalıdır.
3- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 23.6.2009 gün 2007/40862 E, 2009/17766 K).
Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak Yedibuçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesine göre, günde yedibuçuk saat çalışılması gereken işlerde çalışan işçinin, yedibuçuk saati aşan çalışma süreleri ile yedibuçuksaatten az çalışılması gereken işler bakımından Yönetmeliğin 5 inci maddesinde sözü edilen günlük çalışma sürelerini aşan çalışmalar, doğrudan fazla çalışma niteliğindedir. Sözü edilen çalışmalarda haftalık kırkbeş saat olan yasal sürenin aşılmamış olmasının önemi yoktur.
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir (Yargıtay 9.HD. 18.11.2008 gün 2007/32717 E, 2008/31210 K.).
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay 9.HD. 11.2.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K; Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K.). Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir(Yargıtay 9.HD. 21.03.2012 gün, 2009/48913 E, 2012/9400 K .).
Somut olayda; olağan dışı fazla çalışma iddiasını ileri süren davacı işçi bunu kanıtlamakla yükümlü olup, davacı tanıklarının beyanlarına göre haftada 15 saat fazla mesai yaptığı kabulü ile hesaplama yapılmış ise de, iddiaya göre davacı tanığı ... davacı ile birlikte 2006-2009 arası çalıştığından önceki dönem çalışma durumunu bilebilecek durumda değildir. Diğer davacı tanığı da işyeri çalışanı olmayıp, işyerindeki çalışma koşullarını bilemeyeceğinden 2006 öncesi fazla mesai olgusunun, davalı tanık beyanlarına göre değerlendirilmesi gerekirken tüm dönem için haftalık 15 saat fazla mesai hesaplanması ayrı bir bozma nedenidir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 25.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy