MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA:Davacı, kıdem tazminatı, kötüniyet tazminatı, manevi tazminat ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait otelde 08.08.2008 tarihinde çalışmaya başladığını, hiçbir haklı neden gösterilmeden 25.09.2008 tarihinde işten çıkarıldığını, davacının Türkiye İş Kurumu aracılığıyla davalı işyerinde çalışmaya başladığını, feshin sebepsiz ve haksız olduğunu, davacının % 52 oranında vücut fonksiyon kaybı bulunduğunu, ileri derecede şeker hastası olduğunu, düzenli tedavi olmaması durumunda çok daha ciddi kayıplar ve sağlık sorunları ile karşılaşacağını, davacının çalışmaya başlaması ile birlikte ... ilçesinde ev tuttuğunu, Çocuk Esirgeme Kurumunda kalmakta olan çocuklarını yanına aldığını, evin eşya ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmasına güvenip bankadan kredi çektiğini ve işsiz kalınca kredi taksitlerini ödeyemediğini, tedavisini yaptıramadığını, bunalıma girdiğini, üzüntüsünden şeker hastalığının ilerlediğini, zor günler yaşadığını, manevi olarak tarifsiz şekilde yıprandığını, uzun süre çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayabilmek için borç almak zorunda kaldığını, davacıya çalıştığı süre içinde 4 gün fazla mesai yaptırıldığını, çalışma saati 16.00’da başlayıp geç saatlere kadar sürdüğü halde sabah erkenden tekrar işbaşı yaptırılıp 12.30 kadar çalıştırıldığını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı, manevi tazminat ve fazla mesai ücreti alacaklarının faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, 17 Şubat 2011 tarihli beyan ve açıklama dilekçesinde, ÇSGK İş Teftiş Kurulu ve bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, işverenin deneme süresinde yaptığı fesih işleminin İş Yasasına uygun olduğunu, ayrıca başkaca bir nedene de gerek bulunmadığını, ihbar ve kötü niyet tazminatının verilmesinin mümkün olmadığını, işçilerin üç vardiya şeklinde çalıştığını, bu nedenle fazla çalışma da söz konusu olmadığını, davacı tanığının ifadesinin çelişkili olduğunu ve çelişkinin giderilmediğini, davacının özürlü bir işçi olarak özürlü kadrosunda işe başlatıldığını, deneme süresi içinde başarısızlığı nedeniyle iş akdinin feshedildiğini, davacının davalıya ait işyerinde özrünün ilerlemesine neden olan herhangi bir çalışma bulunmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 50,00 TL fazla mesai alacağının tahsiline, ihbar, kötü niyet ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar taraflarca temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesine göre iş mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. Bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale edildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve harcının yatırılması gerekir. 6100 Sayılı HMK geçici 3. Madde 1. Fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2. Fıkrasına göre; Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK.nun 427/2 maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.
İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir.Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir. Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir. Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında, “ 5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15. maddesindeki düzenleme gereği HUMK.nun 427 maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir.
F) Sonuç:1- Davalı temyizi açısından;
Dosya içeriğine göre temyize konu edilen miktar karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı kapsamında kaldığından davalının temyiz isteminin HUMK.nun 427/2, 432/4 maddeleri uyarınca REDDİNE,
2- Davacı temyizi açısından;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, yasal gerektirici nedenlere göre davacının yerinde bulunmayan bozma isteğinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, 09.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.