MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, fark kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı isteminin özeti: Davacı vekili, davacının, davalı Vakfın maliki olduğu ... Vakıf Sitesi'nde apartman görevlisi olarak çalıştığı, 2003 yılında taşınmazların vakıf tarafından satılıp devir edilmesi ile davacının iş aktinin feshedildiği, ödenen kıdem tazminatın hesabına esas ücrete konut, ısınma, elektrik ve su bedellerinin ödenmesine ilişkin sosyal yardımların dahil edilmemesi sonucunda kıdem tazminatının eksik ödendiğini ileri sürerek fark kıdem tazminatı alacağını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti: Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığı, davalı Vakfa husumet yöneltilemeyeceği, davacının kıdem tazminatının tüm sosyal hakları dahil edilen giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanarak tam bir biçimde site yöneticiliği tarafından ödendiği ve davacının vakfı ve site yöneticiliğini ibra ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.C)Yerel Mahkeme kararının özeti:Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, konut kapıcılarının işvereninin konutun maliki veya ortakları olduğu, bu nedenle husumet itirazına itibar edilemeyeceği, davacının iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazandıracak biçimde sona erdiğinin çekişme konusu olmadığı, kıdem tazminatı hesabında esas alınacak ücrete talep edilen sosyal hak miktarlarının da eklenmesi gerektiği, ibranamede davacının 01/07/1992-31/12/2003 tarihleri arasındaki çalışma döneminde hakettiği kıdem tazminatını tamamen ve nakden aldığını en geniş anlamda ibra ettiğini beyan etmişsede söz konusu ibranamede miktar yer almadığı gibi hak ettiği kıdem tazminatı arasında açık orantısızlık bulunduğundan ibranamenin kabul göremeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıya tahsis edilen kapıcı konutunun kira bedeli, su ve elektrik ile ısınma giderlerinin tazminata esas ücrete yansıtılıp yansıtılmayacağı ve fark kıdem tazminatı alacağı bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.Kıdem tazminatı hesabında esas alınacak ücret, işçinin son brüt ücretidir. Başka bir anlatımla, iş sözleşmesinin feshedildiği anda geçerli olan ücrettir.
Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulur. Buna göre ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır. İşçiye sağlanan özel sağlık sigortası yardımı ya da hayat sigortası pirim ödemeleri de para ile ölçülebilen menfaatler kavramına dahil olup, tazminata esas ücrete eklenmelidir. Satış rakamları ya da başkaca verilere göre hesaplanan pirim değişkenlik gösterse de, kıdem tazminatı hesabında genişletilmiş ücret kavramı içinde değerlendirilmelidir.Yıl içinde düzenli ve belirli periyotlarla ödenen parasal haklar bakımından ise, kıdem tazminatının son ücrete göre hesaplanması gerekir. Gerçekten işçinin son ücreti üzerinden kıdem tazminatı hesaplandığına ve yıl içinde artmış olan ücretlerin ortalaması alınmadığına göre, ücretin ekleri bakımından da benzer bir çözüm aranmalıdır. Örneğin işçinin yıl içinde aldığı üç ikramiyenin eski ücretten olması sebebiyle daha az olması ve fakat son ikramiyenin işçinin son ücreti üzerinden ödenmesi halinde tazminata esas ücretin tespitinde dikkate alınması gereken ikramiye de bu son ikramiye olmalıdır. Hesaplamanın, son dilim ikramiyenin ait olduğu dönemdeki gün sayısına bölünerek yapılması hakkaniyete de uygundur. Daha somut bir ifadeyle, yılda dört ikramiye ödemesinin olması durumunda her bir ikramiye 3 aylık bir dönem için uygulanmaktadır. İşçinin artmış olan ikramiyesinin ait olduğu doksan güne bölünmesi suretiyle, bir güne düşen ikramiye tutarının bulunması, kıdem tazminatının son ücretten hesaplanacağı şeklinde yasal kural ile daha uyumlu olacaktır. Aynı uygulamayı yol ve yemek yardımı gibi ödemeler için de yapmak olanaklıdır. İşçiye aylık olarak yapıldığı varsayılan bu gibi ödemelerin son ay için ödenen kısmının fiilen çalışılan gün sayısına bölünmesi suretiyle bir güne düşen tutar tespit edilmelidir. Buna göre periyodik olarak ödenen ve yıl içinde artmış olan parasal haklar yönünden son dönem ödemesinin ait olduğu dilim günlerine bölünmesi ile tazminata esas ücrete yansıtılacak tutar daha doğru biçimde belirlenebilecektir. Dairemizin kararları da bu yöndedir (Yargıtay 10.10. 2008 gün 2007/27615 E, 2008/26209 K.).1475 sayılı Yasanın Ek Madde 1 inci maddesinde kapıcı konutları için kira istenemeyeceği kuralı bulunmaktaydı. 4857 sayılı İş Kanununda bu hükme yer verilmemiş, bu hususun düzenlenmesi de yönetmeliğe bırakılmıştır. Anılan yönetmeliğin 13 üncü maddesine göre kapıcıya görevi nedeniyle konut verilmesi zorunlu değildir. Bununla birlikte, konut verilmişse, konutun 3194 sayılı İmar Kanunu ve Belediye İmar Yönetmelikleri ile öngörülen asgarî koşullara uygun olması gerekmektedir. Kapıcıya, görevi nedeniyle konut verilmesi 4857 sayılı Yasa uyarınca zorunlu değilse de, verilmiş olan konut için iş sözleşmesinin devamı süresince kira istenemeyeceği de yine yönetmelikte düzenlenmiştir. O halde kira bedelinin ücrete sayılması doğru değildir. Bu anlamda kapıcının kira ödemeksizin oturması ve karşılığında kapıcılık hizmetlerini görmesi şeklinde bir iş sözleşmesi yapıldığında, işverenin ücret ödeme yükümlülüğü ortadan kalkmış sayılamaz. Kapıcı ile kira kontratı yapılmış olması da bu sonucu değiştirmez (Yargıtay 9. HD. 3.11.2008 gün 2007/30359 E, 2008/29735 K.). ... 3. İş Mahkemesinin 25.10.2010 tarih ve 2010/230-672 sayılı dosyasında, davalı vakfa karşı ... Vakıf Sitesi'nde çalışan bir başka apartman görevlisinin açmış olduğu davada mahkemece; davacı işçiye zorunluluk bulunmamasına rağmen bir konut tahsis edildiği ve bunun karşılığında da herhangi bir kira alınmadığı ayrıca tanık beyanlarından davacının su, elektrik, ısınma giderlerine katılmadığı ve bu giderlerin de davalı işverence karşılandığı gerekçesi ile denetlemeye elverişli bilirkişi raporundaki 75 TL'lik aylık sosyal yardım tutarı dikkate alınarak kıdem tazminatı farkı hüküm altına alınmış ve yerel mahkemenin bu kararı Dairemizin 2011/779 esas ve 20.03.2013 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.Emsal dosyadaki işçi ile aynı dönemde çalışmış olan davacının kıdem tazminatı farkı alacağının hesaplanmasında yerel mahkemece, sosyal yardım miktarı olarak aylık 75 TL yerine davacı tarafca dosyaya sunulan ve davacıya tahsis edilen taşınmazla aynı niteliklere haiz olduğu tereddütlü başka bir bağımsız bölüme ait kira kontratına değer verilerek aylık 258 TL sosyal yardım ücreti esas alınarak tazminat farkı alacağı hesaplayan bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulması hatalıdır.SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy