MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA:Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve % 40 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı ..., davalının iş sözleşmesinin 25.03.2005 tarihinde sona erdirildiğini, davalının çalıştığı ...Şirketinin blok satış yöntemi ile 18.04.2004 tarihinde özeleştirilme işleminin tamamlandığını, 4046 sayılı kanunun 21. maddesi gereğince devir tarihinden itibaren bir yıl içinde iş sözleşmeleri haklı bir neden olmaksızın sona erdirilmesi nedeniyle işsiz kalanların kanunda belirtilen tazminat ve diğer hizmetlerden faydalanacağının belirtildiğini, davalının müracaatı üzerine davalıya 26.03.2005 tarihinden 26.11.2005 tarihine kadar aylık 1.297,20 TL iş kaybı tazminatı ile 26.11.2005 tarihinden itibaren 26.01.2006 tarihine kadar da işsizlik ödeneği verildiğini, ancak davalı tarafından işvereni aleyhine Bursa 3. İş Mahkemesi’ne 2005/418E sayılı işe iade davası açtığı ve 2005/728 sayılı karar ile davayı kazandığını, kararın Yargıtay tarafından onandığını, bu nedenle de davacının dört aylık haklarının ödenerek sigorta primlerinin yatırıldığından davacının iş kaybı tazminatı başvuru tarihinin de dört ay ötelenmiş olduğunu, bu nedenle 4046 sayılı kanunun 21. maddesinde belirtilen 1 yıllık sürenin aşıldığını, bu nedenle davalının iş kaybı tazminatına hak kazanmasının da mümkün olmadığını, davalıya hak ettiği işsizlik ödeneği düşüldükten sonra 8.045,17 TL tutarında fazla ödeme tahakkuku yapıldığını, davacıya bu durumun 07.01.2008 tarihli ve 6095 sayılı yazı ile bildirildiğini, davalı bu bildirime karşı ... 8. Noterliği’nin 18.01.2008 tarih ve 717 numaralı ihtarı ile itiraz ettiğini, bunun üzerine ... 4. İcra Müdürlüğü’nün 2008/13056E sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının ise bu takibe itiraz ettiğinden bahisle itirazının iptali ile takibin devamına, davalının alacağın %40’dan aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı işçi, işe davet edilmeyerek iş akdini fesih ettiği tarihten itibaren 4 ay daha sigorta primi yatırılarak kendisinin zor duruma düştüğünü, takip talebinin yerinde olmadığını, 4046 sayılı kanunun 21. maddesinde belirtilen iş kaybının ödeneceğinin açık bir şekilde yer aldığını, bu nedenle geri istenmesinin yerinde olmadığından bahisle davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, 4046 sayılı Yasanın 1 maddesi ile 21 maddesinin birlikte değerlendirmesinde kanun koyucunun amacının işsiz kalan işçinin mali kaybını tazmin amacı güttüğü davalının işten çıkartıldığı tarihten itibaren işsiz kalarak mali yönden kayıp içinde bulunduğu, Kurum tarafından davalının işe iade davasını kazanması sonucu iş sözleşmesini dört ay daha yürürlüğünü sürdürerek 27 maddede belirtilen 1 yıllık süre içinde davalının işten çıkmadığından ötürü kendine ödenen iş kaybı tazminatının iadesi talebine 4046 sayılı yasının 1 ve 26 maddelerine uygun olmadığı, davalının fiilen işsiz kaldığı bu dönemde 4857 sayılı İş Kanununun kendisine sağladığı dava hakkını kullanarak işe iade davası açtığı ve bu davayı kazanmasına karşın işveren tarafından işe alınmadığı taraf beyanları ile belirtilmekle beraber ESAS NO : 2011/28542 davalının işe yeniden işveren tarafından başlatılmadığı bu nedenle davalının fiili olarak 25.03.2005 tarihinden itibaren işsiz olduğunun açık olduğu, işveren tarafından dört aylık sigorta primlerini yatırmış olması da davalının 25.03.2005 tarihinden itibaren fiilen dört ay daha çalıştığı anlamına gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı yasal süresi içinde davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı işçinin iş sözleşmesinin özelleştirme sebebiyle 25.03.2005 tarihinde sona erdirildiği tartışmasızdır. İşverence ödenen yasal tazminat hakları yanında 4046 sayılı yasanın 21. maddesi kapsamında davacıya 26.11.2005 tarihine kadar aylık 1.297,20 TL iş kaybı tazminatı ödenmiştir. İşçi tarafından işverene karşı feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iade davası açılmış ve işveren feshinin geçerli bir nedene dayanmadığı mahkemece saptanmıştır. Kesinleşen karar üzerine işçi tarafından yasal süresi içinde başvuru yapılmış olmasına rağmen işverence işe başlatılmamıştır.Kesinleşen işe iade kararının sonuçları olarak davalı işçinin boşta geçen dört aylık süreye ait ücret ve diğer hakları ödenmiş ve aynı dönem için sigorta primi yatırılmıştır. Davacı kurum kesinleşen işe iade kararı ile önceki feshin ortadan kalktığı ve iş kaybı tazminatı başvuru tarihinin de ötelenmiş olduğu gerekçesiyle daha önce ödenen iş kaynı tazminatının yasal koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek iadesi yönünde icra takibi başlatmıştır.
Davalı işçinin itirazı üzerine temyize konu bu dava açılmıştır.
Davalı işçiye iş kaybı tazminatı ödendiği 25.03.2005 - 26.11.2005 tarihleri arasında yeni bir işe girmediği ve yine emekli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla iş kaybı tazminatından yararlanması gerekir. Ancak davacı işçiye aynı dönem içinde kalan 25.03.2005 – 25.07.2005 tarihleri arasındaki süre için 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesi gereğince boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakları işverence ödenmiştir. Dairemizin kararlılık kazanmış uygulamasına göre boşta geçen süre ücret ve diğer hakları işçi adeta çalışıyormuş gibi değerlendirilmektedir(Yargıtay 9.HD. 04.04.2013 gün, 2011/2994 E, 2013/11077 K.) Aynı dönem için Sosyal güvenlik kurumuna sigorta primleri de yatırılmıştır. Dört aya kadar boşta geçen süre işçinin tazminata ve yıllık izne esas hizmet süresine de eklenmektedir. İşçinin işe iade sonrası isteklerinden olan dört aya kadar boşta geçen süreye dair ücret ve diğer hakları işçinin çalışması karşılığı olmayıp yasa gereği hak kazanılmış olsa da çalışma karşılığı gibi sonuçları ortaya çıkmaktadır. Bu itibarla işçinin boşta geçen en çok dört aya kadar süre için de işsiz kaldığından söz edilemez. Davalı işçinin feshi izleyen dört aylık süre içinde ücret ve diğer haklarını almasına rağmen aynı dönem için iş kaybı tazminatı ödenmesi mükerrer yararlanmaya neden olur.Öte yandan işçinin dört aylık boşta geçen süre sonunda yeniden iş kaybı tazminatı için başvuru şartının aranması gerekmez. Zira davalı işçi gerçek anlamda yeni bir işe girmemiş, geçersiz feshin bir sonucu olarak yasa gereği dört aylık ücret ve diğer hakları edinmiştir. Davalı işçiye Kurum tarafından ödenen iş kaybı tazminatının geçersiz sayılan feshi izleyen dört aylık süre için yapılan ödemenin iadesi şeklinde sonuca gidilmelidir. Mahkemece gerekirse bu yönde bilirkişiden ek hesap raporu alınıp sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.