MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ücret alacağı, Türkiye'ye dönüş yolu masrafı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin taraflar arasında akdedilmiş 19.10.2005 tarihli iş sözleşmesi ile davalı şirketin Türkmenistan'daki şantiyesinde güvenlik görevlisi olarak sözleşmesinde yazılı 2,26 USD/saat 730 USD aylık ücretle çalışmaya başladığı, 01.01.2007 tarihinden geçerli olarak ücretinin 2,47 USD/saat ücrete yükseltilerek 800 USD aylık ücretle çalışmasını sürdürdüğünü, ücretlerinin geç ödenmesi ve Eylül-Ekim-Kasım ayları ücretleri ile fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi üzerine iş sözleşmesini 30.10.2007 günlü dilekçesi ile 13.11.2007 tarihinden geçerli olarak sona erdirdiğini, ücretlerinin ödenmemesi nedenine dayalı feshin İşk.24/II-e bendine göre haklı fesih niteliği taşıdığını, ... 9. Noterliği aracılığıyla davalıya gönderilen 19.11.2007 tarihli ihtarnameye rağmen, 1.100 USD ödeme dışında başkaca bir ödeme yapılmadığını iddia ile 19.10.2005-01.01.2007 tarihleri arasında 2,26 USD/saat ve 01.01.2007 tarihinden işi bıraktığı tarihe kadar 2,47 USD/saat ücretle çalışan müvekkilinin ödenmeyen ücret, izin ücreti, dönüş yol masrafı, fazla mesai ve kıdem tazminatı alacakların davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının ve Karşı Davanın Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının dava dilekçesindeki iddialarının daha önce keşide ettiği ihtarnamesindeki iddialarla çeliştiğini, davacının tüm ücretlerinin Türkmenistan'da aldığı avansların tenzilinden sonra tamamen ödendiğini. 19.10.2005 tarihinde işe başlayan davacının 30.10.2007 tarihli biri kendi el yazısı ile olmak üzere düzenlenmiş dilekçelerle 13.11.2007 tarihinden geçerli istifa ettiğini bildirerek iş sözleşmesini kendi isteği ile sona erdirdiğinden, ihbar ve kıdem tazminatı talep hakkı olamayacağını, istifa dilekçesinde İşk.24. maddesinde sayılan herhangi bir haklı nedene dayanılmadığından dava dilekçesi ile haklı fesih iddiasında bulunması kötüniyetli bir davranış olduğundan tüm reddi gerektiğini, davacının işe başladığı tarihteki ücreti 2,26 USD/saat = 509 USD olup, güvenlik departmanında çalışması nedeniyle ayda 65 saat fazla mesai yapabileceği kabul edilerek bu dönemde her ay doğrudan 730 USD, daha sonra ücretinin 558 USD'ye çıkarılması üzerine de yine aynı şekilde 65 saatlik fazla mesai ilavesi ile 800 USD olarak ödeme yapıldığını ve davacının fazla mesaili olarak tahakkuk ettirilen bu
ücretlerini önkoşulsuz olarak aldığından, fazla mesai ücreti talep hakkı olamayacağını, davacının aldığı avansların tenzili ile bakiye maaş alacaklarının banka hesabına yatırıldığını, halta tatili ve bayram genel tatil günlerinde çalışmadığından bir talep hakkı olamayacağını, kaldı ki dava dilekçesinde bu konuda bir talebi bulunmadığını, davacı kendi isteği ile iş sözleşmesini sona erdirdiğinden sözleşmenin 13. maddesindeki düzenlemeye göre ülkeye dönüş yol masrafı namı ile bir talep hakkı bulunmadığını, yıllık izinlerinin fazlası ile kullandırıldığını beyanla davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut olayda; davacı işçinin fazla çalışma ücreti isteklerinin kabulüne karar verilmiştir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay 9.HD. 11.2.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K; Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K.). Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Dairemizin önceki kararlarında; fazla çalışma ücretlerinden yapılan indirim, kabul edilen fazla çalışma süresinden indirim olmakla, davalı tarafın kendisini avukatla temsil ettirmesi durumunda reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmekteydi (Yargıtay 9.HD. 11.02.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K.). Ancak, işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusunu arttırdığı aşamada, mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilenemeyeceğinden, Dairemizce 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş, bu tür indirimden kaynaklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsizliğe yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda, yukarıda değinildiği üzere fazla çalışma alacağından yapılan indirim sebebiyle ret vekâlet ücretine hükmedilmekle birlikte, Borçlar Kanununun 161/son, 325/son, 43 ve 44 üncü maddelerine göre, yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine hükmedilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olduğundan ve konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden, Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş ve fazla çalışma alacağından yapılan indirim nedeniyle reddine karar verilen miktar bakımından, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.
Somut olayda Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacı işçinin fazla mesai hesabı işyeri kaydı niteliğindeki vardiya defterlerine göre tespit edilmiştir. Fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda bu alacaktan hakkaniyet indirimi yapılmaması gerekirken hakkaniyet indirimi yoluna gidilerek hüküm kurulması hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 01.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy