MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili; davalının nedensiz yere davacının ücretinden 250 TL kesinti yapmak istediğini, davacının bunu kabul etmemesi üzerine iş akdinin sözlü olarak feshedildiğini ileri sürerek; kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret, yıllık izin,fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili; davacının işi kendisinin bıraktığını, son ay dahil bordroların imzalı olduğunu ve ücret ile fazla mesai alacaklarının bulunmadığını, hafta sonu çalışmanın olmadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ç)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
D)Gerekçe:
Mahkeme kararları gerekçeli olmalıdır. Anayasanın 141 inci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 26.05.2008 gün ve 2007/20517 Esas, 2008/12483 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, mahkemenin karar gerekçesinde iddia ve savunma açıkça irdelenmediği gibi iddia ve savunmanın bilirkişi raporunda irdelendiği belirtilmiştir. Ayrıca dosyada herhangi bir bozma kararı olmadığı halde bilirkişi raporunun bozma ilamına uygun olduğu belirtilerek hüküm kurulmuştur.
Bilirkişi raporundaki irdelemeye atıf yapılarak hüküm kurulması karşısında, yerel mahkemenin kararının Anayasanın ve yasanın aradığı mahiyette gerekçe taşımadığı anlaşıldığından, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy