MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatil ücerit, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı işyerinde forklifçi olarak çalışırken parça dizme işine verilmek istendiğini, iş şartlarında esaslı değişikliği kabul etmeyince iş akdinin işverence haksız olarak feshedildiğini, dini bayramların son günü ve resmi tatiller dahil olmak üzere haftanın 6 günü 2 vardiya halinde günde 12 saat çalıştığını, ayrıca aynı şartlarda ayda 2 hafta tatili de çalıştığını, fazla çalışma ücreti, hafta tatil ücreti ve genel tatil ücretinin ödenmediğini beyanla kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatil ücreti,ulusal bayram genel tatil ücreti alacakları olmak üzere 1300 TL alacağın faiziyle tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, işyerinde metal yüzeylerin kaplanması işinin yapıldığını, çinko kaplama ve kataforez kaplama bölümlerinin bulunduğunu, davacının kataforez bölümünde askı dizme görevindeki çalışmasının performansının beğenilmemesi nedeniyle 04.11.2009 tarihinden itibaren askı dizme görevini ( aynı görevi ) çinko kaplama bölümünde yapacağının bildirildiğini ancak davacının bu durumu iş şartlarında ağırlaştırma olarak değerlendirip görev değişikliğini kabul etmediğini ve 04.11.2009 tarihinden itibaren işe gelmeyerek iş akdini feshettiğini, yeni görevinde de aynı işi aynı ücretle yapacağını, ağırlaştırmanın söz konusu olmadığını,hiçbir zaman forkliftçı olarak çalışmadığını, tüm hak edişlerini alarak ve davalıyı ibra ederek işyerinden ayrıldığını, beyanla davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, forkliftçi olarak çalıştığı kabul edilerek dosya kapsamında sabit olan çinko kaplama bölümünde askı dizme işçiliğinde görevlendirilmesinin çalışma koşullarındaki esaslı değişiklik oluşturduğu, davacının bu değişikliği kabul etmemesi üzerine sözleşmenin işverence haksız olarak feshedildiği, , fazla mesai, hafta tatil günleri ve bayram genel tatil günleri çalışmalarının tanık beyanları ile açıklığa kavuştuğunu, kapsamı çelişik olan ibranameye itibar edilmediği belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerliliği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.İşçi ve işveren arasında işverenin borçlarının sona erdirilmesine yönelik olarak Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlülüğü öncesinde yapılan ibra sözleşmeleri yönünden geçersizlik sorunu aşağıdaki ilkeler dahilinde değerlendirilmelidir:
a)-Dairemizin kökleşmiş içtihatları çerçevesinde, iş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesi mümkün olup, Dairemizin kararlılık kazanmış uygulaması bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 15.10.2010 gün, 2008/41165 E, 2010/29240 K.).
b)-İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez (Yargıtay 9.HD. 5.11.2010 gün, 2008/37441 E, 2010/31943 K).
c)-İbranamenin geçerli olup olmadığı 01.07.2012 tarihine kadar yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun irade fesadını düzenleyen 23-31. maddeleri yönünden de değerlendirilmelidir. İbra sözleşmesi yapılırken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi, diğer tarafın veya üçüncü şahsın hile ya da korkutmasıyla karşılaşması halinde, ibra iradesinden söz edilemez.
Öte yandan 818 sayılı Borçlar Kanununun 21 inci maddesinde sözü edilen aşırı yararlanma (gabin) ölçütünün de ibra sözleşmelerinin geçerliliği noktasında değerlendirilmesi gerekir.
İbranamedeki irade fesadı hallerinin, 818 sayılı Borçlar Kanununun 31 inci maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gerekir (Yargıtay 9.HD. 26.10.2010 gün, 2009/27121 E, 2010/30468 K). Ancak, işe girerken alınan matbu nitelikteki ibranameler bakımından iş ilişkisinin devam ettiği süre içinde bir yıllık süre işlemez.
d)-İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 9.HD. 4.11.2010 gün 2008/37372 E, 2010/31566 K).
e)-Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir (Yargıtay 9.HD 21.10.2010 gün 2008/40992 E, 2010/39123 K.). Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz (Yargıtay 9.HD. 24.6.2010 gün 2008/33748 E, 2010/20389 K.).
f)-Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise, geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi yapılmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır (Yargıtay 9.HD. 27.06.2008 gün 2007/23861 E, 2008/17735 K.). Fesihten sonra düzenlenen ve alacak kalemlerinin tek tek sayıldığı ibranamede, irade fesadı haller ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece ibra iradesi geçerli sayılmalıdır (Yargıtay HGK. 21.10.2009 gün, 2009/396 E, 2009/441 K).
g)-Yine, işçinin ibranamede yasal haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ibra iradesinin bulunmadığını gösterir (Yargıtay 9.HD. 4.11.2010 gün 2008/40032 E, 2010/31666 K).
h)-İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir (Yargıtay 9.HD. 24.6.2010 gün, 2008/33597 E, 2010/20380 K). Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir. Aynı ibranamede çelişki bulunmayan ve miktar içermeyen kalemler bakımından ise borç ibra yoluyla sona ermiş sayılabilir. İbraname savunması, hakkı ortadan kaldırabilecek itiraz niteliğinde olmakla yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir (Yargıtay HGK. 27.1.2010 gün 2009/9-586 E, 2010/31 K. ; Yargıtay 9.HD. 13.7.2010 gün, 2008/33764 E, 2010/23201 K.).
Somut olayda 9.11.2009 tarihli ibranamenin metin kısmında “ ..... çalışmaya başladığım tarihten bugüne kadar geçen çalışma sürem içindeki bütün ücretlerimi, her türlü sosyal hakkım ile hafta ve genel tatil günlerine ait ücretlerimi ...ayrılış esnasında hak etmiş olduğum yukarıda belirtmiş olduğum istihkaklarımı eksiksiz olarak aldım...ibra ederim..” şeklinde düzenleme mevcut olup fazla çalışma ücreti yönünden ise 214.64 TL tahakkuk söz konusudur.
Mahkemece ibranamenin kapsamı itibariyle çelişik olduğu gerekçesi ile değer verilmemiştir.Oysa ibraname fazla çalışma alacağı yönünden miktar içermekte , genel tatil ve hafta tatili alacakları yönünden ise miktar içermemekte olup kapsamı itibariyle herhangi bir çelişki mevcut değildir. Mahkemece fazla çalışma alacağı yönünden ibraname makbuz kabul edilerek ödenen miktar mahsup edilmeli, miktar içermeyen genel tatil, hafta tatili alacakları yönünden ise borcun ibra yolu ile sona erdiği kabul edilerek isteklerin reddine karar verilmelidir.Yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
3- Davacı dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmamasına rağmen mahkemece fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak isteklerin hüküm altına alınması hatalıdır.
F) Sonuç:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy