MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, davalı iş yerinin merkez yağ fabrikasında belirsiz süreli iş sözleşmesi kapsamında çalışmaya başladığını ve davalı işveren tarafından iş sözleşmesine son verildiğini ileri sürerek, yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı işveren, davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığını ileri sürerek yıllık izne hak kazamadını savunmuş, öte yandan ibraname sebebiyle davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının davalı iş yerinde tam zamanlı olarak çalıştığı, davacının zorunlu ara vermelerle birlikte toplam çalışmasının 4 yıl 1 gün olduğu, iş akdinin sonlandırılmasından dolayı yıllık izin ücreti talep hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Kararı yasal süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin davalıya ait işyerinde 3 yıl 8 ay 27 gün süreyle çalıştığı dosya içinde yer alan Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet döküm cetveli belgelerinden anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda davacının yıllık izin süresi fiili hizmete göre 3 yıl ve İş Kanunu’nun 55. maddesine göre bazı sürelerin eklenmesi suretiyle 4 yıl olmak üzere iki seçenekli olarak hesaplanmıştır.
Davacının çalışma süresi içinde 2009 ve 2010 yıllarında toplam 64 gün süreyle istirahat raporu aldığı anlaşılmakta olup sözü edilen sürenin ihbar öneli ve altı hafta toplamından oluşan süreyi aşmadığı sabit olmakla raporlu olunan sürenin İş Kanunu’nun 55 (a) bendi uyarınca yıllık izin hesabında çalışılmış gibi değerlendirilmesi yerindedir.İşyerinde ekonomik krize bağlı olarak 2009 ve 2010 yıllarında dönüşümlü olarak bazı işçilerin iş sözleşmelerinin askıya alındığı da dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Davacı işçi de bu kapsamda 2009 ve 2010 yıllarında bir süre ücretsiz izne çıkarılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporuna ekonomik krize bağlı ücretsiz izin ve kısa çalışma uygulamaları zorlayıcı neden olarak kabul edilmiş ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 55 (d) maddesi uyarınca her iki dönem için 15’er günlük süreler yıllık izne esas süreye eklenmiştir. Böylece istirahat raporlu olunan 64 güne askıda geçen 30 gün ilave edilerek toplam 94 gün fiili çalışma süresine eklenerek, yıllık izne esas süre 4 yıl 1 gün olarak belirlenmiştir.
İş Kanunu’nun 55 (d) bendinde, “Çalışmakta olduğu işyerinde zorlayıcı sebepler yüzünden işin aralıksız bir haftadan çok tatil edilmesi sonucu olarak işçinin çalışmadan geçirdiği zamanın onbeş günü (işçinin yeniden işe başlaması şartıyla)” yıllık izin hesabında çalışılmış gibi değerlendirileceği hükme bağlanmıştır. İlgili hükme göre işyerinden kaynaklanan bir zorlayıcı nedene bağlı olarak işyerinde çalışmanın bir haftadan fazla süreyle tatil edilmesi gerekir.
Somut olayda ekonomik krize bağlı olarak davacının da aralarında olduğu bazı işçilerin ücretsiz izne çıkarıldığı ve davacının da bu uygulamayı kabul ettiği anlaşılmaktadır. Ekonomik krize bağlı ücretsiz izin veya kısa çalışma uygulaması, işyerinde çalışmayı durduran zorlayıcı nedenlerden değildir. Fiili çalışmanın olmadığı ücretsiz izinde geçen sürelerin İş Kanunu’nun 55 (d) maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve bir kısmının yıllık izne esas süreye eklenmesi yerinde değildir.
Davacının işyerinde geçen fiili çalışma süresi ve istirahat raporlu olunan süre toplamı 4 yıl olmadığından yıllık izin hesabının bilirkişi raporunun birinci seçeneğine göre kabulü gerekir. Mahkemece hatalı değerlendirmeyle ikinci seçeneğin hükme esas alınması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy