MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, resmi tatil ücreti, maaş alacağı ile izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı firmada 2005 yılının Eylül ayının 12’sinde vasıflı işçi (makineci-ayakçı) olarak çalışmaya başladığını, 4 Şubat 2009 tarihinde işten çıkarıldığını, deri sektöründe ortalama 8 ay sezon olduğunu, bu dönemde ortalama 1.600 TL maaş verildiğini, çalışma saatlerinin 09.00-22.00 olduğunu, sezon dışında 1.200 TL maaş verildiğini, çalışma saatlerinin ise sabah 09.00 akşam 09.00 olduğunu, cumartesi ve resmi bayramlarda da çalışıldığını, en son işten çıkarıldığında aylık maaşının yıl bazında ortalama 1.466 TL olduğunu, son aylık maaşının ödenmediğini, yasal izin haklarının kullandırılmadığını iddia ederek FİH saklı kalmak üzere kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, resmi tatil-bayram, izin ve maaş alacaklarının faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının 12.09.2005 tarihinde çalışmaya başladığını, davacı taleplerinin müphem olup açıklanması gerektiğini, davacının aylık ücretinin son ücret bordrosunda görünen ve imzası ile tevsik ettiği 735 TL olduğunu, işyerinde haftalık 45 saat çalışma uygulandığını, iş akdinin İş Kanunu madde 17 gereği feshedildiğini, hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatının 27 Şubat 2009 tarihinde banka hesabına yatırıldığını, davacının hak ettiği fazla mesai alacağı olmadığını, resmi tatil ve dini bayramlarda çalışma yapılmadığını, izinlerin muntazaman kullandırıldığını, Ocak-Şubat 2009 maaşlarının da banka hesabına yatırıldığını savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, bayram ve bakiye ücret alacaklarının tahsiline, yıllık izin talebinin reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.).
Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Yerel mahkemece emsal ücret araştırması yapılarak, ... Ticaret Odasından gelen cevabi yazıya itibarla yapılan hesaplamaya göre alacakların hüküm altına alınmasına rağmen, aynı işverenlik aleyhinde açılan davalarda ücret seviyesi davacının iddiasını doğrular düzeyde kabul edilmiş ve dairemizce onanmıştır. (9. H.D. 2011/16603 – 2013/18204 K ve 2010/33599 – 2012/40133 K gibi)
Mahkemece ... Ticaret Odası’ndan gelen ücrete göre hüküm kurulması bu nedenle yerinde görülmemiş olup, bozma nedenidir.
2- Hüküm altına alınan kıdem tazminatının tamamına fesih tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi de bozma nedenidir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy