MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA:Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işe başlatmama, boşta geçen süreye yönelik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK.nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A)Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin iş akdinin iş güvencesi hükümlerine ve iş yasasına aykırı olarak feshi nedeniyle işe iade davası açıldığını, davacının işe iadesine karar verildiğini ve kararın onandığını, işverenlikçe işe iade edilmeyerek aynı mahkeme ilamında gösterilen hak ve alacakların ödenmesi yoluna gidildiğini, ödeme yapılırken taraflarına herhangi bir hesap çizelgesi sunulmadığını, hesaplamanın neye göre yapıldığı hakkında bilgi verilmediğini, davacının alacaklarının eksik ödendiğini iddia ederek 500 TL’nin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının dava dilekçesi açık ve net ifade içermediğinden ne talep edildiğinin anlaşılamadığını, davacının işyerinde 20.01.1986 tarihinde çalışmaya başladığını, 03.05.2007 tarihinde Birlik Personel Yönetmeliğinin 111 maddesi hükmü gereği davacının emekliliğe hak kazanmış olması nedeniyle tüm işçilik alacakları ödenerek feshedildiğini, iş akdinin tazminatları peşin ödenerek feshedildiğini, mahkemece davacının işe iadesine karar verildiğini, bu karar uyarınca birlik tarafından davacıya 20.05.2009 tarihinde hükmolunan işe iade tazminatının ödendiğini, işe iade edilmemesi sonucu ortaya çıkan kıdem tazminatı farkının da aynı tarihte ödendiğini savunmuştur.
C)Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kabulü ile kıdem, ihbar tazminatı, işe başlatmama, boşta geçen süreye yönelik alacakların tahsiline karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararında dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı işveren 25.01.2007 tarihli yazı ile, iş sözleşmesine TİS’de öngörülen ihbar öneline uygun olarak 03.05.2007 tarihinde son vereceğini işçiye bildirmiştir. Olayda tartışmalı olan husus, davalı işverence gerçekleştirilen fesihte, davacı işçiye tanınan ihbar önellerinin yok sayılıp sayılmayacağı yani davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. Gerçekten davalı işveren, dosya içeriğine göre TİS hükümlerinde öngörülen sürelere uygun bir şekilde yaptığı bildirimle, iş sözleşmesinin sona ereceğini davacı işçiye bildirmiştir.Geçersiz feshin sonuçlarını düzenleyen İş Kanunu'nun 21. maddesinde işçiye daha önce ödenen ihbar tazminatının nasıl bir değeri varsa, işçiye ihbar öneli tanınmasının da bir değeri olduğu açıktır.Bilindiği gibi İş Kanunu'nun 17. maddesi, işçinin kıdemine göre artan ihbar önellerine uyulmasını, buna aykırılık halinde o süreye ilişkin ücret ve eklerinden ibaret “ihbar tazminatı” ödenmesini öngörmektedir. Bir diğer ifadeyle asıl olan işçiye ihbar öneli tanınmasıdır. İşveren ihbar önellerine uymuş, usulsüz bir fesih gerçekleştirmemişse zaten ihbar tazminatından da söz edilememektedir. İş Kanunu 21. madde, geçerli nedene ya da şekil şartına aykırı feshin sonuçlarını 17. madde ihbar önellerine aykırılığın sonuçlarını düzenler. Her iki müessesenin ve yaptırımın dayandığı temeller, koruma alanları birbirinden farklıdır ve birbiriyle karıştırılıp iç içe geçemez. Yasa da bu ayrılığın öylesine farkındadır ki geçersiz fesihte işe başlatılmayan işçiye “bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse” bu sürelere ait ücretin yani ihbar tazminatının ayrıca ödeneceğini düzenlemiştir.
İş hukukunun genelde işverenin fesih hakkını sınırlayan müesseseleri, özelde süreli feshe ilişkin düzenlemeleri esasen, işçiye daha çok para alacağı sağlamayı değil; iş sözleşmesini olabildiğince ayakta tutmayı, işçi fesihle karşı karşıya gelecekse bunun da usule, yasal esaslara uygun gerçekleşmesini hedefler.İhbar önellerinin getiriliş amacı bakımından da, hükmün amacı işçinin Yasa’da öngörülen süreler öncesinden artık iş ilişkisinin sona ereceğini bilmesi ve fesihten sonraki sürece hazırlanabilmesidir. İşveren bu esasa ve Yasa’nın öngördüğü usule uyarak işçiyi önceden bilgilendirmiştir. Bu feshin geçerli bir nedene dayanmaması yahut 19. maddedeki şekil kurallarına aykırılık içermesi, feshin 17. madde uyarınca usule aykırılığı ile ilgili bir mesele değildir. 21.maddenin 4. fıkrası, işe başlatılmayan işçinin durumunu düzenlerken onun 18. ve 19. maddelere aykırı fesih esnasında aynı zamanda usulsüz, 17. maddeye aykırı bir feshe de maruz kalmış olabileceği ihtimalini gözeterek, böyle bir “usulsüz fesih yapılmışsa” bunun yaptırımı olan ihbar tazminatının ayrıca ödeneceğine işaret etmiş ve 17. maddeyi tekrarlamıştır. Buna göre 4. fıkranın son cümlesinde öngörülen iki hal mevcut değilse, işe başlatılmayan işçinin tekrar ihbar tazminatı alacağına hak kazanmayacağı, aksi sonucun Yasa’nın 21. maddesine de açıkça aykırı olacağının kabulü gerekir.Dairemizce daha önceki uyuşmazlıklarda aksine görüş ile geçersiz fesih öncesi verilen ihbar öneline değer verilemeyeceğini kabul edilmiş ise de daha sonra yeniden yapılan değerlendirme sonucu yukarıda açıklanan görüş doğrultusunda ve yasanın açık düzenlemesine uygun olarak bu görüşten vazgeçilmiştir. Somut olayda, işçinin sözleşmesi önel sonu olan 03.05.2007 tarihinde sona erdirilmiş olup, İş Kanununun 21. Maddesinin açık hükmü göz önüne alındığında, işe başlatılmayan işçiye geçersiz fesih öncesinde bildirim süresi verildiğine göre, işverence bu süreye ait ücret ödeme yükümlülüğü ortadan kalktığı gözetilmeden ihbar tazminatı alacağının hüküm altına alınması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.F)Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.