MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ(MÜSTEMİR YETKİLİ)
DAVA :Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 05.11.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat ... ile karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalıya ait işyerinde 01.02.2007-30.12.2008 tarihleri arasında satış müdürü olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile izin, ücret, fazla çalışma, hafta ve genel tatil alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı kendisinin cezaevinde bulunduğunu, işlerini yürütmesi için eniştesi ve teyzesinin oğlu olan ...’ye genel vekalet verdiğini, bu kişinin kendisinden habersiz olarak bir takım işlere giriştiğini, davacının bu kişinin yeğeni olup kimseye haber vermeden bu kişiyi işe alınmış olarak gösterdiğini, davacının 10 ay kadar davalı işyerinde çalışıyormuş gibi gösterdiğini, işyerinin küçük bir yer olup bu kişiyi aylık 2.500 TL ücretle çalışmış gibi gösterdiğini, bir kişinin 24 ay boyunca ücretini alamamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ... Akbank şubesinde bulunan hesaplarının bu kişilerce boşaltıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkeme kararın gerekçesinde iş sözleşmesinin işverence kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde feshedildiğinin işverence ispat edilemediği açıkça kabul edildiği halde daha sonra iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle feshedildiği şeklinde açıklamada bulunulması maddi hata olup bozma sebebi yapılmamıştır.
3- Davacı işçinin fazla çalışma ve genel tatil çalışması yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davalı işveren ...’ün işlediği bir suçtan dolayı tutuklu bulunduğu, işlerini yürütmesi için akrabası olan ... isimli kişiye vekalet verdiği dosya kapsamından sabittir. Davacı dava dışı ...’nin akrabası olup onun tarafından işe alınmıştır. Davalı ile dava dışı ... arasında vekalet ilişkisinin kötüye kullanıldığına ilişkin C.Savcılığına yansımış şikayetler bulunmakta olup bu tanığın beyanlarına itibar edilemez. Mahkemece ... dışında bir tanık daha dinlenmiş olup bu tanığın çalışması kısa sürelidir. Davacı fazla çalışma ve genel tatil çalışmasını ispat edememiştir.
4- Davacının çalışma süresi 1 yıl 10 ay 14 gün olup 1 tam yıl için İş Kanunun 53/4-a maddesi uyarınca 14 gün izne hak kazandığı halde 16 gün üzerinden hesaplama yapılması hatalıdır.
5- Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir.
Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler.
İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemesi, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit edilmelidir. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur.
Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.).
Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur.
Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir.
Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmemesi ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemesi, işçinin ücret, sigorta primi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır.
Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenip, düzenlenmediğinin de araştırılması gerekir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir.
Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır.
İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda davacı aylık 2.500 TL net ücret aldığını iddia etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 2007/Kasım ayında 1.884,16 TL ücret aldığına ilişkin bordroya itibar edilerek bunun asgari ücrete oranlanması sonucu davacının asgari ücretin 3,22 katı ücret aldığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Davacı tarafça ibraz edilen 2007/Kasım ayı bordrosunun düzenlendiği tarihte davalı cezaevindedir. Davalının vekalet verdiği ... ile arasındaki ihtilafta nazara alındığında bu bordroya itibar edilemez. ... hizmet cetvelinde davacının ücreti asgari ücret olarak gösterilmiştir. Bu durumda mahkemece davacının çalışma süresi ve yaptığı iş nazara alınarak yukarıda belirtilen şekilde ilgili meslek kuruluşlarından ücret araştırması yapılmak suretiyle davacının ücreti tespit edilerek buna göre işçilik alacakları hesaplanmalıdır.
6- Davacı ıslah dilekçesinde faiz talep etmediği halde ıslahla artırılan kısım yönünden faize hükmedilmesi hatalıdır.
7- Davalı taraf temyiz aşamasında davacının hesabına kendi hesabından değişik tarihlerde 22.714 TL ödeme yapıldığına ilişkin ibraz ettiği banka hesap ekstresi ödeme defi mahiyetinde olup yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Mahkemece davalı tarafça ibraz edilen banka hesap ekstresi davacı tarafa gösterilerek bir diyeceği olup olmadığı sorulmalıdır. Bunun sonucuna göre bu belgeler yeni bir değerlendirmeye tabi tutulup dava konusu ücret alacağı konusunda bir sonuca gidilmesi gerekir.
8- Davacının talep ettiği hafta tatili alacağı bilirkişi tarafından çalışma ispat edilemediğinden hesaplama yapılmamıştır. Mahkemece davacının hafta tatili çalışma alacağı reddedildiği halde davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990.00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy