MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA:Davacı ve karşı davalı, cezai şart ve çalışılmayan günlerin ücretinin tahsilini, davalı ve karşı davacı ise; sözleşmeden kaynaklanan tazminatın, eğitim için ödenen bedelin, işçinin çalışmaması nedeniyle uğranılan zararın, davacı ve karşı davalının neden olduğu zarar nedeniyle tazminatın ve yanan cihaz bedelinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, asıl davanın kısmen hüküm altına alınmasına, karşı davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin belirli süreli iş sözleşmesi ile davalı şirkette çalışmaya başladığı, sözleşmeye göre 02/05/2007 - 02/05/2009 tarihleri arasında müvekkilinin davalı şirkette çalışmasının kararlaştırıldığı, sözleşmeye uymayan tarafın tazminat ödemekle yükümlü olduğunun hüküm altına alındığı, 08/03/2008 tarihinde müvekkilinin iş akdinin davalı şirket tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiğini iddia ederek iş sözleşmesine dayanan cezai şart ve çalışılmayan günlerin ücretinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı / karşı davacı vekili ise davacının aylık 700,00 TL maaş üzerinden sigorta primi yatırılması gerekirken sehven asgari ücretten yatırıldığını, bu durumun 07/03/2008 tarihinde davacı tarafından müvekkiline bildirilmesi üzerine eksik yatan sigorta primleri ve o zamana kadarki maaş ve ücretlerinin de talebi üzerine davacıya ödendiğini ancak davacının 07/03/2008 tarihinden sonra işe gelmediğini savunarak; asıl davanın reddine, sözleşmeden kaynaklanan tazminatın, eğitim için ödenen bedelin, işçinin çalışmaması nedeniyle uğranılan zararın, davacının neden olduğu zarar nedeniyle tazminatın ve yanan cihaz bedelinin karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, asıl davanın kısmen kabulüne karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut olayda; davacı işçinin fazla çalışma ücreti isteklerinin kabulüne karar verilmiştir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay 9.HD. 11.2.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K; Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K.). Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Dairemizin önceki kararlarında; fazla çalışma ücretlerinden yapılan indirim, kabul edilen fazla çalışma süresinden indirim olmakla, davalı tarafın kendisini avukatla temsil ettirmesi durumunda reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmekteydi (Yargıtay 9.HD. 11.02.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K.). Ancak, işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusunu arttırdığı aşamada, mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilenemeyeceğinden, Dairemizce 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş, bu tür indirimden kaynaklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsizliğe yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda, yukarıda değinildiği üzere fazla çalışma alacağından yapılan indirim sebebiyle ret vekâlet ücretine hükmedilmekle birlikte, Borçlar Kanununun 161/son, 325/son, 43 ve 44 üncü maddelerine göre, yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine hükmedilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olduğundan ve konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden, Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş ve fazla çalışma alacağından yapılan indirim nedeniyle reddine karar verilen miktar bakımından, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.
Somut olayda, mahkemece hakkaniyet indirimine tabi tutulan alacağın reddedilen kısmı için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmeyeceğinin gözetilmemesi isabetsizdir.
3) Mahkemece cezai şarta, %75 indirimle hükmedilmiş ise de, bu indirim oranı cezai şart müessesininde hakkın özünü etkileyecek seviyede olup bu kadar yüksek indirim yapılması doğru değildir.
4) Taraflar arasında düzenlenen hizmet sözleşmesi, belirli süreli olmayıp asgari süreli olduğundan bakiye süre ücretinin talep edilemeyeceğinin değerlendirilmemesi de ayrı bir bozma nedenidir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.