MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA:Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı Bakanlığa ait devlet hastanesinde diğer davalı şirket işçisi olarak belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışırken emeklilik nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini belirterek, kıdem tazminatının ödetilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Sağlık Bakanlığı vekili ve davalı ... Şirketi vekili, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalılar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının kıdem tazminatı alacağı hesaplanırken asgari geçim indirimi, çıplak brüt ücrete eklenerek hesaplama yapılmıştır.
Asgari geçim indirimi, ücret veya ücret eki niteliğinde olmayıp bağımsız bir alacaktır. Asgari geçim indirimi, kıdem tazminatına esas giydirilmiş brüt ücretin hesabında dikkate alınmaz.
Mahkemece, asgari geçim indiriminin kıdem tazminatı hesabına esas ücrete dâhil edilmesi hatalıdır.
3-Kıdem tazminatına uygulanması gereken faizin başlangıç tarihi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin onbirinci fıkrası hükmüne göre, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir. Faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. İş sözleşmesinin ölüm ya da diğer nedenlerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez. Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma halinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğunu ve yaşlılık aylığı bağlandığını belgelemesi şarttır. Bu halde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarihtir.
Yaşlılık aylığı bağlandığına ilişkin belge işverene bildirilmemişse, işverence kıdem tazminatı olarak ilk taksitin ödendiği tarih bakiye kıdem tazminatı için faiz başlangıcı sayılmalıdır. Böyle bir taksit ödemesi de olmadığı durumlarda faiz başlangıcı, davanın açıldığı ya da icra takibinin yapıldığı tarihtir.
Kıdem tazminatının taksitler halinde ödenmesini kabul eden işçi, bu konuda iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürüp kanıtlamadığı sürece faiz hakkından vazgeçmiş sayılır. Taksitlerin zamanında ödenmesi durumunda ayrıca faize hak kazanılamaz. Bu konuda daha sonraki taksitlerin ödemesi sırasında ihtirazı kayıt ileri sürülmesinin sonuca bir etkisi yoktur. Ancak, taksitlerden bir ya da bazılarının gününde ödenmemesi durumunda hak kazanılan kıdem tazminatının tamamı için faize karar verilmelidir. İşçinin taksitli ödemeyi öngören ödeme planını kabulü, ancak taksitlerin gününde ödenmesi halinde işveren yararına sonuç doğurur. Taksitler gününde ödenmediğinde işçinin taksitli ödeme anlaşmasıyla bağlı olduğunda söz edilemez. İşçi, işverence anlaşmaya uyulacağı varsayımı ile taksitli ödemeyi kabul etmiş sayılmalıdır. İş hukukunda işçi yararına yorum ilkesi de bunu gerektirir. Bu itibarla, kıdem tazminatının taksitler halinde ödenmesini öngören anlaşmanın işverence ihlali halinde işçi, kıdem tazminatının tamamı için fesih tarihinden itibaren faize hak kazanır. Daha önce yapılan ödemeler de Borçlar Kanununun 84 üncü maddesi uyarınca öncelikle faize ve masraflara sayılmalıdır.
Somut olayda davacı, 4857 sayılı İş Kanunu’na göre çalışmış ve yaşlılık aylığı almak amacıyla işyerinden ayrılmıştır.
4857 sayılı Yasaya göre çalışıp yaşlılık aylığı almak için işyerinden ayrılanların kıdem tazminatı faizi, tahsis yapıldığının işverene bildirildiği tarihte, eğer işverene bildirilmemiş ise dava tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Mahkemece, davacı yaşlılık aylığı bağlandığının işverene bildirilip bildirilmediği tespit edilmeden kıdem tazminatı faizinin fesihten itibaren başlatılması hatalıdır.
4- Davalı vekili, temyiz dilekçesi ekinde, fesihten sonra düzenlenmiş ve miktar içeren ibraname sunmuştur.
Mahkemece, bu belge davacıya gösterilerek, irade fesadı altında düzenlenmemiş ve altındaki imza davacıya ait ise, ibranamede yazılı miktarın mahsup edilmesi gerekmektedir.
5-392 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davalı Bakanlık harçtan muaf olduğu hâlde, mahkemece harca mahkûm edilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 04.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.