MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı ile izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, 1986 tarihinde mevsimlik işçi olarak çalışmaya başladığını, her yıl 8-9 ay çalışması olduğunu, 03.07.2007 tarihinde traktör ile ölümle kazaya sebebiyet verdiğini, kaza sebebiyle 5 ay 10 gün tutuklu kaldığını, yargılamanın halen devam ettiğini, 14.08.2007 tarihinde iş akdinin bu sebeple feshedildiğini beyan ederek kıdem tazminatından ve yıllık izin ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı işveren, davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığını, TİS nin 29 maddesi gereğince adi suçtan 6 aydan az tutuklu kalan işçilerin tahliye edildikleri tarihten sonra bir hafta içinde işe başvurması gerektiğini ancak başvurmadığını, 90 günlük izin alacağının tespit edildiğini ve kendisine 3.286.16 TL ödeme yapıldığını beyan ederek açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının 03.07.2007 tarihinde yapmış olduğu trafik kazası nedeniyle 5 ay 10 gün tutuklu kaldığı ve bu sebeple iş akdinin TİS nin 29 maddesi uyarınca feshedildiği, aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca 90 günden fazla tutuklu kaldığı, 3 yıl 4 ay süreyle hapis cezasına mahkum olduğu, 4857 sayılı İş yasası 25/III bendindeki zorlayıcı sebeplerde belirtilen maddedeki ihbar süresinden fazla tutuklu kaldığı, aynı durum davacının üye olduğu sendika ile işveren arasında bağıtlanan TİS 29. maddesi göz önüne alındığında, davacının kıdem tazminatına hak kazanamadığı gerekçesiyle kıdem tazminatı isteğinin reddine yıllık izin talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı yasal süresi içinde her iki taraf temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İş sözleşmesinin, işveren tarafından zorlayıcı nedenlerle feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (IV) numaralı bendinde, işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması üzerine devamsızlığın aynı Yasanın 17 nci maddesinde sözü edilen bildirim süresini aşması durumunda, işverenin derhal fesih hakkının olduğu hükme bağlanmıştır. Gözaltı veya tutukluluk süresi bildirim önellerini aşmadıkça, iş sözleşmesi işverence derhal feshedilemez.
Bildirim önellerinin sözleşme hükmü ile arttırılmış olması halinde, değinilen maddenin uygulaması yönünden arttırılmış sürelerin dikkate alınması gerekir. Başka bir anlatımla işverenin derhal fesih hakkı ancak, tutukluluk süresinin arttırılmış ihbar önellerini aşması halinde ortaya çıkar.
4857 sayılı Yasanın 40 ıncı maddesinde, işçinin 25/IV maddesi kapsamında çalışamadığı süre için ücret ödenmesine dair bir kurala yer verilmemiştir. Bu itibarla işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması sebebiyle çalışamadığı süre için ücret talep hakkı yoktur. Ancak, işçinin gözaltına kaldığı veya tutuklu olduğu sürenin ihbar önelini aşması halinde, sözleşmeyi Yasanın değinilen 25/IV maddesi uyarınca fesheden işverenin, bildirim şartına uyma ve ihbar tazminatı yükümlülükleri bulunmamakla birlikte, kıdem tazminatı ödemesi gerekir.
Somut olayda davacının iş sözleşmesi ihbar önelini aşan tutukluluk sebebiyle feshedilmiştir. İşçinin tahliye sonrası başvuru halinde işe alınmasına dair hüküm, işçinin yeniden işe alınmasına dair olup, sözü edilen feshi ortadan kaldırmaz. Davacının kıdem tazminatı isteğinin kabulü gerekirken yazılı şekilde talebin reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığı tartışmasızdır. Toplu iş sözleşmesine göre davacı işçinin yılda 180 günden fazla çalışılması halinde 12 iş günü, 5 yıldan sonra ise 18 iş günü yıllık izin hakkı vardır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda toplu iş sözleşmesinin anılan hükmü yerine 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre hesaplamaya gidilmiştir. Dosyada yer alan belgelerde davacının bazı yıllar çalışması 180 günün altında olup belirtilen yıllar için yıllık izin ücreti hesabı hatalıdır. Toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre haz kazanılan yıllık izin süresi belirlenmeli ve davacıya kullandırılan ve fesihte ödenen miktarlar gözetilerek bakiye hakkın olup olmadığı tespit olunmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy