MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, genel tatil ücreti, ücret alacağı, hafta tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, 07/10/2007 – 16/07/2009 tarihleri arasında ameliyathane hemşiresi olarak çalıştığını, taraflar arasındaki iş akdinin ücret alacaklarının ödenmemesi nedeni ile davacı tarafından haklı nedenle fesih edildiğini, tüm dini, milli bayram tatilleri ile hafta tatillerinde çalıştığını, fazla mesai yaptığı halde hak ettiği ücretlerin ödenmediğini, son ücretinin net 1.450,00 TL olup 570,00-TL’lik kısmının banka hesabına yatırıldığını aradaki farkın ise elden ödendiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000,00 TL kıdem tazminatı, 100,00 TL fazla çalışma ücret alacağı, 100,00 TL yıllık izin ücret alacağı, 100,00 TL genel tatil ücret alacağı , 1.383,00 TL ücret alacağı ve 100,00 TL hafta tatili ücret alacağı olmak üzere toplam 4.783,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, iş akdinin istifa ile sonlandığını, davalı işyerinde aldığı son ücretin iddia edildiği gibi olmayıp asgari ücret olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacı tarafça 2009 yılı haziran ayına ait ücret alacağı ödenmediği gerekçesi ile fesih nedeni yapıldığını, fesih tarihinin 16/07/2009 olup fesih tarihi itibari ile davacının feshe konu ettiği ücret alacağının muaccel hale gelmediği bu nedenle feshin haklı olmadığı gerekçesiyle kıdem tazminatı isteğinin reddine yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ve ücret alacaklarının kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı temyizi yönünden; davacının ödenmeyen ücret alacağı sebebiyle iş sözleşmesini haklı olarak feshedip feshetmediği konusu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinin dördüncü fıkrasında, ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. 5953 sayılı Basın İş Kanununun 14 üncü maddesinin aksine, 4857 sayılı Yasada ücretin peşin ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sonra ödenmelidir.Ücreti ödenmeyen işçinin, bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür. 1475 sayılı Yasa döneminde, toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla 818 Sayılı Borçlar Kanununun 81 inci maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceği kabul edilmekteydi. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 97 inci maddesinde de benzer bir düzenleme yer almaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda ise ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda, işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş, toplu bir nitelik kazanması halinde dahi bunun kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır.Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir.Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir (Yargıtay 9.HD. 18.1.2010 gün, 2008/14546 E, 2010/193 K.).4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunmaktadır (Yargıtay 9. HD. 16.7.2008 gün 2007/22062 E, 2008/16398 K.).İşçinin ücretinin işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü nedeniyle ödenememiş olmasının sonuca bir etkisi yoktur. İşçinin, ücretinin bir kısmını Yasanın 33 üncü maddesinde öngörülen ücret garanti fonundan alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz.Bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan aynî yardımların yerine getirilmemesi de (erzak ve kömür yardımı gibi) bu madde kapsamında değerlendirilmeli ve işçinin “haklı fesih” hakkı bulunduğu kabul edilmelidir.İşçinin sigorta primlerinin hiç yatırılmaması veya eksik bildirilmesi, sosyal güvenlik hakkını ilgilendiren bir durum olsa da Dairemizin 1475 sayılı Yasa döneminde istikrar kazanmış olan görüşü, 4857 sayılı İş Kanunu döneminde de devam etmekte olup, sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması hallerinde de işçinin haklı fesih imkânı vardır (Yargıtay 9. HD. 18.1.2010 gün, 2009/24286 E, 2010/74 K.) Somut olayda davacı 16.07.2009 tarihli dilekçe ile 1.6.2009- 30.6.2009 tarihli ücret alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş akdini feshetmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 25.11.2006 tarihli iş sözleşmesinde aylık maaşın çalışılan aydan sonraki ayın 10 unda ödeneceği düzenlenmiştir.Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir. İş sözleşmesi ve davacının 16.07.2009 tarihli dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde Haziran 2009 ayı ücreti ile Temmuz ayına ait 16 günlük ücretin ödenmediği, borcun muaccel hale geldiği anlaşıldığından 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/2-e maddesi uyarınca davacı tarafından yapılan fesih haklı olup kıdem tazminatına hak kazanmıştır. Kıdem tazminatı isteğinin kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddedilmesi isabetli değildir.3- Davacı ıslah dilekçesinde “ dava konusunu 12 178.24 TL ( net tutarlar üzerinden hesaplanan miktardır) arttırmaktayız.” demiştir. Mahkemece davacı vekilinin 03/03/2011 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu ettikleri alacaklarını net tutarlar üzerinden 12.178,24 TL'ye arttırarak ıslah ettiği kabul edilmiştir.
Bilirkişi raporunda hesaplanan dava konusu yapılan net alacaklar toplamı 16961.24 TL dir. Dava dilekçesinde talep edilen miktar ise 4783 TL dir.Mahkemece davacının ıslah dilekçesinin hatalı şekilde yorumlanarak dava konusu yapılan alacaklar toplamının ıslah ile 12 178.24 TL ye arttırıldığının kabulü hatalıdır.4- Hafta tatili ücretinin hesabı yönünden taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.4857 sayılı İş Kanununun 46 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince, çalışılmayan hafta tatili günü için bir iş karşılığı olmaksızın işçinin ücreti tam olarak ödenir. Hafta tatilinde çalışan işçinin ücretinin nasıl hesaplanacağı yasalarda düzenlenmemiş ise de, Dairemizce hafta tatilinde yapılan çalışmanın fazla çalışma sayılacağı, buna göre ücretin yüzde elli zamlı ödenmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir (Yargıtay 9.H.D. 23.5.1996 gün 1995/37960 E, 1996/11745 K.). Buna göre hafta tatilinde çalışılmışsa, çalışma karşılığı olmaksızın ödenmesi gereken bir yevmiye yanında, çalışmanın karşılığı da bir buçuk yevmiye olarak ödenmelidir. Şu hale göre çalışılan hafta tatilinin ücreti ikibuçuk yevmiye olmalıdır.
Hafta tatili ücretleri çalışılan dönem ücreti üzerinden hesaplanır. Son ücrete göre hesaplama yapılması doğru olmaz. Bu durumda hafta tatili ücretlerinin hesabı için işçinin son ücretinin bilinmesi yeterli değildir. İstek konusu dönem içinde işçi ücretlerinin miktarı da belirlenmelidir. İşçinin geçmiş dönemlere ait ücretinin belirlenememesi halinde bilinen ücretin asgari ücrete oranı yapılarak bilinmeyen ücretin buna göre tespiti de Dairemiz tarafından kabul görmektedir. Ancak işçinin işyerinde çalıştığı süre içinde terfi ederek çeşitli unvanlar alması veya son dönemlerde toplu iş sözleşmesinden yararlanması gibi durumlarda, bilinen son ücretin asgari ücrete oranının geçmiş dönemler yönünden dikkate alınması doğru olmaz. Bu gibi hallerde, ilgili meslek kuruluşlarından bilinmeyen dönemler için ücret araştırması yapılmalı ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirmeye tabi tutularak sonuca gidilmelidir.
Parça başına veya yapılan iş tutarına göre ücret ödenen işlerde, bir ödeme dönemi içinde kazanılan ücretler toplamı çalışılan gün sayısına bölünerek hesaplama yapılmalıdır. Yüzde usulünün uygulandığı işyerleri bakımından da işçinin o hafta elde ettiği ücretlerin toplamı altıya bölünerek tatil ücreti elde edilir. Yüzde usulü ya da parça başı ücret ödemesinin öngörüldüğü çalışma biçiminde hafta tatili ücreti, belirlenen günlük ücretin zamlı kısmına göre hesaplanmalıdır.
Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda hafta tatili ücreti davacının bir günlük yevmiye ücreti esas alınarak hesaplanmıştır.Yukarıda ilke kararımızda da belirtildiği üzere işveren tarafından hafta tatili günü için bir iş karşılığı olmaksızın ödenen bir yevmiye yanında, çalışmanın karşılığı olarak da bir buçuk yevmiye ödenmelidir.Başka bir anlatımla hafta tatillerinde çalışılması halinde bir günlük yevmiyenin %50 fazlası ücrete hak kazanacaktır.Bu sebeple bilirkişi tarafından hesaplamada %50 arttırımlı yevmiye üzerinden hesaplama yapılmalıdır.
5-Davalı temyizi yönünden; taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
Yıllık izin hakkı Anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmez ve bu haktan vazgeçilemez. İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresinde kullanmadığı yıllık izinlere ait ücreti istemesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında izin hakkının bulunduğunun tespitini istemesinde hukuki menfaati vardır.
Somut olayda mahkemece bakiye 14 gün yıllık izin ücreti hüküm altına alınmıştır.Dosya içeriğinde imzalı 12.11.2007 tarihinde 16 gün, 03.06.2008 tarihinde 16 gün izin kullanma isteğini içerir izin dilekçeleri mevcut olup, söz konusu izin belgeleri bilirkişi tarafından dikkate alınmamıştır. Anılan dilekçeler davacıya gösterilerek imzaların davacıya ait olup olmadığı tespit edilip bir değerlendirmeye tabi tutulduktan sonra sonuca varılmalıdır. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy