MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili; davacı işçinin, davalı işverene ait iş yerinde, 07.05.2003-07.11.2007 tarihleri arasındaki dönemde banka müdürü olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin, davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, son aylık net ücretinin 6.000.00 TL olduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsil edilerek, müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili; davacı işçinin, davalı işverene ait işyerinde, 07.05.2003-07.11.2007 tarihleri arasındaki dönemde çalıştığını, davacı işçinin, bankacılık mevzuatına aykırı işlemler yaptığını, bu nedenle, 4857 Sayılı Yasanın 25. maddesi kapsamında haklı nedenle iş sözleşmesinin feshedildiğini savunarak davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ç)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
D)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.).
Somut olayda; davacı aylık net ücretinin 6000 TL olduğunu ileri sürmüş; davalı ise davacının aylık brüt 6000 TL aldığını savunmuştur. Mahkemece, davacının aylık net 6000 TL ücret aldığının kabulü ile hesaplama yapılan bilirkişi raporuna itibar edilerek alacaklar hüküm altına alınmış ise de; dosya içerisinde yer alan imzasız bordrolarda davacının aylık ücretinin brüt 6000 TL olduğu görülmekte olup davacının bankada çalıştığı hususu da nazara alındığında maaş ödeme belgeleri getirtilerek ve tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra ücret miktarının tespit edilmesi ve alacakların buna göre hüküm altına alınması gerekirken eksik araştırma ile sonuca gidilmesi hatalıdır.
SONUÇ:
Açıklanan sebepler ile temyiz edilen kararın BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01/11/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy