MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı vekili, emekli olmak sureti işe iş sözleşmesi sona eren davacıya kıdem tazminatının ödenmediğini belirterek, kıdem tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı ve davalılardan Sağlık Bakanlığı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı asıl işveren Bakanlığa ait işyerinde değişen alt işveren işçisi olarak çalıştığını ve en son ortak girişimi oluşturan şirket işçisi olarak çalışırken emekli olmak sureti ile iş sözleşmesini sona erdirdiğini belirterek, kıdem tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı bakanlık vekili husumet itirazında bulunurken, davalı olarak gösterilen ortak girişime yapılan tebligata rağmen, ortak girişim yargılamayı takip etmemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının davalı asıl işverene ait hastanelerde ihale ile verilen temizlik hizmeti kapsamında değişen şirketler işçisi olarak çalıştırıldığı, davalı bakanlık ile hizmeti yüklenen şirketler arasında asıl-alt işveren ilişkisi olduğu, davalı bakanlığın 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6 maddesi uyarınca işçilik alacağından sorumlu olduğu, davalı ortak girişimin de son alt işveren olarak aynı kanunun 6. Maddesi uyarınca tüm süreden sorumlu olduğu, iş sözleşmesinin emeklilik sureti ile sona erdiği, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, her ne kadar davacının ıslah dilekçesi ile ıslah ettiği miktar dışında kalan miktar için fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmuş ise de HUMK'nun önceki hali ile dava değerinin ıslah ile genişletilmesi mümkün değil iken, Anayasa Mahkemesi'nin bu konuda verdiği karar ile dava değerinin de ıslahı mümkün hale getirilmiş olup, kararın gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, hedeflenen sonuçlardan birinin de kısmi davalardan sonra aynı konularda ek davaların açılmasına sebebiyet verilmesinin engellenmesi olduğu, öte yandan kısmi dava açılmasının nedeninin, dava değerinin net bir şekilde tespit edilmesinin mümkün olmaması olup, ıslah tarihi itibarı ile alacak miktarı net bir şekilde belirlendiğinden, dava değerinin ıslah edilmesine rağmen, ıslah edilen miktarın da kısmi tutulmasında hukuki bir yarar bulunmadığı, (ancak davacı yanın ikinci bir vekalet ücreti hakkı doğurmak amacı ile böyle bir uygulamaya gidilebileceği, bunun da hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olup korunamayacağı), bu nedenle kısmi ıslah ile fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulması talebinin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Davacı vekili, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmamasını temyiz nedeni yaparken, davalı bakanlık vekili cevap nedenleri ile temyiz eder.
E) Gerekçe:
Anayasanın 36. maddesinde, herkesin meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27 maddesinde davanın tarafları, müdahilleri ve yargılamanın diğer ilgilileri kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenme hakkına sahip oldukları, bu hak kapsamında; yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesi ve kararın somut ve açık gerekçelendirilmesi vardır.
Hukuk Genel Kurulunun 8.10.2003 tarih, 2003/12-574-564 sayılı kararında vurgulandığı üzere ortak girişim iki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişinin belli bir amaca ulaşmak için katkılarını birleştirdikleri bir ortaklık türü olup, bu ortaklığın tek başına tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Ortak girişimin tüzel kişiliği olmadığından ve dava dilekçesinde her iki şirketin gösterilmesi ve dava dilekçesinin ortak girişimi oluşturan her iki şirkete ayrı ayrı tebliğ edilmesi, taraf teşkilinin sağlanması gerekir.
Davacı işçi, ... Tur. Ltd. Şirketi ve...Ltd. Şirketi ortak girişimi işçisi olarak diğer davalı asıl işveren işyerinde, ortak girişimin üstlendiği işte çalışmaktadır. Ortak girişimin tüzel kişiliği olmadığından ve dava dilekçesinde her iki şirket gösterildiğinden dava dilekçesinin ortak girişimi oluşturan her iki şirkete ayrı ayrı tebliğ edilmesi, taraf teşkilinin sağlanması gerekir. Somut olayda alt işveren olan adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından ortaklığın her bir ortağına ayrı ayrı dava dilekçesinin tebliğ edilmeden diğer bir anlatımla davadan haberdar edilmeden, davalı ortakların yokluğunda karar verilmesi ile davalı ortaklara savunma araçlarını kullanma ve davaya karşı açıklamada bulunma fırsatı tanınmaması hukuki dinlenilme hakkının ihlalidir. Mahkemece ortak girişim adına dava dilekçesinin tebliğ edilerek usule aykırı davranılması hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, sair temyiz nedenleri incelenmeksizin yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy