MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı vekili, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini belirterek kıdem, ihbar, maddi ve manevi tazminat ile yıllık ücretli izin alacağının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmi olarak talep edilen kıdem ve ihbar tazminatının davalı işverenden tahsiline karar verilmiştir.
Hüküm taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş, davacı avukatı duruşma talep etmiş ise de; HUMK.nun 435.maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı ... A.Ş.'nin ... İl Müdürlüğünde 02/01/1995 tarihinden bu yana hizmet sözleşmesi ile doktor olarak çalıştığını, 19/12/2001 tarihinde iş sözleşmesinin haksız yere feshedildiğini, ... 5. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda hakkında açılan kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, üzerine atılan sahtekarlık ve dolandırıcılık suçlaması nedeniyle hiçbir yerde iş bulamadığını belirterek, kıdem, ihbar, maddi ve manevi tazminat ile yıllık ücretli izin alacağının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesini ayrı bir tüzelkişiliğe sahip olan Sağlık Sosyal Yardım Sandığı ile akdetmiş olduğunu, bu nedenle davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekeceğini(*), davanın süresi içinde açılmadığını, davacının iş akdinin hastaları görmeksizin adlarına reçete düzenlemek suretiyle sandık zararına sebebiyet verdiği yolundaki iddialar üzerine konuya ilişkin soruşturma sonucunda düzenlenen raporla görevini kötüye kullandığı sonucuna varılarak iş sözleşmesinin İş Kanunu m.17/II-d maddesi gereğince feshedildiğini, iş akdi haklı sebeple feshedildiğinden ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücreti isteminin yerinde olmadığını, ceza mahkemesince verilen ortadan kaldırma kararının suçun varlığını ortadan kaldırmadığını, davacının maddi ve manevi zararının varlığını kanıtlaması gerektiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, iş sözleşmesinin incelenmesinde, sözleşmenin işveren tarafında "... Sağlık Yardım Sandığı"nın yer aldığı görülmüş ise de davacının ücret bordrolarında davalı Kurumun isminin yer aldığı ve ücretin davalı tarafından ödendiği, keza iş sözleşmesinin davalı tarafından feshedildiği, iç yazışmalarda da davacıdan ... İl Müdürlüğü personeli olarak bahsedildiğinin tespit edildiği, bu delil durumu karşısında davalının husumet yokluğu savunmasına değer verilemeyeceği kabul
edilerek, davacının şikayet hakkını kullandığı ve davacı hakkında kamu davası açıldığı, bu nedenle maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, yıllık ücretli izin alacağının fesih tarihi ve dava tarihine göre beş yıllık zamanaşımına uğradığı, her ne kadar hakkında açılan kamu davasında davacının beraat etmeyip zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiği görülmekte ise de dosyada mevcut bilirkişi raporunda davacının gerek ... çalışanları gerek Emekli Sandığı iştirakçisi hastalar bakımından davacıya isnat edilen suçu işlemediği yönünde kanaat açıklanmış olması karşısında davalı işverenlikçe davacının iş özleşmesine aykırılık teşkil eden ve giderek sadakat borcunun ihlali sonucunu doğuran nitelikte ve ağırlıkta "doğruluk ve bağlılığa uymayan bir davranış"ta bulunduğunun kanıtlanamadığı, buna göre işverence açıklanan feshin haklı bir nedene dayandığının kabul edilemeyeceği bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacağının bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatının davalı işverenden tahsiline karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Davacı vekili, Ceza davasının zamanaşımın kestiğini, yıllık ücretli izin alacağının bu nedenle reddinin hatalı olduğunu, iş sözleşmesinin gizli ibare ile feshedildiğini, haklarının ihlal edildiğini, maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddinin doğru olmadığını, davalı vekili ise feshin haklı nedene dayandığını belirterek kararı temyiz etmişlerdir.
E) Gerekçe:
1. Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davalı vekilinin temyizine gelince;
Öncelikle Ceza hukuku ve Medeni Hukuk arasındaki ilişkide T.Borçlar Kanununun 74. maddesinin değerlendirilmesi gerekir(Eski Borçlar Kanunu Mad. 53) Maddeye göre "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz" şeklinde düzenlenmiş ve kural olarak bağımsızlık ilkesi benimsenmiştir”.
Düzenlemeye göre hukuk hakimi kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değildir. Ancak; aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak yapılan maddi olgular ile bağlıdır. Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak delilleriyle tespit edilip edilmediği olmalıdır.
Dosya içeriğine ve kesinleşen ... 5. Ağır Ceza Mahkemesi 2001/377 E, 2007/147 K. sayılı ilamına göre, davalı kurumda doktor olarak çalışan davacı hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçlaması ile kamu davası açılmış ve yapılan yargılama sonunda “dolandırıcılık suçundan beş yıllık zamanaşımı nedeni ile kamu davasının ortadan kaldırılmasına, sahtecilik suçundan hastalar için sahte sevk kağıdı düzenlediği gerekçesi ile kamu davası açılmış ise de tek başına düzenleyip imzalamadığı, ön büroda kendisine gelen sevk kağıtlarını havale ettiği, bu durum karşısında sevk kağıdını bilerek ve isteyerek düzenlediği yolunda bir vicdani kanaat varılamadığı, ancak bilirkişi raporunda vurgulandığı gibi bazı hastaları görmeden havale etmesi nedeni ile eyleminin görevini kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, fakat bu suçtan da beş yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeni ile kamu davasının ortadan kaldırılmasına” karar verildiği, davacının beraat etmesi gerektiği gerekçesi ile temyiz isteminin Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından incelendiği ve 16.04.2011 gün ve 2008/13570 E, 2011/4714 K sayılı karar ile temyiz itirazlarının yerinde görülmeyerek kararın davacı yönünden onandığı anlaşılmaktadır.
Ceza mahkemesi kararında davacının görevi kötüye kullanma suçunu işlediğine dair maddi olguya dair tespit hukuk hakimini bağlar. Gerçekten de davacının hastaları görmeden sevk kağıdı düzenlediği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Davacı, işverenin güvenin kötüye kullanmış olup, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunduğundan, iş sözleşmesinin bu nedenle feshi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II.d uyarınca haklı fesihtir. Davacının kıdem ve ihbar tazminat isteklerinin reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy